Lâm ile Elif'in Aşkı*

• Bil ki Lâm ve Elif birlikte yanyana durdukları zaman, dost olurlar ve her biri diğerine bir eğilim duyar. Bu eğilim hem bir tutkudur (heva), hem de bir ilgidir (garaz). Demek ki eğilim ancak bir aşk hareketinden doğmaktadır… Lâm bu babda Elif’ten daha güçlüdür, çünkü o Elif’ten daha çok âşıktır. Onun himmeti daha mükemmel bir varoluşa, daha tam bir fiile sahiptir. Elif daha az âşıktır. Onun himmeti Lâm’a bağlanma bakımından daha azdır; işte bu nedenle ayakta dimdik duramamıştır.

Elif’in meyli, Lâm’ın himmetiyle kendi üzerinde Lâm’ın fiilinin etkisi yönünden değildir. Onun meyli sadece Lâm’a doğru latif nimetlerle inişidir; bu da Lâm’ın aşkının onun üzerinde yer alması içindir. Görmüyor musun Lâm bacağını Elif’in ucuna nasıl da doluyor ve ona nasıl sarılıyor, onu elinden kaçırmamak için?

      (Lâ)

• Acaba bu yazılış şeklinde hangisi Elif’tir hangisi Lâm? İkisini de kabul mümkündür. İşte bu nedenle, dil uzmanları bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Lâm’ın ya da Hemze’nin harekesini -ki Elif’in üzerinde olmaktadır- nereye koyacaklar? Bir grup lafza uymuşlar, söyleyişe bakmışlar ve ilk harfe koymuşlar; Elif sonraki harftir, demişlerdir. Bir diğer grup ise, yazılışlarına bakmışlardır. Öyleyse bunu yazan ilk önce hangi harfin bacağından başlıyorsa, ilk yazdığı Lâm’dır, ikincisi Elif’tir.

İşte bütün bunlar, aşk halini sağlar. Bu aşktaki samimiyet ve sadakat; âşığı, mâşuku istemeye doğru yöneltir. Bu yönelişteki (teveccüh) samimiyet ve sadakat ise, mâşuktan aşağı doğru gelen bir visali, bir kavuşmayı sağlar. Muhakkik ise şöyle der: “Bu eğilimin, bu meylin sebebi, âşık ve mâşuk nezdindeki marifettir, tanıma ve bilmedir; her biri kendi hakikatine göre diğerini tanır, bilir.

LâmElif çözülmesinden ve şeklinin bozulmasından, sırlarının açığa konulup ibraz edilmesinden ve isminden ve resminden fanî olmasından sonra; cins, ahit, tarif ve ta’zim hazretinde zuhur eder. Bu şudur: Elif Hak Tealâ’nın payı ve Lâm insanın payı olduğundan, Elif ve Lâm, bu iki harf cins ifade ederler. Dolayısıyla Elif ve Lâm’ı zikrettiğin zaman, bütün kâinatı ve onu Vâredeni (mükevvinehu) zikretmiş olursun.

Bizzat Lâm’ın boyu Hak Tealâ’ya aittir ve Lâm’ın hissedilen (görülen) yarım dairesi, yaratılmışlara (halk) ait olan Nun’un şeklidir. Lâm’daki Nun, Lâm’ın boyu durumunda olan Elif alındıktan sonra meydana çıkar. Bu dairenin görülmeyen, gaip olan öteki ruhanî yarısı ise Melekût âlemine aittir. Dairenin çapını ortaya koyan Elif ise, emir içindir; o emir de “Kün!” yani “Ol” emridir.

* Muhiddin İbn’ül Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye’nin I. cildinden alıntılar. Fütuhat’ın bu bölümü Harflerin İlmi adı altında ayrıca bir kitap olarak da yayınlanmıştır. (Asa Kitapevi, Çeviren: Mahmut Kanık.)