Sufi Rock Grubu “Kör Talih”

Sayı 71 - Kasım-Aralık 2016

 

“Göçebe bir buluttum,

Adım neydi unuttum.

Yağamadım bir türlü,

Hep içimde biriktim.

Durdum durdum duruldum,

Sustum sustum çoğaldım.

Sonunda âşık değil,

Aşk oldum bak aşk oldum.”

-KörTalih -Göçebe

 

Müzikleri oldukça farklı olan “Kör Talih”in eserlerini ‘Rûhânî Rock’ diye tanımlayan da var, ‘Türk sanat müziğinin rock hâli’ diye yorumlayan da… Ama daha çok “Sûfî Rock”  deniliyor. Sözleri de farklı Kör Talih grubunun, ne suya sabuna dokunmayan ‘lay lay lom’ dedikleri cinsten, ne de protest bir havada. Daha derinden, daha şiirin içinden, daha çok felsefi, Sûfî… 

İsmini “Nazar” adındaki şarkılarından alan ve müzikte kendilerine  ‘Sûfî Rock’  kulvarını açan albümlerinin kartonetinde bu cümle yazılı Kör Talih grubunun. Epey bir tefekkürden süzülen; Erkin Koray’dan, Orhan Gencebay’dan, Sadri Alışık’tan, dergâhtan, meyhaneden,  İstanbul gecelerinden, aşktan ve elbette çileden beslenen bir teşekkür…

Kör Talih ismi nereden geliyor?

İsim daha çok grubun doğduğu yıllar, yaşadıkları muhit, beslendiği kültür’den geldi. Çocukluk yaşlarında sokakta birlikte oynayan, Lise yıllarında birlikte müzik yapmaya başlayan gençlerden bahsediyoruz 80’li yıllar, 60’ların 70’lerin bir enkazı gibiydi ama o yılların etkisi de sürmekteydi. Biz o zaman çocuktuk 90’larda gençtik. Fatih ve civarı Balat’ta, Draman’dayız. Garip, kozmopolit bir yer. Tekkeler, Câmiler, Kiliseler… Otobüs durağına gitmek için yürürken turistik gezi yapıyorsun. Türk filmleri izleniyor tek kanallı televizyondan, fakir adam zengin kızı seviyor, kavuştukları anda kaybediyor, bunu izleyerek duygulanan insanlar var hala yanı başımızda.  Güzel bir saflık ve neşe var, bir yandan da garip bir hüzün var havada, semtten göçürülen ilk ‘yerli’ lerin yerine konamayan gülümsemesi, yerine göçenlerin farklı kültürlerle bezeyişi, kalanların yâd edişi… Sanki talih hiç buralara uğramayacak gibiydi, biz böyle bir havada bulduk bu ismi, çok eleştiri de aldık. Grubun sık sık dağılıp toplanması bir yana, başımıza gelen aksilikleri bile bazen isme bağladık. Karşımıza sonradan çıkan örneklerle anladık Kör Talih’in asıl anlamını. Bateristimiz Göksan Göktaş, Filibeli Ahmet Hilmi’nin Âmâk-ı Hayal kitabında almış cevabını, bana ise Grek Mitinde Themis gösterdi, gözleri bağlı. Talih-felek kördür, kimseye iltimas geçmez, kimin bahtı, “karma”sı ne ise onu yaşar. Bunun üzerine uzun bir makale yazılabilir, ama okuyucuların tamamlayacağını düşünüyorum. Biz sonradan anladık ki ne kadar derin ve insan ruhuna kapılar açan bir isim koymuşuz zamanında…

İsmi gibi grubun hikâyesi de ilginç olmalı, nasıl bir araya geldiniz? 

Valla o kadar uzun zaman oldu ki 1995’den bu yana aralıklarla da olsa müzik yapmakta Kör Talih grubu…  Ama ekibin dostluğu daha da eskilere dayanıyor, kurucuları Muharrem Güzel (gitar) ve Göksan Göktaş (davul) İstanbul’un birbirlerini çocukluktan tanıyan mahalle arkadaşları bir süre sonra yanlarına yine mahalleden Hasan Saygın(basgitar)’ı ve Bülent Güven’i (halen Kurtalan Express’te klavye) alarak Kör Talih grubunun temelleri atılıyor. Ben de ekip üyeleri ile lise yıllarından bu yana farklı projelerde birlikte çaldım. İlk solist ve Neyzen Hüseyin Kılıç’ın ayrılması ile Neyzen Emre Tombul ile birlikte 2001 yılı sonunda dâhil oldum.

2001/2007 yılları arası en aktif dönemimiz.  İlk on yılın akabinde 2006 Aralık ayında “Nazar” adında bir albüm yayınladık. Albüm müzik eleştirmenlerince yazılı basında oldukça olumlu tepkilerle yer almasına rağmen, çeşitli sebeplerle 2007 sonunda grup dağıldı. İşler güçler yoluna sokulduktan sonra daha fazla ayrı kalamayıp 2014’de yeniden bir araya geldik. Son iki yıl içinde albümden ‘Alâmet’ adlı şarkımıza klip çekildi, TRT Belgesel ve TRT Müzik kanallarında iki ayrı programın ana konusu olduk, çeşitli konserler verdik ve en önemlisi yeni şarkılar yaptık.

Başta sizi takdim ederken Sûfî Rock grubu dedik, nasıl bir tür bu?

Aslına bakarsanız böyle bir tür bizim yaptığımız haliyle yok, yaptığımız müziği dinleyenler ve basın müziğimizi böyle tarif etti bizle birlikte böyle bir tür doğdu, en azından Türkiye’de… Dünyada ise Sûfî Rock şeklinde bir arama yaptığınızda karşınıza çıkan örnekler var. 90’ların sonlarında Pakistan, Endonezya gibi Müslüman ağırlıklı ülkelerde etnik Sûfî müziğinden etkilenip, yerel sazlar ve melodiler kullanan gruplar var. Sözler ise Rûmî’nin ve pek çok yerel Sûfî önderlerinin şiirlerinden derlenebiliyor. Bu gruplara örnek olarak Junoon, Fuzon, Noori, Debu’yu verebiliriz. Ama açıkçası ben pek çoğunu çok da özgün görmüyorum. Kör Talih 95’de kurulduğunda zaten bu gruplar henüz ortada yoktu,  Bizler Moğollar dinledik, Erkin Koray, Orhan Gencebay, Neşet Ertaş… Zaten bana kalırsa, tüm bu müzisyenlerin pek çok şarkısında Sûfîzmin arayışlarını görmek mümkün. Türkiye’de Sûfî müzik denilince ilâhîler, tekke müziği, zikir vb. geliyor. Bana kalırsa İç âlemlerimizdeki arayışımız, ruhumuzu sağaltma çabamızdır Sûfîzm. İslâm dininin daha hümanist ve sanatsal yüzüdür. Ve günümüzde Batı medeniyeti de dâhil olmak üzere tarihte İslâm’ın ulaşamadığı kültürleri etkilediğini görmekteyiz.  Müziğimizde sözler ve ortaya çıkan melodiler ve bizim bunları kullanım şeklimiz dinleyicide böyle bir etki bırakıyor demek. Bunu çok değerli buluyorum. Ama aslında özellikle kafa yorup yaptığımız bir şey değil bu. Böyle bir tür veya imaj kaygımız yok, kendiliğinden oluyor. Aynı şarkılarımız gibi.

Peki, yeri gelmişken nasıl doğuyor bu şarkılar, süreç nasıldır?

Birlikte stüdyo provalarında gelebiliyor melodiler… Bazen de evde küçük bir gitar rifi veya melodi aklımıza geliyor bunu stüdyo da çalınca herkes üzerine bir şey katıyor, ilk başta doğaçlama sözler yazılıyor o anda, sonradan hizaya sokuluyor. Genelde en son sözler geliyor. Her sanat dalında olduğu gibi başta kurgusal bir durum yok yani, tamamen ilham söz konusu, bu aşamada neyle besleniyorsak hayatta, O doğuyor içimizden, melodi oluyor söz oluyor akıyor. Hizaya sokulma aşaması yani düzenleme kısmında kurgu devreye giriyor. Çoğu zaman en zor kısmı da burası oluyor. Çünkü ince detaylar söz konusu, hangi enstrüman nerede girecek, bir melodi kaç kez tekrar edecek vb. pek çok detay. Son hali oluşunca bir kayıt yapılır ki evde dinlensin herkesin aklında kalsın…

Ney müziğinize ne katıyor? Rock müzikte pek alışık değiliz bu enstrümana…

Müziğimiz ile iç dünyamızı anlatmaya çalışıyoruz dedik ya, gücümüzün yetmediği yerde imdadımıza yetişiyor Ney. Bir yerde tıkanıyor insan. Mânâ dünyasının rengi ve dili başka. Konuştuğunuz kelimeler, verdiğimiz sesler yetmiyor anlatmaya. Ney bunu anlatmaya en muktedir enstrümanlardan biri. Şarkılara renk versin fark yaratsın diye eklediğimiz bir enstrüman değil. Grubun bir parçasıdır Ney. Gitar/ Davul gibi. Melodilerimiz makamlı olduğu için ney uyumlu biçimde dâhil olabiliyor müziğimize. Pek çok şarkımızı Pyschedelic Rock kategorisine sokmak da mümkün Türkçeye Rûhânî Rock olarak çevrilebilecek bu türde müzik çoğu kez daha deneysel biçimde yapılıyor. Sahneyi bir laboratuvar olarak kullanan, sadece O an yaratılanı dinlemeniz beklenen gruplar var. Onları da severek dinliyoruz. Ama biz deneyi kendi mutfağımızda yapıp çıkanları çalıyoruz. Parçalarımız şarkı formatında ama onun altını görebilenler için,  büyük bir deneysellik var aslında.

“Hayat denen Muammayı

Çözen de var çözmeyende.

Yurt bilip kendi içinde

Gezen de var gezmeyen de.

Usta yine kırıldı sesim,

Usta bana nefes lazım.

Usta yine silindi yazım,

Usta bana kalem lazım.”

Kör Talih – Muamma

Son olarak geleceğe dair planlarınız neler, Kör Talih’i sizce ne bekliyor?

Talih’in bize de iltimas geçmeyeceği açık, birlikte çok güzel müzik yaptık ama grup müziği zaman ve emek istiyor. Bunu koyabildiğimiz sürece yaşatacağız. Bir de ileriye dönük İstanbul’da bir festival düzenleme hayalimiz var… Dünya’da, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu gibi farklı bölgelerden, çeşitli etnik rock grupları ile bağlantı kurup sahne almalarını sağlamak istiyoruz.

Teşekkür ediyoruz…