Menem…

Sayı 12 - Mayıs 2011

Lâ taayyün rütbesine mebde-i ulâ menem

Âdem-i yektâ özünde nükte-i garrâ menem

Künh-i Zât’ım, derk olunmaz nokta-yi kübrâ menem

Resm ü sûretten mücerred âlem-i mânâ menem

Nefy edip ten milkini, isabet olan “İllâ” menem

Gûş-i câna söylenen telkinimi fehm eyledim

Hayder-âsâ kal’a-yı vehmi bütün hedm eyledim

Cümle ebvâb-ı zununu aşk ile redm eyledim

“Men aref”ten okuyup dersim bugün hatm eyledim

Küntü kenzin sırrına erdim bu dem, mollâ menem

Kenz-i mahfi’den olup cümle hakâyık âşikâr

Doldu iklim-i âdem, oldu bu kesret bî-şümâr

Cezbe-i tevhid ile gönlüm olunca neş’e-dâr

Mâsivâyı terk edip, varı yok ettim, yoğu var

Şimdi Kaf ü Ha’da cevlân eyleyen ankâ menem

Ey semend-i himmeti rah-i taharrîde yoran

Ey düşüp sahrâ-yı ye’se acz ü hayretle duran

Ey özün derk etmeyip çun ü çiradan dem vuran

Esselâ! Gelsin gelen, sırr-ı hakikatten soran

Bahr-i vahdet içre cana, dürr-i beynehümâ menem

Ma’din-i ruh-i fütûhum, feyz-i rahmet bulmuşam

Menzil-i vahy-i sünûhum, nûr-i hikmet bulmuşam

KENZÎ’yem, zâtımda bir özge hakikat bulmuşam

Kâdirîyem, kudret-i Kadir’le kuvvet bulmuşam

Himmet-i pîran ile gör kim aceb dânâ menem

Mini Sözlük

Bahr-i vahdet: Vahdet deryası

Bî-şümâr: Sayısız, pek çok

Cevlân: Şam’da bir dağ

Dânâ: Bilgili, âlim

Dürr-i beynehümâ: İnci(ler) arasında

Ebvâb-ı zunun: Can kapıları

Esselâ: Namaza davet nidâsı

Gûş-i cân: Can kulağı

Himmet: Manevi yardım

Kaf ü Ha: Arapçada sayı değeri 100 olan bir harf – mitsel bir dağ adı – Kuran’da bir sure

Kenz-i Mahfi: Gizli hazine

Künh-i Zât: Zâtın özü, cevheri

Lâ taayyün: Meydana çıkmamış, taayyün etmemiş

Ma’din-i: Allah’ın yerde halk ettiği

Mâsivâ: O’ndan gayrısı, dünyevi şeyler

Mebde-i ulâ: Evveliyâtın kaynağı, ilk başlangıç

Men aref: Kendini bilen

Nokta-yi kübrâ: Büyük nokta (Ekber’in müennesi)

Nefy: İnkâr etmek, olumsuzlamak

Nükte-i garrâ: Parlak, nurani söz

Rah: Sanmak, zannetmek – yol

Ruh-i fütûhum: Fetih ruhu, kurtarış ruhu

Sahrâ: Çöl

Semend-i himmet: Himmet atı

Taharrî: Araştırma, arama

Ten milki: Ten mülkü

Yektâ: Eşsiz, yalnız

Ye’s: Emelindek kesilmek, ümitsizlik

Vahy-i sünûh: Düşünmeden, kalbe gelen mânâ