Lekesiz Aklın Sonsuz Günışığı: Özgürlük

Sayı 94 - Eylül – Ekim 2020

“Ruhun ereği özgürlüktür.”
G.W. Friedrich Hegel

“Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz.” 
Immanuel Kant

Tarihte iz bırakmış bu iki düşün
adamına ait aforizmalarda öz aynıdır: Kant özgürlüğün önündeki engelin aklı
kullanmaktan duyulan korku olduğunu anlamış, Hegel özgürlüğün evrensel biçimiyle
insanlığın asıl hedefi olduğunu görmüştür.

İnsan kendinde tanrısal (sonsuz
iyilik, erdem ve güzellikten) izler taşır.  Bu nedenle kendisini öteki nesnelerden ayırır,
bu ayrım bilme eylemi için ilk ve zorunlu adımdır. Bilme eyleminde,
zemin bilgidir, nesnelerin dışında kalarak, onları oldukları haliyle, öznel bir
katkı olmadan düşünüp bilme imkânının koşulu bu şekilde oluşur. Düşünce ancak
nesneyi bilme yoluyla kendinin kılar, böylece bilme ve nesne arasındaki
ayrım ortadan kalkar. Ayrımın ortadan kalkmasıyla birlikte düşünceye karşı olan
dışsal direnç ve engel de ortadan kalkar. Sonuçta; sınır koyan engelin
yokluğundan “özgürlük doğar”. Düşünce ve nesne arasında tanımlanan aşamaların
her birini ötekine bağlayan şey keyfiliğin çürük bağı değil, ancak zorunluluğun
sağlam zinciridir.

Bu formülasyon sonucunda insanın
ikili birlik; diyalektik bir varlık olduğunu söyleyebiliriz. İnsan hem hayvan,
hem insan, hem doğal hem ruhani, hem bilen hem de bilmeyen taraf olmuştur, varoluşundan
itibaren sürekli bu gerilimi aşmaya çalışır; Hayvan yanı onu hep aşağıya doğru
çeker, düşünen yanı ise inişe direnç göstererek doğal güdülerin egemenliğine başkaldırır.
Kendini aşma çabası tarihin gelişiminin ve diyalektiğinin kaynağıdır.

Gerilimin altında yatan enerji insanın
yeteneklerinin açığa çıkarma yazgısından beslenir, bu süreç ancak akılla
gerçekleşir, yeteneklerin gelişimi insanın kısıtlılığının ve sonluluğunun
aşılmasına yöneliktir çünkü doğa ve toplum içinde insanı kısıtlayan şeyler esas
olarak bilgisizlik, gelişmemiş ahlak ve estetik duyu yoksunluğudur.

Bilgi, ahlak ve estetik alanlarında
işleyen yasalar, aynı zamanda insanın kendi yasaları yani “düşüncenin yasalarıdır”.
İnsanın, kendi dışındaki yasaların, kendi kafasındaki yasalarla aynı olduğunun
farkındalığını ele geçirişi, “özgürlük duygusudur”.
Bir başka ifade ile insan aklı ve doğadaki akıl, insan aklı ve toplumsal akıl,
insan aklı ve estetik akıl olarak bölünmüş olmanın üstesinden gelmek, bu
bölünmüşlüğü “birleyerek” ortadan kaldırmak amaç; sonuç ise özgürlüktür.
Tarihsel sıfatına layık bütün toplumsal olaylar özgürlüğün gerçekleştirilmesi
hedefine yöneliktir.

İnsanoğlu özgürlüğe yeteneklidir, ama
doğuştan özgür değildir. Doğuştan sahip olduğu bu yeteneği gerçek kılmak için
alacağı yol uzun ve zorludur. İnsanlık tarihi, bu amacın içinden geçtiği
ortamların, koşulların ve zorluklarının doğurduğu acılarla ve ne mutlu ki
zaferlerle doludur.

Tarih bu zaferler üzerinde yükselir.

2013
Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması “Başarı Ödülü”

Ali
Raşit Karakılıç


[1] Lekesiz Aklın Sonsuz Günışığı başlığı, 2004 yapımı “Eternal Sunshine of the Spotless Mind”
filminin adının Türkçeye çevrilmiş halidir.