Rüzgâr

23 Ekim 2016
Sayı 01 - Haziran 2010

ah! bir rüzgar ki, bir nefes

tutar elini

geçer ormanın telaşından, bir patikanın yalınlığına erişir

ki, bilir:

ormanı beklemeye adanmış olgun meyve ağacı

şüphesiz! kendilerini beklemektedir

gökyüzü sürekli bir dengededir burada

süzülüp kuşun bir daldan, bir dala konuşu gibi,

biri başlarken bir diğeri anısını bırakır resim gibi gözlerde

ve uçurumlar suskunluğunu emzirirken göğsünde

mitolojiden çıkagelir bir yarı tanrı:

eksikliğini dediler, tamamla da gel

işte bu anda koyunlarını otlatmaktadır bir dağ çobanı

olgun ağaç alır çıngırakları dallarına asar

kadehlere dökülmüştür sesler, uçurumların göğsü dolar

gökyüzü şimdi bir başka dengede, gökyüzüne kuşlar konar

tanrılar memnun..

isterler emanetlerini

dönülür,

patikalar çoğalır yalınlığını azaltmadan

ormanda telaş, aynı telaş

rüzgar ki, gül kokusuyla sevişir

salınır içindeki çıngıraklar…

şüphesiz! kadehlerse..

yüreğinin dilinde bekleşir.