Karma Yasası

Sayı 40 - Eylül 2013

Bir an durup geçmişle yüzleştiğimizde, bugün bulunduğumuz konuma gelirken hayatımızda hissettiklerimizin, düşündüklerimizin, yaptıklarımızın ne derece etkili olduğunu anlayabiliriz. Ve eğer geçmişe gidebilme şansımız olsaydı neleri değiştirmek isterdik, çok net biliriz. Geçmişe takılmadan bugüne tekrar gelelim ve bugün düşündüklerimiz, hissettiklerimiz ve yaptıklarımızla geleceğimizi şekillendirmeye başlayalım.

Nasıl bir yaşam isterdiniz? Akıl sağlığı yerinde olan hiç kimse kötü durumda olmak istemez; o yüzden eğer iyi olmayı, iyiliklerle karşılaşmayı istiyorsak, iyilik yapmalıyız. Hindu öğretilerinde bu anlayış karma kelimesi ile tanımlanır ve anlamı “hareket, eylem”dir. Bhagavad Gita’da, “Kimseye kötü davranmayan, tüm canlı varlıkların dostu olan, sahiplenme duygusundan ve sahte neftsen özgür olan, mutluluğu da rahatsızlığı da eşit olarak kabul eden, hoşgörülü olan, daima tatminkâr olan, kendisini kontrol eden ve aklı, zekâsı bende sabitlenmiş olarak kararlılık içerisinde adanmış hizmetle meşgul olan adanmış kulum benim için çok önemlidir,” der Krishna.

Geçmişte yaptıklarımızın sonucu bugünkü durumumuzu oluşturur. Eğer sağlıklı olmak istiyorsak bedenimize iyi bakmak, öğrenmek istiyorsak okuyup araştırmak gerekir. Eylemlerimizden doğan tepkiler bize geri dönecektir ve sonucundan kaçmak mümkün değildir; sonuçlarından ancak kendi çabamızla kurtulabiliriz.

Var olan her şeyin hiçlikten oluşan bir evrende nedensellik döngüsüne; her nedenin bir sonucu, her etkinin bir tepkiyi zorladığı, evrenin kusursuz düzeni içinde doğa yasalarına uyum sağlayarak yaşamayı kabul etmek gerekir.

Buddha öğretilerinin özü olan Dhampada adlı eserde, “Gözlerini açan, yanılgıyı fark eden, sezen, ayrımında olan kimse, kuşkusuz karmanın elinde bir oyuncak olmaktan, tutsaklıktan kendini kurtarmış olur,” diye yazılıdır.

İyi ve kötü karma vardır. Yoga farkındalık kazandırarak bize karmayla nasıl baş edebileceğimizi öğreten yollardan biridir. Yoga hayatımıza farkındalıkla beraber denge, sağlık ve aydınlanma da getirir. Yoga öğretilerinde istek ve arzuların bizi yanılgılara sürüklediği ve yanılgılara düşmemek için kendimizi geliştirmemiz, bakış açımızı genişletip idrak gücümüzü arttırmamız gerektiği anlatılır. Aydınlanma gelişme ile olur ve bizi daha özgür hale getirir. Bhagavad Gita’da, “Arzularımız bilgi ateşinde yanmalıdır, bu ancak yoga ve çile ile mümkün olur. Kendilerini karmadan azat edenler mutlak kurtuluşa (moksha) erişirler,” diye geçer.

Hindu öğretilerine göre dünyaya gelirken deneyimlemek istenilenler ve görevler “kader” olarak belirlenmiştir, fakat karma sayesinde seçim hakkı vardır. Kaderde olması gerekenleri seçilen yollarla gerçekleştirebilme şansı vardır. Nasıl hareket edileceği bireyin kendi özgür iradesiyle belirlenir. Eğer yaşamda her şey olduğu gibi alınırsa, değişiklik yapma çabası gösterilmezse, birey, kader çarkında hep aynı devinimde aynı şeyleri deneyimlerken bulur kendini. Oysa Hindu öğretilerine göre ruh evrensel bir yolculuk içindedir ve geçici bir süre bu dünyada kalacaktır, sonra bu dünyadan ayrılmak zorundadır. Bu dünyada öğrendikleri ve deneyimleri ruhu geliştirip bilgelik boyutuna taşır. Eğer birey kader çarkından çıkıp yeni deneyimler, yeni bilgiler kazanmak için çaba göstermezse tekrar tekrar ruhun farklı bedenlerde dünyaya geleceğine inanılır. Ruhun yolculuğa devam edip tekrar bu dünyaya dönmemesi için, ruha yeni deneyimler, yeni öğretiler ile çeşitli bilgiler yükleyerek bilgelik konumuna getirmek gerekir. Bu da çabayla, hareketle olur. 

Bhagavad Gita’da, “Benim için çalışmayı dene, çünkü benim için çalışarak mükemmellik mertebesine yükselirsin. Eğer bunu da uygulayamazsan, o zaman bilgi edinmekle meşgul ol. Ancak, meditasyon bilgiden daha iyidir, çünkü kişi bu feragatle akli huzura kavuşur,” der Krishna.