Platonik Diyaloglar

Sayı 84 – Ocak – Şubat 2019

Bu yazı; bu yılın konusu ; Felsefe Tarihi çalışmalarında Platon’un Diyalogları konusuna giriş yapabilmek için :bilmek, anlatabilmek ve Düşünce yürüyüşlerinde tecrübe kazanmak fırsatı olarak çalışmaya ve söze dökmeye çaba gösterdiğim sunumun metnidir. Aslında bir yazma denemesidir.

İçeriği: Kısa sürede gerçekleşen küçük bir araştırmadan ve yararlandığım metinlerden derleme de diyebiliriz.

Platon’nun Diyaloglarını okumak anlayabilmek serüveninde düşüncelerime ilk çarpan ve heyecan veren ‘’Hocası ve öğrencisi’’ ilişkisindeki sadakat oldu. Platon hiç kuşkusuz düşüncelerini Sokrates’in ağzından söze dökerken hocasından aldığı ve kendinde damıttığı görüşlerini de paylaşıyor.

Platon’un kaleme aldığı günümüze ulaşan diyalogları Sokrates’in düşündürme tekniği, soru sorarak adım adım düşünmeye yön vermesi, diyaloglarında sonuca bağlanmasa da anlam ve kavram noktasında zihin açan üslubu, esprili yaklaşımı, muhatabı için zihni karıştıran, anlamanın sınırlarını zorlayarak düşündüren söz söyleme yetisi etkileyici idi.

Plátōn; MÖ 427 – MÖ 347), Antik/Klasik Yunan filozofu, matematikçi, felsefi diyaloglar yazarı olarak 20 yaşından itibaren yanından hiç ayrılmadığı, hocası Sokrates’e ölümüne kadar yine eşlik etmiş.

Platon, akıl hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte, doğal felsefe, bilim ve Batı felsefesinin temellerini atmıştır. Geniş omuzları ve atletik yapısı nedeniyle, Yunanca Platon (geniş) lakabı ile anıldı ve tanındı.

Platon’nun felsefi görüşlerinin üzerinde hala tartışılmaktadır. İslam dünyasındaki adı ile Eflatun, batı felsefesinin başlangıç noktası ve ilk önemli filozofudur. Antik çağ Yunan felsefesinde, Sokrates öncesi filozoflar (ilk filozoflar veya doğa filozofları) daha ziyade materyalist (özdekçi) görüşler üretmişlerdir. Antik felsefenin maddeci öğretisi, atomcu Demokritos ile en yüksek seviyeye erişmiş, buna mukabil düşünceci (idealist) felsefe, Platon ile doruk noktasına ulaşmıştır. Platon bir sanatçı ve özellikle edebiyatçı olarak yetiştirilmiş olmasından büyük ölçüde istifade etmiş, kurguladığı düşünsel ürünleri, çok ustaca, ve şiirsel bir anlatımla süsleyerek, asırlar boyu insanları etkilemeyi başarmıştır.
Modern filozoflardan Alfred North Whitehead’e göre Platon’dan sonraki bütün batı felsefesi onun eserine düşülmüş dipnotlardan başka bir şey değildir. Görüşleri İslam ve Hristiyan felsefesine derin etkide bulunmuştur.

Platon’nun felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar,

“bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır.

Sokrates ve Platon’a göre felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin yaşamının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürmekle elde edilebilir. Erdemin temeli “bilgi”, özü “idealar kavramı”, gerekçesi “evrendoğum”, güvencesi “ölümsüzlük”, yaşamsal sığınağı “devlettir.
Platon, elli yıllık uzun bir süre boyunca bu kuramsal yapıyı düşünmüş, ilintili felsefi meselelerle didişmiş ve bu arada görüşlerini düzeltip olgunlaştırmıştır.

Diyalogların genel içeriklerine bakarsak:

Büyük Hippias – Güzellik hakkındadır. Diyalogda Sokrates, dönemin meşhur sofistlerinden Hippias’la tartışır. Güzele dair nihai bağlamda mantıksal indirgeme mümkün olmadığı için diyalog bir senteze ulaşamaz.

Epinomis – Bilge kişiden ve bilgenin sahip olduğu hasletlerden söz eder.

Euthydemos – Sokrates, Euthydemos ve Dionysodoros adlı sofistlerle bilgi ve bilgiye nasıl ulaşılabileceği hakkında tartışır. Sokrates, önermeleriyle sofistlerin akıl yürütmelerini çürütüp onları zor durumda bırakır.

Euthyphron – Din hakkındadır. Tanrıya saygıdan söz eder. Diyalogda bir sonuç/sentez yoktur.

Gorgias – Retorik hakkındadır. Adaletin kimden yana olduğu sorusu etrafında çözümlemeler yapılır. Diyalog boyunca Sokrates’in çözümlemeleri retoriğin içerikten ziyade konuşmanın biçimi üzerinde ihtisaslaşmış bir sanat/bilim olduğunu ortaya koyar.

Kharmides – Bilgelik, ölçülü ve ılımlı davranıştan söz eder.

Kratylos – İsimler ve etimoloji hakkındadır.

Kritias – Atlantis’ten söz eder.

Küçük Hippias – Diyalogun konusu Sokrates ile Hippias arasında haksızlık ve yalandan konulu bir tartışmadır. Doğru sözlü olmak bir erdem olarak yüceltilir.

Lakhes – Cesaret hakkındadır.

Lysis – Dostluk hakkındadır.

Menon – Erdem hakkındadır. Temel soru, erdem öğretilebilir bir şey midir?

Parmenides – İdealar ve özdeşlikten söz eder.

Phaidon – Ruhun ölümsüzlüğünden söz eder.

Phaidros – Ruhun yapısı, sevgi ve güzellikten söz eder.

Philebos – İyi nedir, haz veren iyi midir, diye sorar.

Politikos – Devlet adamında olması gerekenlerden söz eder.

Protagoras – Bilgi ve erdemden söz eder.

Sofist – Theaitetos başlıklı diyalogda başlayan tartışmanın devamıdır. Bilgi hakkındadır. Sofistlerle ilgili çözümlemeler içerir.

Symposion – Aşktan söz eder.

Theaitetos – Bilgi/epistemoloji konulu bir tartışma içerir. Doğru bilgiye ulaşmanın yollarını inceler.

Timaios – Evrenin yaratılışını anlatır. Yaratıcı güç olarak Demiurge’den söz eder.

Sokrates’in Savunmasında

İnsanlık tarihindeki en dikkat çekici ve anlamlı yurtseverlik örneklerinden biri, Platon’un Kriton diyalogunda Sokrates’in yurtseverliğidir. Bu diyalogda Platon, Atina yasaları tarafından gençleri yoldan çıkarmak, şehrin tapındığı Tanrılara tapınmamak ve onların yerine başka yeni Tanrılar koyarak yasayı ihlâl etmekle suçlanan ve yargılanarak ölüme mahkûm edilen Sokrates’le, Sokrates’in yakın dostu, varlıklı ve felsefe konularına karşı büyük ilgi duyan Kriton arasında geçen konuşmaları aktarır. Sokrates, o sırada ölüme mahkûm edilmiş ve cezasının uygulanmasını beklemektedir. Sokrates’in hapiste kaldığı zamanlarda onu sık sık ziyaret eden Kriton ise en son ziyaretinde Sokrates’i hapisten kaçmaya ikna etmeye çalışmaktadır.

Sokrates bunu kabul etmez. Tüm diyaloglarda işlenen doğruluk, bilgelik, dürüstlük, dostluk, cesaret, erdemler, ruhun ölümsüzlüğünü savunması bütün bunları ölümün önünde tam da cesaretle ve savunduğu, iyiyi, güzeli, mutlu olmanın temel gereklerine inancını ispat edercesine kendi ile duruşu ile göstermiştir. Bu aynı zamanda Sokrates’in yurtseverliği, ölümünden kısa bir süre önce gösterdiği inanılmaz kafa ve gönül rahatlığı, büyük filozofun kişiliğinin gerçek bir yanı olarak dikkatimizi çeker.

Sokrates’in Atina yasalarına bağlılığından kaynaklanan yurtseverliğinin temelinde insan sevgisinin varlığı düşünülebilir.

Bu düşünceyi temellendirmede, Hobbes, Rousseau ve Sartre’ın görüşlerinden hareketle, hukukun oluşumundaki temel değer olan “söz verme” temelinde, Kant’ın sözünde durma ile insana saygı arasında kurduğu bağlantıyı düşünebiliriz. Kant’ın kurduğu bu bağlantıya göre, sözünde duran kişi, aynı zamanda insanı araç olarak değil, amaç olarak gören, insana saygı duyan kişidir de.

Sonuç olarak, yasaya bağlılık sözünde durmanın bir ifadesidir. Sokrates, Atina yasalarına bağlı kalarak sözünde durmuş, Atina halkının özelinde insana saygıda temelini bulan insan sevgisini ortaya koymuştur.

Belki de Platon, hocasının kendini savunmasının yetmediğini düşünerek diyaloglarında Onun anlaşılmasını sağlamak için yeniden savunarak ustasına vefasını, sadakatini göstermiştir.

Belki de; Sokrates’in kendi düşüncelerini kaleme almamış olması, düşünceleri hakkında Platon’un kaleminden şahit edildiğimiz bu eserler Platon’un edebi ustalığının kendindekini bir kahraman üzerinden bize aktarmasıdır.

Saygı ve Sevgilerimle,

Sevtap Yasin