“Pratyahara” – Duyu Organlarının Kontrolü

Sayı 51 - Ağustos 2014

Öz bilinç ve gerçeklik arayışı dış dünya ile iç dünyamızı birliğe getiren yollardan geçer. Bu yollardan geçerken akıl, zihin, duyular gerçekliği görmemizi engelleyip bulanıklaştırır. Özellikle duyu organlarının yetileri dışsal ve içsel yanılsamalara sebep olurlar.

Kutsal metinler olan “Veda”ları yorumlayan Patanjali, Pratyahara ile yani duyu organlarının geri çekilip, pasif bırakılarak kontrol edilmesi ile gerçekliğe ulaşılabileceğinden bahseder. Duyu organlarının kontrolü ile dış ve iç etkiler merkezlenir.

Pratyahara beş duyunun içsellik, pasiflik yeteneğini kapsar. Fakat bu duyular öz benliğin efendisi değil, hizmetlisidir.

Yanılsamalardan kurtulabilmek için dışarıdaki etkilere ve zihin düşünce akımlarına karşı tepkisiz kalabilmeyi sağlayabiliriz. Bunun için fiziksel bedenimizi rahatlatmayı denemeliyiz. Fiziksel bedenimiz rahatlarsa, zihnimiz de rahatlamaya başlar. Ve ruhsal olarak beden, dış dünyadan kopmadan içeri doğru çekilmeye başlar, çevredeki sesler, görüntüler, beden ısısının farkındadır, fakat bunların kendini rahatsız etmesine izin vermez, duyu organları hâlâ algılar, fakat tepkisiz kalır.

Ashtanga yogayı geliştiren Pattabi Jois, Pratyahara’nın anlamını “Nereye bakarsan bak Tanrı’yı görürsün. Zihni kontrol edebilme bu kapasiteyi sağlar, içindeki atman’ı (içindeki Tanrı’yı) gördüğün zaman, dünyaTanrı ile renklendirilir. Ne görüyorsan onunla kimliklenirsin,” demiştir.

İnsanın gerçekliği bilmesinin temelinde kendini bilmek vardır ve bununla ilgili Yunus Emre’nin eserlerinde, insanın varlığının bir sır olduğu, bu sırrı çözmek için ise dışarıdan içeriye girilerek sonsuz evrene ulaşılacağından bahsedilir.

Pratyahara, duyu organlarını pasif hale getirerek kendi gerçeğimizin değişmesini sağlar. Yani gerçek denilenin bazen duyularla algılanan bir yanılsama olduğu bilinir.

İnsan beyni bilgileri duyu organları ile hafızaya kaydeder, göz görme, burun koklama, dil tat alma, eller dokunma, kulaklar ise duyma yetisine sahiptir. Fakat bu algılar bizi dış dünyaya yaklaştırarak iç dünyamızdan uzaklaştırmaya başlar. Oysa gerçeklik, dış ve için birliğe gelmesiyle, içsel olarak keşfedilmesiyle olur.

Pratyahara, yoganın dışsal bölümü ile içsel bölümü arasında köprü oluşturur.

Kulaklarımız belli bir dalga boyunu duyabilir, gözlerimiz belli bir ışık spektrumdaki renkleri görebilir, 5 duyumuz sadece tüm spektrumun küçük bir bölümünü algılanmasına izin verir. Fakat duyu organlarımızı geri çekersek, farkındalığın en yüksek boyutunu getirirerek gerçekliği değiştirebiliriz.

Ashtanga Vinyasa Yoga’da duyular drişti (odaklanma) ile çekilir. Etrafa bakmak bizi dışarı yönlendirir. Gözleri sabitlemek ise bizi içe döndürür. Nefesin sesini dinlerken kullandığımız duyma yetisi bizi içe, varoluşun özüne döndürür.

Soyutlanarak içe dönmek, yani olmayanı atarak, gerçekliği algılayarak keşfetmeyi sağlar.

Aynı zamanda solunum her an hazır bir meditasyon aracıdır. Kulaklarımızı ellerimizle kapatıp vücutlarımızın ve kafatasımızın içindeki genelde fark edilmeyen sesleri dinlediğimiz zaman, yüksek şuurluluk haline dönmeye başlarız.

Kulakları ellerle kapatıp gözleri de kapatıp sessiz oturarak, sessiz ve yumuşak solumalar ile içten gelen sesi pasif olarak hissederek, dikkati kolaylıkla içe döndürebiliriz.

İçe döndüğümüzde ise sessizlikte Tanrı’ya götüren bir çeşit müzik vardır.

Kaynakça:

– Yoga Illustrated Dictionary, Harvey Day, Kay&Ward Ltd. 1971

– Dünya İnançları Sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu, Remzi Kitabevi, Eylül 1993

– Hint Felsefesi, Heinrich Zimmer, Emre matbaacılık, İstanbul 1992

– Bhagavad Gita