Mutluluk Üzerine

18 Kasım 2016
Sayı 39 - Ağustos 2013

Platon’un Devleti’nden Alıntılayan: Ekrem Genç

Sokrates: Şimdi, dedim, zorbanın kendini anlatmak kalıyor: Bu insan demokrasi insanından nasıl çıkar? Çıkınca ne olur? Nasıl yaşar? Mutlu mu olur, mutsuz mu?

Glaukon: Evet, bu kaldı incelenecek.

Sokrates: Ama biliyor musun ne eksiğimiz var?

Glaukon: Nedir o?

Sokrates: İstekler üstüne bir şey. İsteklerin özünü ve çeşitlerini yeterince aydınlatmak. Bu nokta karanlık kaldıkça yolumuzu iyi göremeyiz.

Glaukon: Şimdi aydınlatmaya kalksak olmaz mı?

Sokrates: Olur elbet. Üstünde durmak istediğim şu: Zorunlu olmayan istekler, zevkler arasında bir de bozuk diyeceğim istekler var. Doğuştan herkeste bulunur sanırım bu istekler; ama kanunlar, iyi istekler geri iter bunları; insan akıl yoluyla da bunları içinden söküp atabilir ya da sayılarını, güçlerini azaltabilir. Ama herkes yapamaz bunu, birçoklarında bu bozuk istekler artar da eksilmez.

Glaukon: Evet ama nedir bu bozuk dediğin istekler?

Sokrates: Biz uyurken uyanan istekler. Bizi dizginleyen, yumuşatan, düşündüren tarafımız uykuya daldı mı tıka basa yiyip içmiş hayvan tarafımız silkinip kalkar ayağa; boş bulduğu meydanda at oynatmaya, dilediğini yapmaya yeltenir. Nelere el atmaz o zaman, bilirsin: hiçbir hayâsı, ölçüsü kalmaz. Dökmeyeceği kan, yemeyeceği halt kalmaz.

Glaukon: Çok doğru.

Sokrates: Ama sağlığı sağduyusu yerinde bir insan düşün; uyumadan önce aklını uyandırsın, güzel duygulara versin kendini. İsteklerini ne aç bıraksın ne de tıka basa doyursun ki uyusunlar; ne coştursun ne de küstürsün onları ki aklını karıştırmasınlar. Düşüncesi duyulardan sıyrılıp kendi kendini yoklasın; geçmişte, bugünde, gelecekte akıl erdiremediği şeyleri anlamaya çalışsın. Öfkesini tutmasını da bilen bu adam, kimseye çatmış olmadığı için, rahat yürekle uyur. İçindeki bu iki yanı yatıştırdıktan sonradır ki ferahlığa ulaşır ve istek ancak o zaman üçüncü yanını, bilgeliği bulur; ancak o zaman gerçeği en iyi görecek duruma gelir; korkunç rüyalara, kâbuslara en az sürüklenir.

Glaukon: İnanırım buna.

Sokrates: Sevgi (libido) başa geçince öteki istekler başlar vızır vızır onun çevresinde dönmeye. Duman duman güzel kokular, çiçekler, şaraplar, türlü türlü keyifler, eğlenceler sevgiyi (libidoyu) besledikçe besler, kıvamına getirirler; ona şehvet iğnesini de batırdılar mı tamamdır; o zaman sevgi (libido), gönlün bu güzel sultanı çılgınlıkla kol kola girip delikanlıyı çileden çıkarır. Biraz sağduyu, biraz ölçü, hayâ kalmışsa içinde, onu da öldürüp atar dışarı. Böylece boşalttığı gönlünü bir acayip delilikle doldurur.

Glaukon: Zorba bir insanın doğuşunu anlatıyorsun.

Sokrates: İşte onun için sevgiyi (libidoyu), Eros’u öteden beri bir zorbaya benzetirler ya!

Glaukon: Olabilir.

Sokrates: Sarhoş insanda da zorbalığa kayan bir taraf yok mudur, dostum?

Glaukon: Vardır sahi.

Sokrates: Demek ki dostum, bir insanı tabiatı, alışkanlıkları ya da her ikisi birden sarhoş, âşık, deli ettiler mi o insanın zorba olmak için hiçbir eksiği kalmamıştır artık.

Glaukon: Öyledir doğrusu.

Sokrates: Ömürleri boyunca kimsenin dostu olamaz bu adamlar; ya efendidirler, ya köle. Gerçek özgürlük gerçek sevgi, zorba ruhlu bir insanın hiçbir zaman tadamayacağı bir mutluluktur.

Glaukon: Buna şüphe yok.

Sokrates: Öyleyse bunlara inançsız insanlar demek doğru olmaz mı?

Glaukon: Olur.

Sokrates: Şimdi toparlayalım söylediklerimizi: En büyük haydut kimdi? Rüyasında yaptıklarını uyanıkken de yapan adam değil mi?

Glaukon: Evet.

Sokrates: İşte içinde zorbalık olan bu adam zorbalık düzenini yürüttükçe de bu hali günden güne artar.

Glaukon: İster istemez.

Sokrates: Peki ama insanların açıkça en kötüsü, ister istemez en mutsuzu da değil midir? Zorbalığı en fazla sürdürmüş, sonuna vardırmış adam en derin, en sürekli mutsuzluk içinde yaşamış adam olmuyor mu işin aslında? Ne dersiniz? Çokları başka türlü düşünür bunu.

Glaukon: Başka türlü olamaz.

Sokrates: Peki bu hale düşen ruha ne dersin sen? Özgür mü, köle mi?

Glaukon: Köle derim tabii.

Sokrates: Öyleyse zorbanın ruhu da, bütün ruhu demek istiyorum, dilediğini yapamaz. Kendisini boyuna dürten tutkunun sürdüğü yere gider, zorla; tasalar, üzüntüler eksik olmaz içinden.

Glaukon: Olmaz elbette.

Sokrates: Zorbanın emrindeki ruh da ister istemez yoksul ve açtır öyleyse.

Glaukon: Doğru.

Sokrates: Böyle bir ruh korku içinde yaşamaz mı?

Glaukon: Çaresiz.

Sokrates: Demek ki, kim ne derse desin, insan ne kadar zorbaysa o kadar da köledir. En kötüsü insanlara yaranmak isteyen, aşağının bayağısı, kötünün kötüsü olmaz mı? İsteklerini biraz olsun doyuramaz bu adam. Her zaman birçok eksiği vardır; içini toptan gören bir göz için aslında fakirin fakiridir. Ömrü boyunca da korkular, kaygılar içinde kıvranır.

Glaukon: Aklı başında hiç kimse buna hayır demez.

Alıntılayanın Notu: Sabahattin Ali – M.Ali Cimcoz çevirisinde “sevgi” yanında (libido) eklemi kitabın orijinalinde olmayıp anlamı güçlendirmek için konulmuştur. (Ekrem Genç)