Komünist Manifesto

Ütopya - 2018

Karl Marx – Friedrich Engels

Alıntılayan: Sadık Acar

Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – komünizm hayaleti. Eski Avrupa’nın bütün güçleri bu hayalete karşı bir sürek avında birleşmiş durumdalar, Papa da Çar da, Metternich ve Guizot da, Fransız radikaller de Alman polisleri de…

Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf mücadelelerinin tarihidir.

Özgür insanlarla köleler, patrisyenlerle plebler, baronlarla serfler, lonca mensubu yurttaşlarla kalfalar, kısacası ezenlerle ezilenler arasında her zaman çelişki vardı, bunlar birbirilerine karşı kâh gizli kâh açık kesintisiz bir mücadele yürüttüler, her defasında tüm toplumun devrimci bir dönüşümüyle veya mücadele eden sınıfların beraberce çöküşüyle sonuçlanan bir mücadeleydi bu.

Modern devlet erki, tüm burjuvazinin müşterek işlerine nezaret eden bir komiteden ibarettir.

Burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır.

Burjuvazi, iktidara geldiği her yerde bütün feodal, ataerkil, kırsal cennet fantezilerine hitap eden ilişkileri kırıp geçirdi. İnsanları doğal amirlere bağlayan envai çeşit feodal bağları acımaksızın koparttı, insanla insan arasında çıplak çıkardan, duygusuz “peşin ödemeden” gayrı bir bağ da bırakmadı geriye. Dindarâne cezbeyi, şövalyece tutkuyu, dar kafalı orta sınıf hüznünü, bencil hesapçılığın buz gibi soğuk suyunda boğuverdi. Kişisel onuru değişim değerine çevirerek feshetti, kâğıda geçerek kazanıma dönüşmüş sayısız özgürlüğün yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü geçirdi. Sözün kısası, dinsel ve politik illüzyonlarla perdelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, doğrudan, kuru sömürüyü koydu.

Burjuvazi şimdiye kadar sofuca bir mahcubiyetle bakılan ve saygıdeğer faaliyetlerin tümünü görünüşlerindeki kutsiyetinden soyundurmuştur. Hekimi, hukukçusu, rahibi, şairi, bilim adamını kendi ücretli işçilerine dönüştürmüştür.

Burjuvazi, gericiliğin Ortaçağ’da o kadar hayranlık duyduğu vahşi kuvvet kullanımının, en uyuşuk tembelliğin tamamlayıcısı olduğunu açıkça fâş etti. İlk olarak o, insanın eyleminin neler yaratabileceğini kanıtladı. Mısır piramitlerinden, Roma’nın su kanallarından ve gotik katedrallerden çok daha farklı mucizevi eserler meydana getirdi, kavimler göçü ve haçlı seferlerinden çok daha farklı seferler gerçekleştirdi.

Ürünlerinin sürümünü sürekli daha fazla yayama ihtiyacı, burjuvaziyi yer küreyi dört dönmeye sevk eder. Her yere yuvalanması, her yeri ekip biçmesi, her yerde bağlantılar kurması gerekir.

Burjuvazi dünya pazarını sömürmesiyle, bütün ülkelerin üretim ve tüketimini kozmopolitence biçimlendirmiştir. Gericilerin çok esef ettiği üzere, sanayinin altından ulusal zemini çekip almıştır. Nuh nebiden kalma ulusal sanayiler yok edilmiş, günbegün yok edilmeye devam edilmektedir.

Eski yerel ve ulusal kendine yeterliliğinin ve kapalılığın yerine çok yönlü alışveriş gelir, artık bütün uluslar birbirine bağımlıdır. Maddi üretimde olduğu gibi, zihinsel üretimde de öyle. Tek tek ulusların zihinsel ürünleri, kamu malı olur. Ulusal tek yanlılık ve darlık içinde kalmak gitgide imkânsızlaşır, çok sayıda ulusal ve yerel edebiyattan bir dünya neş’et eder.

Burjuvazi bütün üretim araçlarını süratle iyileştirerek, iletişimi müthiş kolaylaştırarak, herkesi, en barbar ulusları bile medeniyetin içine çeker. Mallarının fiyatlarının ucuzluğu, bütün Çin setlerini yerle bir eden, barbarlar arasındaki en dikkafalı yabancı düşmanlığını bile teslimiyete zorlayan ağır topçusudur onun. Bütün ulusları, şayet yok olmak istemiyorlarsa, burjuvazinin üretim tarzını benimsemeye mecbur bırakır; bu sözde medeniyeti ithal etmeye, yani burjuva olmaya mecbur bırakır. Sözün kısası, kendi suretinde bir dünya yaratır kendine.

Burjuvazi krizleri nasıl aşıyor? Bir yandan, bir üretici güçler kütlesini zorla yok ederek; diğer yandan, yeni pazarlar fethedip eski pazarları iyice adamakıllı sömürerek. Yani nasıl? Daha çok yönlü ve daha büyük krizleri hazırlayıp, krizlere önlem oluşturacak imkânları azaltarak.

Burjuvazinin feodalizmi yere sererken kullandığı araçlar, şimdi bizzat burjuvaziye dönüyor

Fakat burjuvazi sadece kendi ölümünü getirecek silahları hazırlamakla kalmadı; o silahları kullanacak adamları da yarattı -modern işçiler, proleterler.

Burjuvazinin yani sermayenin gelişmesi ölçüsünde, proletarya da gelişir; modern işçi sınıfıdır bu, ancak iş bulabildiği müddetçe yaşar ve ancak emeğiyle sermayeyi çoğalttığı müddetçe iş bulabilir. Kendilerini parça parça satması gereken bu işçiler, bütün diğer ticarî emtia gibi bir maldırlar, bu nedenle bütün mallar gibi rekabetin bütün iniş çıkışlarına, piyasanın bütün dalgalanmalarına tâbidirler.

Burjuvazi durmaksızın mücadele içindedir: Başta aristokrasi ile mücadele ediyordu; sonra bizzat burjuvazi içindeki, çıkarları sanayinin ilerlemesiyle çatışan kesimlerle mücadele etti; bütün dış ülkelerin burjuvazileriyle zaten hep mücadele halindedir. Bütün bu mücadelelerinde, proletaryaya çağrıda bulunmaya, onun yardımını talep etmeye, böylece onu politik hareketin içine çekmeye kendini mecbur hisseder. Velhasıl, bizzat kendisi teslim eder proletaryaya eğitim araçlarını, yani bizzat kendisine dönecek olan silahları.

İnsanların yaşama koşullarıyla beraber, toplumsal ilişkileriyle beraber, toplumsal varoluşlarıyla beraber; tasavvurlarının da, görüşlerinin de, kavramlarının da, tek kelimeyle bilinçlerinin de değiştiğini kavramak için derin bir idrake gerek var mı?

Fikirlerin tarihi, zihinsel üretimin maddi üretimle beraber yeniden biçimlendiğinden başka neyi kanıtlar? Bir döneme egemen olan fikirler daima egemen sınıfın fikirleri idi.

Komünist devrim, geleneksel mülkiyet ilişkilerinden en radikal kopuştur; gelişme seyri içinde geleneksel fikirlerden en radikal kopuşu getirmesi de mucize değildir.

Proletarya politik egemenliğini, burjuvazinin elinden adım adım bütün sermayeyi koparıp almak, bütün üretim araçlarını devletin, yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletaryanın elinde merkezileştirmek ve üretici güçler kütlesini süratle çoğaltmak için kullanacaktır.

Gelişmenin seyri içinde sınıf farkları ortadan kalktığında ve tüm üretim toplumsallaşmış bireylerin ellerinde toplandığında, kamusal erk politik karakterini yitirecektir. Esas anlamıyla politik erk, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmeye dönük öğütlü gücüdür. Proletarya burjuvaziye karşı mücadelesinde zorunlu olarak sınıf halinde birleşip, bir devrim yoluyla egemen sınıf haline gelince ve egemen sınıf olarak güç kullanarak eski üretim ilişkilerinin aşılmasını sağlayınca, bu üretim ilişkileriyle beraber sınıf çelişkisinin varoluş koşullarını ortadan kaldırmış, bizzat sınıfları ortadan kaldırmış, böylece de sınıf olarak kendi egemenliğini ortadan kaldırmış olur.

Sınıfları ve sınıf çelişkileriyle eski burjuvazi toplumunun yerini, herkesin özgür gelişiminin başkasının da özgür gelişimi demek olduğu bir birliktelik alır.

Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler, Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.

Bütün ülkelerin Proleterleri, birleşin!


Kaynak:

Karl Marx-Friedrich Engels,  Komünist Manifesto, Çev: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, 1.Baskı, 2018