Sohbet ve Sembolizma

Sayı 52 - Eylül 2014

Sohbetin sembolizmayla gizemi ve anlatımı bütün ezoterik öğretilerde gerçekliğin değil, hakikatin (Hakikatül Hakaik’in) sırrına ulaşma yolunda ve Mutlak’ı kavramada (müteali) aşkınlığı, deney üstü âleme yükselişi ifade eder.

Âlemler ise biriciklikte (insanın kendi zatında) içsel bir şuurlanma ile deneyimlenerek ve devinerek kavuşma (iştiyak) arzusuyla inişli-çıkışlı (uruç-rücu) olup yakine ulaşmasıyla gerçekleşir.

Sohbetin zaman üstü (bengi), katlı anlatımı dinleyende bir iç sezgiyle arayış (seyri süluk) oluşturur. Bu deneyimin tanıklığının oluşması ise içe (âmâ) doğru yönelmekle ve bunun olması için de murakabeyle (meditation) yani dalınçla birlikte, âlemlerin (miraç) kapısının açılarak seyahate başlanmasıyla ve semalardaki, yani düşüncelerdeki gezintilerle birlikte, talep edende feraset oluşturmaya başlar.

Düşüncelerin şahitliğinin (şuhudunun) açılımı ise sembolizmayı içeren sohbet dediğimiz anlatımla oluşur. Bu anlatımlardaki kavrayış, manevi bir spiritüel tecrübe olmakla beraber dışla (zahir) ve içle (batın) birlikteliğinin ve bütünlüğünün aşkınlığını oluşturarak, dinleyenin sezgilerini harekete geçirir. Bu sebeple sembolik anlatımlar ve şekillerde her sembolün açılımında geriye (tevil), kaynağına dönüşle bir içsel inşâi (constructional), yani ilâhi mabet tasarımını oluşturmaya başlar.

Kullanılan sembolizmanın katlı anlatımı ne kadar fazla olursa dinleyen, gözlemleyen ve deneyimleyen tarafından da manevi seyir o denli artar.

Semboller benzetmeyle (teşbih), dil sanatı (bedii) ile ve kudretlerinin yansımasıyla, Allah’ın esmalarının güzelliğini (niteliklerini) açığa çıkartır. Bu kudretli söz (logos) kullanıldığında zihne hitap etmez, doğrudan kalbe tesir eder ve sonrasında da akılla buluşturur.

Sembolik anlatımların dinleyene yansıması (reflection), anlatan ve dinleyenin karşılıklı hali ile kavuşması (iştiyak) dinleyende yarı uyku, yarı uyanıklık (yakaza) halde iken (uruç) yükselme belirtileri açığa çıkar.

Sembolik anlatımlar ilâhi heyulanın (amorf) kelâma dönüşmesi, kelâmın da beyne (sperm) ekilmesiyle birlikte kalbi de saflaştırarak dinleyende değişime (istihsal) yol açar ve şuur değişikliği oluşturur. Arkasından sükûnet (sakine), sakinleşme, (kontamplasyon) derin bir enerji yayılmasıyla yavaşlama oluşur. Burada devinim durmaz; sadece yavaşlar, dalgaya, titreşime (kuantize) dönüşür ve manevi dinginlik zevki oluşur.

Miracın, miratta (aynada) yansımasıyla birlikte sohbet edenin gezindiği âlemler, kendi hakikatinin tanıklığını hatırlamasıyla (zikir) ve şuurlanmasıyla sembolik anlatımlara dönüşerek dile gelir. Sohbeti dinleyip Cemalullahı gözlemleyerek şahit olanda ise fıtratın (arkelerin) açılımı bir vetire oluşturmakla birlikte, an içinde kavramayı ve bunun arkasından hayret makamına geçişi, hayretten sezgi ve keşfe, keşiften hayranlığa, hayranlıktan da zevke dönüşmeyi kendinde tahakkuk ettirir.

Bu tahakkukun neşesi ve zevki de dinleyenin varlığından cömertlik taşmış (cûd) ve doğmuş olduğu için, ferdi hikmet ahlâkının şuuruna varmış olur ve kendisini biriciklikte topluma hizmet ederek adar.