Prometheus…

Sayı 45 - Şubat 2014

rivayet edilir ki
insan kılığında bir cesaret
bilinmez hala nedeni
elinde bir demet ıtır çiçeği
uzanır olympia’nın vazosuna
taşar kokular
bir beşik gibi sallanır koca dağ
tanrılar gafletin uykusuna dalar

ay çocuklarını toplar sokaktan
perdeleri kapar

kâh ufkun üstünde
kâh önünde gözlerin
dans edip durmaktadır bir kıvılcım
zaman mekâna denk düştüğünde
ateş olur
bir mağaranın içinde bulur kendini
görülür insanın
ayak izleri

sarışın bir gün daha doğrulmaktadır gecenin koynundan

dağlar kaçışır uçurumlar saklanır
nehirler yataklarından fırlar
saçını başını yolar ormanlar
tanrılar uyanmaktadır

gök kubbenin avlusundan girilir
iğnenin deliğinden çıkılır
kim diyecek ki şimdi
yok yok yok

-/-

varsan
varım
içimde kendime ilerleyen tekne
içinde içimi okşayan yüzün
aranırım bulacağımdan emin
helosia’nın mektubunu gökyüzüne gelin etmiş
duvaklı turna
meraklanma
acemiler de erişir menziline geç de olsa bir vaftiz sabahı
bak
campanella’nın kırık çanları
felsefe bahçelerinde gül yapraklarını kanatıyor
oysa üstünde eflatun pelerini sokrates yine yalınayak
bilmezmiş gibi her yolun sonsuza açıldığını
sırtında çarmıhı roma’yı soran da kim
dünyanın zamanını dolanıp da gelmiş galilei
mevlana’nın dergâhında yorgunluk atıyor
dilinde aynı nakarat
işte bağdaş kurmuş tunçtan dev bir adam
düşüncelerine gülümseme ekliyor bir heykeltıraş
en köşede dört at var
hala terliler ama
belli ki mahşere yeni bir sefer var
yol yol olur anılar
saçlarını tararım
bir kırlangıcın dönüşüne sorarım
burası hüzün der acılara yol var

-/-

keşifler buluşlar
fabrika bacaları sınıflar
sistemler kurumlar kurallar
bilim sanat felsefe
yükselen değerler inilen derinlikler
bir kuş uçumudur artık
vaad edilen mutluluklar
ya kuşun yuvası
kuşun yuvası bindokuzyüzkırkiki ortası polonya ovası

kan ve ter içinde mahşerin dört atlısı
bumerang
bumerang
ters dönen girdap
ya da
kendini yutan bir bataklığın öyküsüdür bu

hani tanrı yuvarlanmıştı bir yamaçtan
mavi küre
hangi büyücünün elinde
ilkin sanatçılar düşüyor tablodan bir bir
işte bu da stefan zweig’tir
ah hiroşima sevgilim
biz de sinemalara gidecektik birlikte

yalın hali iyi hali
tüm hallerimle saralı bir soru işareti gibi
ortasındayken kendimin
bir fırtına ki tık nefes
gördün mü der geçeni
-bana benziyormuş biraz-

şimdi
kimi kimden çıkarayım
kim kalsın geriye
suçlu kim

içimde kendime ilerleyen tekne
içinde içimi okşayan yüzün
aranırım bulacağımdan emin

-/-

onca yolun ortasında bir gün
bir patika bulurum
varsın derim kanasın ayaklarım
bir dağ evinin kapısını nasılsa aralarım
heyecanım sarar bedenimi
sessizliğimle süzülürüm içeri
donar kanım
karşımda prometheus
ve onun
buz tutmuş elleri