Sayı 72 - Ocak-Şubat 2017

Eski Yunan filozofu Platon’a göre evren esir, toprak, hava, ateş ile su olmak üzere beş temel öğeden oluşur. Bu beş öğenin her biri birer eşkenar çokyüzlü olan atomlardan oluşmuştur. Bundan dolayı eşkenar çokyüzlülere platon cisimleri adı verilir.

Platon “Timaus” adlı eserinde bu düşüncesini açıkladıktan sonra çokyüzlüler için şöyle diyordu:

“Tanrının onların sayıları, hareketleri ve diğer nitelikleri arasında uygun oranlar ayarladığını ve bu oranları tam bir mükemmellik içinde bir araya getirdiğini var saymalıyız.”

Tetrahedron                  4 yüzlü Ateş

Hexahedron                  6 yüzlü Dünya

Octahedron                   8 yüzlü Hava

Dodecahedron              12 yüzlü Evren

Icosahedron                 20 yüzlü  Su  

Günümüzde artık atomun ne olduğu anlaşıldığından Platon’un bu görüşü olduğu gibi geçerli değildir. Ama ilginçtir ki; atomlar kristal oluştururken aynen Plato’nun tanımladığı eşkenar çokyüzlü üniteler şeklinde dizilmektedir.

Bu saydığımız şekillerin biri hariç atomlar tarafından oluşturulduğu uzun suredir biliniyordu ama on iki yüzlünün doğadaki varlığı henüz gösterilememişti. “Nature” dergisinin Şubat 2006 sayısına göre bu on iki yüzlünün de atomlar tarafından kristal oluşumunda kullanıldığı ispatlandı.

Nature dergisine göre; bu on iki yüzlü kristal dizilimini Meksika’daki “San Louis Patosi Teknoloji Araştırma Enstitüsü”nden “Josa Luis Rodriguez-Lopez” ile Austin’deki Texas Üniversitesinden “Miguel Jose Yacaman”, “Altın-paladyum” atomlarının her biri 2 nanometre uzunluğundaki kenarlardan oluşan kristal yapısında göstermişlerdir.

IŞIĞIN DİLİNİN ON İKİ YÜZLÜ (DODECAHEDRAL)YAPISI

Pisagor’un parlak öğrencisi Plato, evrenin oluşumunda, on iki yüzlünün, Demiurgus tarafından uygulanan geometrik şekil olduğunu iddia edecek kadar farkındadır. Bu sayılardan bazıları, sıra dışı derin bir anlama sahiptir. On iki yüzlünün içinde üçlü olarak bulunan 4 rakamı, Pisagorcular tarafından kutsal kabul edilir. O kusursuz karedir, çizgilerin hiçbiri diğerini uzunlukta tek bir nokta bile geçmez. O, geometrik olarak ifade edilen, ilâhî eşitlik ve adaletin amblemidir. Bütün güçler ve fiziksel ve spritüel doğanın muhteşem senfonileri, bu mükemmel karenin içinde kayıtlıdırlar. Yoksa O’nun söylenemeyen adı ifade edilemez olarak kalacaktı ve bu kutsal 4 rakamı, eski mistiklerin en bağlayıcı ve ağır yemini, Tetraktis’in yerini almıştı.

Vedalarda, örneğin, M.Ö. 2000 yıl kadar geriye uzanan bir zamanda, Hint bilgeleri ve âlimlerinin, arz küresinin yuvarlaklığı ve güneş merkezli sisteme âşinâ olduklarını görürüz. Pisagor ve Plato bu astronomik gerçeği çok iyi biliyorlardı. Pisagor bu bilgiyi Hindistan’da ya da orda bulunmuş biri aracılığıyla elde etmişti. Plato da ona sadık kalarak öğrencilerine bu bilgiyi yansıtmıştı.

Biçim, tıpkı kristaller gibi belleği saklar. Mükemmel biçim, Phi kodunu içeren on iki yüzlüdür. Pythagoras’a göre elementi ruh ya da eterdir. 12 beşgen, 20 dikey ve 30 köşesi ile iki boyutlu beşgenin ya da 5 köşeli yıldızın üç boyutlu halidir. Tüm proteinlerinizin şeklini bu tanımlar.
Bu on iki yüzlü, yıldız şekline dönüştüğünde hiper boyutlu bir hale erişir. Öyle ki odaklanmış ışık ya da lazer ışınları onun üzerine yansıtıldığında akıllı gölge formları görünüşünde açığa çıkar. Bunlar “a, b,c”, “1, 2, 3” şeklinde ışığın dili olarak adlandırılır.
Altılı ve beşlinin sembolizması insanın ruhsal ve fiziksel benliği olmak üzere iki haline karşılık gelir. Bu, genetik kodla taşınan aynı bileşen şekillerini açığa çıkaran canlı DNA moleküllerimize de yansır. Eğer bir kimyacı bu nükleik asit/proteinleri araştırsaydı altıgen ve beşgenlerin ergimiş çiftlerinin iki çift boyutlu levhacıklarını görecekti.

Burada ilginç olan, altıgenleri bağlayan dörtgenin matematiği. O yalnızca bir dörtgen değil, “Golden Phi” (altın phi ) dörtgenidir. Gerçekte aks olarak davranan 3 phi dörtgeni vardır. Görülmeyen iskelet yapısı on ikilinin içinde bulunur.