Sayı 46 - Mart 2014

Sevgi kelimesini sık sık kullanmamıza rağmen, çoğu zaman bu kelimenin anlamını doğru oturtamıyoruz. Sevgiyi, çıkarlarımız, arzularımız, korkularımız, beklentilerimiz için kullanabiliyoruz. Bu yanlış olmamakla beraber gerçeği, hakikati keşfedebilmek için engel oluşturabiliyor, oysa sevgiye ulaşmak için bir sebep aramamıza gerek yoktur.

Sevginin iyileştirici gücü şefkattir. Şehvet ise tutku, arzu, paylaşamama, açgözlülük halidir ve içimizde bir sıcaklık ve ateş hissettirir ve bu ateşin etkisi hayatımızı yönlendirmeye başlar ve bizleri köleleştirir. Bu enerji halini aşabilmek sevgiye götürür ve diğer dış enerjiler tarafından değil, hayatımızı kendi kendimize yönetebilecek duruma gelebiliriz.

Hindu anlayışında “Sevgi” Sanskrit dilinde Kama, Prema ve Bhakti kelimeleri ile ifade edilir.

Kama: Fiziksel ve cinsel ilişkilerden oluşan sevgiyi tanımlar. Kama’da ego ve tatmin duygusu yoğun bir şekilde hissedilir. Huzuru (shanti) ve mutluluğu kama’da bulmak zordur. Bu durumda iyi ve kötü duygular üretilir, geliştirici olmakla beraber aynı zamanda zarar verici de olabilir. İnsanların davranışları arzular tarafından yönlendirilir ve arzular kama yoluyla yerine getirilir. Kama yoluyla arzuları yerine getirmek fiziksel memnuniyet ve tatmini oluşturur. Dharma (evrensel yasa) ise kama’yı düzene koyar.

Prema: Saf sevgi, derinden duygusal olarak hissettiğimiz bir sevgidir. Her ne kadar içsel olarak derinden sevsek de aslında içten içe bu sevginin karşılığını bekleriz ve eğer karşılık bulamazsak acı çekmeye başlarız. Bu tarz sevgide yine gizliden ego devreye girmiştir.

Bhakti: Sevginin en yüksek formudur. Koşulsuz, sonsuz, ilâhi, yüce olana bağlanmayı anlatır. Bhakti; ruh, ilâhi, kozmik bilinç seviyesinde bir sevgidir. Bhakti, sevgiyle bağlı anlamında olan “Bhaj” kökünden gelir, herhangi bencilce istekler yoktur bu sevgide, korku da yoktur. Adanan kişi hisseder, inanır, kavrar, hayal eder. Prema’nın adanan kişi tarafından kalben açığa çıkmasıdır. Bhakti ilâhi sevgidir. Kendi özünü keşfederek, diğerlerini beden ya da zihin olarak değil özünü, ruhunu görebilmeyi sağlar; ruhlar ayrı değillerdir ve diğer ruh ile buluşulduğunda bütün, tam, bir olunur.

Prema yolu duygusal memnuniyettir. Sevgiyi vermek bile, duygusal arzuyu yerine getirmektir. Bhakti duygusal sevgiden daha fazladır. Duygusal sevgi gelir ve gider, bu her zaman değişir. Fiziksel, duygusal açıdan kendimizi çoğu zaman eksik hissederiz, başka birinin ya da bir şeyin sevgisi ile tamamlanmak isteriz, ama arzular ve hırslarla bağlandığımız ve sevgi sandığımız şey gelip geçicidir ve asla bütünlük hissi vermez. Ancak içsel olan sevgiyi keşfettiğimizde tamlık hissini algılayabiliriz.

Hindu anlayışına göre içinde bulunduğumuz “Kali Yuga” zaman döngüsü, yani karanlık çağ ya da demir çağ dönemi, negatif enerji, kaos, kötülükler, çatışmalar, karmaşa açısından yoğun bir dönemdir. Materyalist değerlerin arttığı, şehvetin, ahlâki bozulmanın çoğaldığı bu sistemde var olabilmenin yolu koşulsuz sevgiden doğan iyilikten geçer. Olumsuzluklar, kötülükler olsa da her şart altında evrensel dengelerin farkına vararak,  bazen çok zor olsa da her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu kabul ederek koşulsuz sevgiden vazgeçmemek gerekir.

Her şeyi kabul ettiğimizde bütün hale ulaşabilir ve birbiri ile her şeyin ilişkili olduğunu görebiliriz. Hayatı kabul edip rahatlamak nefeslerimizi derinleştirir; nefesler yavaşladıkça, evrenin ritmine uyum sağlamaya başlar. Nefesler evren ile aramızda kurulmuş bir bağdır. Nefesi izlediğimizde, içinde akan hayat enerjisini algılamak, varoluş ve evren ile kendimiz arasında fark olmadığını görmemizi sağlar. Nefes alıp verişler kendiliğinden olur ve evrenin içimize girip çıktığını hissedebiliriz. Nefesle hareket eden yaşam enerjisi bizi tazeler, canlandırır.

Meditasyon durumunda, varoluşun ritmi içine girdiğimizde oluşan sonuç sevgidir. Bütünü algılar ve diğerinin artık öteki olmadığını kavrayabiliriz.

Sevgi sayesinde her insanın zayıflıklarını, zaaflarını, kusurlarını kabul eder, beklentisizce herkesin değerli olduğunu anlarız ve bu doğal özü görebilmek aydınlanmadır.

Osho “sevginin, aşkın en yüksek hali, yani olgunlaşmış aşk olduğundan, anlayış ve farkındalık ile sevgiye ulaşılacağından” bahseder. Bu farkındalık hali ise meditasyon ile oluşur. Osho meditasyonu bir çiçeğe benzetir ve sevgi ise bu çiçeğin güzel kokusudur. Bu güzel kokuyu yayabilmek için çiçek açmak gerekir der. Meditasyon rahatlamadır, kendini açar ve halin içine düşmek için izin verirsin, aydınlanırsın. Aydınlanmadan önce içeride sevgi oluşmalıdır ki etrafındakilerle bu güzel halleri kıskanmadan paylaşabilesin.

Aydınlanma halinde kişi kendi içinde mutlu, huzurlu (shanti) olduğunda eğer sevgi önceden oluşmamışsa, sevgiyi mutluluğunu bozan bir engel gibi görebilir. Bundan dolayı aydınlanmış birçok insan varken çok az sayıda usta vardır. Usta bu mutluluğu, huzuru, bu güzel halleri herkesle paylaşmak ister. Buda’nın içindeki sevgi gibi, aydınlanmayı bulaşıcı hale getirir.


Kaynakça:

1) Bhakti Vedanta, Narada Bhakti Sutra

2) A summary of Swami Tadatmananda’s Discourse, September 19, 2006 Arsha Bodha Center, Somerset, NJ Summarized by Kishin J. Kripalani

3) Tantra of the great liberation, Arthur Avalon

4) Yoga Illustrated dictionary, Harvey Day

5) Prema Vahini, Sathya Sai Baba

6) Sevgi, Osho