Işığın Kaynağı

26 Ekim 2016
Sayı 11 - Nisan 2011

Işığın Kaynağı (Varlık – Yokluk)

Ahad (Tek ses – Sessizlik) (Tek renk – Renksizlik) 

Şeylerin meydana çıktığı, ışığın kaynağından daha uzak kalındığı, gölgelerin, figürlerin, seslerin, renklerin meydana çıktığı yerdir. Ama hâlâ ışık tüm şeyleri kuşattığı için figürler arası bir temastan söz etmek olanaksızdır. Bunlara belki figür demek bile doğru değildir, çünkü figür bir temasın sonucudur. Bu yüzden bunlara ‘arı aklın enstrümanları’ demek doğru olabilir veya o enstrümanın temel sesleri…(Armonikler) 

Artık figürlerin meydana çıktığı alan… Figürler artık birbirleriyle bir neden-sonuç ilişkisine girmiştir. Işık figürler arasında tam anlamıyla kuşatıcı olmaktan çıkmıştır, figürler ışığın kuşatıcılığını engeller hale gelmiştir. Figürler birbirleriyle temas eder haldedir. 

Figürler artık ışığın kuşatıcılığını iyice engeller hale gelmiştir, artık figürler kendi aralarında gruplar oluşturup uzunca melodiler oluşturmaya çalışırlar. Işık artık kopuk kopuk meydana çıktığından ilksellik zayıflamıştır. Anlam kaybolmuş, her şey bir fenomenler çorbasına dönüşmüştür, o kadar fazla figür vardır ki… Ancak tüm figürler arasında çok hızlı bir seyahat, anlamı biraz da olsun insana sezdirebilir. Sonsuz bir neden-sonuç ilişkisi vardır. 

Figürler artık karmaşık melodiler yaratmaya, ışığı iyice örtmeye başlamıştır. Her şey paramparçadır. Anlamı oluşturabilecek ışık artık figürler arasında hapis olmuştur. İlişkiler sadece figürler arasıdır ve anlam yitimi dolayısıyla figürler arasındaki hız ve geçiş artık hayatın anlamı haline gelmiştir. 

Figürler öylesine her yeri, her şeyi örtmüştür ki hiçbir figür, renk, ses vs. artık birbirinden ayırt edilemez haldedir. Figürler arası ilişkiden bahsedilemez artık, tüm varoluşlar ayırt edilemez durumdadır. Bu alan ışığın kaynağından en uzak alan olmasına karşın aslında ışığın kaynağıdır. Işık varlıksa burası da ışığın var olmasına neden olan yokluk alanıdır. 

Işık bir bağıntılılık kavramıdır. Bağıntılılık kavramı, aynı kökten gelme ve aynı ilkeye bağlanma olarak düşünülebilir. 

Işığın kaynağına yakınlığından ötürü tüm şeyler örtüktür, meydana çıkışları yoktur. Işığın her şeyi tümüyle kuşattığı, bu yüzden belirlenimlerin sadece ilksel olarak ortaya çıktığı, ayrımda birliğin olduğu idealar alanı; tüm şeyler ışığın onları tümüyle kuşatmasıyla bütün bağlantılarıyla ortada olduğundan burada şekiller, figürler yoktur. Sadece onların ideaları, yani ilkselliği söz konusudur. Platonik anlamda indirgersek, bu kuşatıcı ışık

iyi-doğru-güzel bağıntılılığıdır. 

Notaların Dili İle… 

1- Dört veya daha fazla notayı ele alalım. 

2- Bu dört nota bir bilgisayara 10 metronom hızıyla kaydediliyor ve çalınmaya başlanıyor.

3- Do-Re-Mi-Fa notaları metronom derecesi 10 iken, her nota birbirinden iyice ayrı bir şekilde duyuluyor. Kulak her notayı net olarak ayırabiliyor. 

4- Daha sonra aynı dört notayı daha hızlı bir metronomla çalmaya başlıyoruz. Hâlâ notalar duyuluyor, ama biraz birbirine karışıyorlar. 

5- Metronomu 200 sınırına getirince artık bu dört nota duyulmamaya başlıyor. Bu dört nota yerine bir tek nota duyuluyor. 

6- Metronomu yükselttikçe duyulan o tek nota da şekil değiştiriyor ve yine tek, fakat başka bir nota haline geliyor. 

7- Önce Re sonra Re#, Mi, Fa, Solb, Sol, Sol#, La vb. tüm notalar metronom hızlandıkça belirmeye başlıyor. 

8- Aslında sadece Do-Re-Mi-Fa olan dört ses, hıza bağlı olarak değişim gösterip bizim kulağımıza 12 farklı nota olarak geliyor.