Konuşmada Gerçek ve Yalan

7 Ağustos 2016
Sayı 68 - Mayıs-Haziran 2016

Kutsal Yazılar konuşma dilini çok iyi bir biçimde kullanarak mesajını vermektedir.[1] Örneğin bazen sözcükler mızrak, ok ve kılıçlara benzemektedir.[2] Bu örneklerde de verilmek istenilen aynı şeydir; boyutunun küçüklüğüne karşın dilin yapabileceği birçok şey vardır. Bedenin en küçük parçası olmasına karşın, düşünüldüğünden çok daha fazla zararlar verebildiği gibi bazen çok yapıcı olabilir. Yakup’un dediği gibi dil gerçekten bir transatlantiği yöneten dümen gibidir. Bu nedenle özellikle Tanrı’ya ait kişilerin bu dili çok iyi değerlendirmeleri ve kullanmaları gerekmektedir.

Dilin Günahları

Kutsal Kitap birçok noktada dilin ortaya çıkardığı olumsuz, günaha götüren sonuçlarından bahsetmektedir. Kontrolümüzden uzak dil işlediğimiz pek çok günahın nedenlerindendir.

a) Yalan söylemek

Her yalan, her aldatan söz aslında doğrudan Tanrı’yı aldatmaya yöneliktir. Tanrı yalanı hiç sevmez bu nedenle Kutsal Kitap içinde bu tarz sözlere rastlamak çok normaldir:

Çalmayacaksınız. Hile yapmayacaksınız. Birbirinize yalan söylemeyeceksiniz

İsrailoğulları Tanrı’nın vaat ettiği topraklara girmek üzereyken birdenbire yenildiler. Bu yenilgi onları oldukça şaşırtmıştı. Sebebini araştırdıklarında kendi aralarında büyük bir günahın varlığını anladılar. Tanrı onlara içlerinde bir günahın varlığını bildirdi:

İsrailliler günah işlediler. Onlarla yaptığım ve yerine getirmelerini buyurduğum antlaşmayı bozdular. Koşulsuz adanmış eşyaların bir kısmını çalıp kendi eşyaları arasına gizlediler ve yalan söylediler.

Yeşu 7:11

Sonunda bu günahın Tanrı’nın yasaklamasına karşın Akan’ın yağması olduğu anlaşıldı. Bu Tanrı’ya karşı aldatıcı bir davranış, bir yalandı. Bu günahın ciddiyetinden ötürü Akan cezalandırıldı. Akan Tanrı’yı aldatabileceğini düşünmüştü. Buna benzer yalan ve aldatmaları ve sonuçlarının ne olduğunu Yeni Antlaşma’da da görmek mümkündür. Bu kişilerin bu davranışları yalnızca kilise önderlerine karşı değil, Kutsal Ruh’a karşı alınmaktadır:

“Petrus ona,  «Hananya, nasıl oldu da Şeytan’a uydun, Kutsal Ruh’a yalan söyleyip tarlanın parasının bir kısmını kendine sakladın?» dedi. «Tarla satılmadan önce sana ait değil miydi? Sen onu sattıktan sonra da parayı dilediğin gibi kullanamaz mıydın? Neden yüreğinde böyle bir düzen kurdun? Sen insanlara değil, Tanrı’ya yalan söylemiş oldun.»”

Elçilerin İşleri 5:3-4

Hem Eski Antlaşma’da hem Yeni Antlaşma’da Tanrı’nın yalana ne denli tahammülsüz olduğunu görmemiz mümkündür. Hem Akan hem de Hananya ve Safira yalanları, aldatıcılıkları nedeniyle Tanrı’nın yargısı ile karşı karşıya geldiler.

Tanrı’yı hoşnut eden bir yaşam sürdürmek isteyenlere Kral Davut’un güzel bir önerisi vardır:[3]

Gelin, ey çocuklar, dinleyin beni: Size RAB korkusunu öğreteyim.

Kim yaşamdan zevk almak, İyi günleri görmek istiyorsa,

Dilini kötülükten, Dudaklarını yalandan uzak tutsun.”

Mezmurlar 34:11-13

Tanrı halkının içinde bulunduğu durumdan ötürü Yeremya peygamber büyük bir üzüntü ile yürekten haykırmaktadır:

“Keşke başım bir pınar,

Gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa!

Halkımın öldürülenleri için

Ağlasam gece gündüz!

Keşke halkımı bırakabilmem,

Onlardan uzaklaşabilmem için

Çölde konaklayacak bir yerim olsa!

Hepsi zina ediyor,

Hain bir topluluk!

«Yalan söylemek için ülkede

Dillerini yay gibi geriyor,

Güçlerini gerçek yolunda kullanmıyorlar.

Kötülük üstüne kötülük yapıyor,

Beni tanımıyorlar» diyor RAB”

Yeremya 9:1-3

Elçi Pavlus’un Koloseliler’e yazdığı mektupta yalancılık ve aldatıcılığın eski yaratılışımızın bir parçası olduğunu dile getirmektedir. Bu huy kesinlikle yeni yaradılışta olan Hıristiyan için söz konusu değildir. İlk yüzyıllarda yaşayan putperest toplumlarda yalan oldukça doğal bir alışkanlıktı. Aslında bu alışkanlık Tanrı’dan uzak bütün insanlığın alışkanlığıdır. O yüzyılda olan bu yüzyılda da devam etmektedir. Ama Mesih Îsâ’ya iman eden bir kişi için artık karakteristik özellik tamamen gerçek, doğru olan üzerindedir:

Birbirinize yalan söylemeyin. Çünkü eski yaradılışı kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız; eksiksiz bilgiye erişmek için Yaratıcısı’na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz.

Koloseliler 3:9-10

İnanlı yalan söylememelidir. Hiç kimseyi aldatmayan bir kişi olarak tanınmalıdır. Günümüzde birçok insan işlerini yalanla çevirmektedir. Özellikle iş dünyasında bu çok büyük bir yaradır. Yalan sonu olmayan yalanı getirmektedir. Sonunda öyle bir alışkanlık ortaya çıkar ki, artık gerçeği gerçek olarak görmemeye başlarız. Bu doğrudan Tanrı’nın karakterine saldırıdır. Tanrı’nın kutsallığına aykırı düşmektedir.

Bu alışkanlığı edinmiş bir kişinin bundan kurtulması bazen oldukça uzun bir süreci gerektirmektedir. Çünkü yalancı kişiden etkilenen kişiler vardır. Bu kişilerin yeniden güvenini kazanmak kolay bir iş değildir. İyi ilişkiler de karşılıklı güven üzerinde kurulur.

Aslında bu alışkanlık çocukluk çağında başlamaktadır. Çoğu zaman farkında olmadan çocuklarımıza kötü örnek olmaktayız. Örneğin: Bazen bizi telefonla arayan kişilerle görüşmek istemiyorsak evde olmadığımızı söylemelerini isteriz. Buna benzer örnekler günlük yaşantımızda çoktur. İşimiz olmadığı halde bize uğramak isteyen kişiyi başımızdan savmak için işimiz olduğunu söyleyiveririz. Oysa yanımızda çok net bir kayıt cihazı gibi gezinen çocuklarımızın olduğunu unuturuz. Daha sonra çocuklarımız bize aynı şekilde yalanlar söylemeye başladıklarında da onlara kızmaya, bu durumdan büyük üzüntü duymaya başlarız. Aslında bu konuda “Ağaç yaşken eğilir” atasözünü anımsamakta büyük yarar vardır.

Bazen de küçücük bir yalandan zarar gelmez şeklinde ifadeler arkasına saklanırız. Hattâ son zamanlarda bazı küçük yalanlar için beyaz yalanlar tabiri de kullanılmaktadır. Oysa yalan adeta küçük bir ip gibidir. Bir ip insanı asmaz, öldürmez ama bir ip bir ip daha derken ip oldukça kalınlaşır ve insanı gerçekten boğabilecek bir hale gelir. Bu nedenle yalanın küçüğü ve büyüğü yoktur. Bu noktada Mesih’in bize öğrettiği gibi; evetimiz evet, hayırımız hayır olmalıdır. Böylesine dürüst bir tanıklık, Mesih’in yaşamı için tanıklık olacaktır. Gelecek nesillere imanda sağlam, ruhta ve gerçekte sağlam Rab’de kişiler yetiştirmiş olacağız. Mesih Îsâ’ya iman ettim diyen her bir kişinin yaşamı bu boyutta olmalıdır.


Dipnotlar:

[1] Mez. 57:4; 64:3; Yer. 9:8.

[2] Yak. 3:2-12.

[3] Aynı Mezmur’u inanları doğru olmaları konusunda uyarmak için elçi Petrus kullanılmıştır: 1Pe. 3:8-12.