Psikolojide Narsisizm Kavramına Kohut Öncesi Bakış

Sayı 90 – Ocak – Şubat 2020

Narsisizm
sözcüğü, Narkisos söylencesine göndermede bulunarak kişinin kendi imgesine
yönelik sevgisini ifade eder.[1]
Narsisizm sözcüğü psikiyatride ilk kez 1898’de Havelak Alleis tarafından bir psikiyatrik
patolojiyi belirtmek için kullanılmıştır. Bu terimi Paul Nacke, 1899’da, kendi
bedenine genellikle cinsel bir nesnenin bedenine davranıldığı gibi davranan,
yani kendi bedenine tam bir tatmin elde edene kadar bakan, onu okşayan, seven
bir insanın tutumunu tanımlamak üzere kullanmıştır.[2]
Psikanalitik literatüre girmesi Sadger’ın 1908’deki “Viyana Psikanaliz Kurumu”
toplantılarında yaptığı bir konuşmayla olmuştur.[3]

Freud narsisizm terimini ilkin 1910 yılında homoseksüellerdeki
obje seçimine işaret ettiği çalışmalarında ortaya atar. Bu çalışmalarında
Freud, homoseksüellerin, kendilerini, kendilerinin cinsel objesi olarak
seçtiklerinden bahsetmektedir.[4]

Freud,
1910’daki Psikanaliz Üzerine Üç Deneme adlı eserinde narsisizmi normal
bir gelişim dönemi olarak tanımlar.[5]
1914’deki Narsisizm Üzerine Bir Giriş isimli yazısında da narsisizmin bir sapıklık değil,
kendini koruma içgüdüsünün bencilliğinin libidinal bir tamamlayıcısı ve her
canlı varlığa haklı olarak bir ölçüde atfedilebilecek bir özellik olduğunu
söylemektedir.[6]
Abraham, 1919 yılında yayımladığı Psiko-analitik Metoda Karşı
Nevrotik DirencinÖzel Bir Türü
adlı makalesinde,Freud’un 1914’teki Narsisizm Üzerine Bir Giriş adlı
çalışmasına kadar narsisizme ilişkin bir bilginin olmadığını söylemektedir.[7]

Psikoloji
literatüründe narsisizm, ‘birincil narsisizm’ ve ‘ikincil narsisizm’ olarak ele
alınmaktadır.[8]

Birincil Narsisizm

İnsan
yavrusu yaşamın başlangıcında çaresizdir, bakıma, korunmaya muhtaçtır. Bu
dönemde çocuğun her gereksinimi çevresi tarafından karşılanır, çocuk adeta
dünyanın merkezindedir. Fakat çocuk, çevresindekilerin farkında değildir; tüm
uyarılım ve doyumlarını kendi bedeni üzerinden yaşar ve tüm algılayışları
bundan ibarettir. Henüz ego ve id ayrımlaşmamıştır. İşte bu, çocuğun tüm
libidosunu kendi bedenine yatırdığı, kendisi ile dış dünyayı ayırt edemediği,
tüm gereksinimlerinin çevresi tarafından kendiliğinden karşılandığı dönem, “birincil
narsisizm” dönemidir. Freud, birincil narsisizmden, çocuğun bir dış obje
seçmeden önce, kendisini sevgi objesi olarak aldığı durumu anlar.[9]

Freud’a
göre çocuk önce kendisini sevmektedir fakat zamanla yaşadığı deneyimlerle,
kendi güçsüzlüğü, zayıflığıyla yüzleşir ve yalnızca kendisini sevmek veya
kendisinin sevilmesiyle yaşamını sürdüremeyeceğini, bir toplumun içinde başka
insanlarla birlikte yaşamak zorunda olduğunu fark eder. Böylece ister istemez
kendine olan narsisistik sevgisini çevresindeki insanlara yönlendirir.
Çevresindeki insanları sevebilmek için de kendisine yönelik mutlak sevgisinden kısmen
de olsa vazgeçmesi gerektiğinden kendisine yatırdığı narsisistik libidonun bir
kısmını başka objelere yatırmaya başlar. Narsisistik
libidonun, dışarıda bir objeye yatırılmış haline “obje libidosu” denir.[10]

Ego İdeali ve Narsisizm

Çocuğun gelişimi sırasında gerçek dünya ile temas artar ve dünyanın merkezi olmadığını fark eder, yani gerçeklikle
yüzleşir. Aynı zamanda çocuk hem başkalarının eleştirilerine maruz kalmaya
başlar hem de çocuğun kendi eleştirel yargısı uyanır. Böylece birincil
narsisizmi zayıflar. Ama çocuk narsisistik mükemmeliyetini tamamen kaybetmek
istemez. Bunun için narsisistik mükemmeliyetini yeni bir ego ideali biçiminde
yeniden elde etmeye çalışır.[11]
Yani çocuk, birincil narsisizminden vazgeçerken ego idealini kurar. Ego ideali,
çocuğun nasıl olması lazım geldiğini belirlemek, ego kullanımlarını gözlemek,
libidonun objeler üzerinden doyumuna koşullar dayatmak amacıyla, çocuğun narsisistik
incinmeler yaşamaması için kurulur.[12]
Ego ideali, narsisizmin mirasçısıdır.[13]      

İkincil Narsisizm

Freud  “ikincil narsisizm” kavramını ilk kez
1914’te, şizofrenik narsisizmi belirtmek için kullanmıştır. İkincil narsisizm
sürecinde olan kişi, dış dünyadan, dış objelerden çektiği libidosunu egosuna
yatıran kişidir. Yani, önceden objelere yatırılmış olan libidosunu, objelerden
çekilip yeniden egosuna yatırır, yani birincil konumuna geriler (regrese olur).
İkincil narsisizme en iyi örnek, psikoz durumudur. Psikotik kişi libidosunu dış
dünyadan tamamen çekmiştir ve narsisistik libidoya dönüştürmüştür. Ama Freud’a
göre ikincil narsisizm sadece şizofrenik narsisizm anlamına gelmez. Objeler dünyasından
yatırımın mutlak geri çekilimi olmaksızın da, zaman zaman (kişinin yapısal
özelliklerinin tayin ettiği ölçüler dâhilinde) bazı objelerden libidinal
yatırım kaldırılarak kişinin kendisine geri çekilebilir. Bu da bir ikincil
narsisizm örneğidir. Ancak ilki, yani şizofrenik narsisizm, bir mutlaklığı
ifade ederken; ikincisi, ego ile obje yatırımları arasında kendine özgü bir
dengeyi ve devingenliği ifade eder.[14]

Fransız
psikiyatr ve psikanalist Racamier’e göre temel çatışma birincil narsisistik
konumla, anti-narsisistik nesnesel zorlamanın arasında geçer. Racamier şöyle
devam eder: “Yatırım yalnızca narsisistik olursa özne yaşamı için gerekli
olan nesneden uzaklaşacak ve ölecektir. Aynı şekilde, bütünüyle anti-narsisistik
yatırım da özneyi kendiliğinden uzaklaştıracaktır. Öyleyse ruhsal denge narsisistik
ve anti-narsisistik yatırımlar arasında uyum ve denge olmasıdır.”
[15]
Yani, “Narsisistik temel çatışmanın çözümlenmesi ruhsal açıdan bir ölüm
kalım meselesidir,”
denebilir. Narsisistik denge bozulduğunda ve narsisistik
dayanaklar kaybolduğunda narsisistik savunmalar ortaya çıkar ve bu savunmalar
bir yandan psikopatolojik davranışlara yol açarlar, öte yandan ise nesne
ilişkisi ile narsisizm arasındaki karşıtlığı derinleştireceklerdir.[16]

 

İkincil
narsisizme bir başka örnek, Freud’un Ego ve İd adlı kitabında belirttiği
özdeşimdir. Özdeşim amacıyla diğer bir objeye gönderilen libidonun
yeniden egoya dönmesiyle ikincil narsisizm oluşur. Böylece özdeşimde bulunulan
egonun özelliklerinden bir bölümü, özdeşleşen egoya katılır. Bu sayede kişi,
başkalarıyla benzerlikler ve ortaklıklar oluşturarak egosunu zenginleştirir ve
toplumsallaşır.[17]

Freud’la başlayan narsisizm incelemeleri 20 yy. Kohut’un
çalışmalarıyla hız kazanmıştır. Kohut’un çalışmaları psikanalizin narsisizm kavramına bakışını önemli ölçüde değiştirmiştir.
Bu ise başka bir yazının konusudur.


[1] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş
, Bağlam Yayınları, sayfa 75.

[2] Freud, Sigmund; Narsisizm Üzerine ve Scherber
Vakası
; çeviren: Bana Büyükkal, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, Nisan
1998, sayfa 23.

[3] Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün,
Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa 118.

[4] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş
, Bağlam Yayınları, sayfa 77-78.

[5] Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün,
Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa, 118.

[6] Freud, Sigmund; Narsisizm Üzerine ve Scherber
Vakası
; çeviren: Bana Büyükkal, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, Nisan
1998, sayfa 23.

[7] Abraham, Karl; Psiko-analitik Metoda Karşı Nevrotik
DirencinÖzel Bir Türü
,1919, www.icgoru.com

[8] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş,
Bağlam Yayınları, sayfa 77.

[9] a.g.e., sayfa 77.

[10] Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün,
Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa 87.

[11] Freud, Sigmund; Narsisizm Üzerine ve Scherber
Vakası
, çeviren: Bana Büyükkal, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, Nisan
1998, sayfa 39.

[12] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş
, Bağlam Yayınları, sayfa 81.

[13] Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün,
Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa 88.

[14] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş
, Bağlam Yayınları, sayfa 77.

[15] Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün,
Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa 90.

[16] a.g.e. sayfa 90.

[17] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan; Etaner, Ulviye;
Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak; Psikanalitik
Kurama Giriş
, Bağlam Yayınları, sayfa 80.