Platon’un “Bir” Hakkında Düşünceleri

25 Ocak 2017
Sayı 66 - Mart 2016

“Onun ne olduğunu ne söyleyebiliriz, ne de yazabiliriz. Fakat sözlerimiz ve yazılarımız ona doğru yönelirler, temâşâya uyanmamız için bizi dilden dışarı çıkarırlar, temâşâ etmek isteyene bir çeşit yol gösterirler. Çünkü ana yolu ve tâli yolu öğrendiğimiz zaman ona kadar gideriz. Temâşâ’ya gelince, o temâşâ etmek isteyen kişinin eseridir. Temâşâ’ya doğru gitmezsek ruh yukarının ihtişamının bilgisine sahip olmazsa, yine ruh aşkının objesini gördüğünde dinginliğe erişen âşığın bu sevdalı tutkusunun etkisine girmez ve bu etkiyi kendinde bulundurmazsa, gerçek ışığı algılayan ve bu ışığa yaklaşarak ruhunu tamamen aydınlatan kişi, yükselmesi sırasında temâşâsına engel olan ağırlığı yanında taşırsa, tek başına yukarı çıkamazsa, kendisini Bir’den ayıran şeyi kendisiyle birlikte götürürse ve birlikte yok olmazsa (Çünkü maddîlikten kurtulmuş ve bütüne sahip değildir) temâşânın objesi var olmakla birlikte, Bir’i algılayanların kendilerini ona, birlikte, onda fânî olacak ve Bir’le kendi aralarındaki benzerlik sayesinde ilişkiye girecek şekilde hazırlayanların dışında hiç kimse de bulunmaz.

Onunla yakınlığı olanlar, ondan gelen güce sahip olurlar. Bu güç onlara Bir’den geldiği zamanki gibi olduğunda Bir’i temâşâ objesi olabildiği ölçüde görmeye yetenekli olurlar. Sonuç olarak temâşâ eden kendi düzeyinde kalmazsa kendi dışında kalırsa, şu nedenlerden dolayı, ya akıl yürütmeyle yapılan bir soruşturmada “imandan yoksun olduğu için” Bir’i suçlamasın ve kendini herşeyden uzaklaştırarak uzlete çekilsin.