İnsan Hakları Gelişimine Yol Gösteren Geleneksel Hristiyan Değerleri

İnsan Hakları - 2019

Daniel Golebiewski / Çeviri: Selçuk Alev

İkinci Dünya Savaşı sonunda, bireyler ve sivil toplum kuruluşları (STK’lar), Birleşmiş Milletler Sistemi kurucularını, birtakım insan hakları unsurlarını ortaya koymak ve başlatmak konusunda sıkıştırdılar. Bu, her kim olursa olsun ve her nerede yaşarsa yaşasın tüm bireylere hak tanıyan insan haklarının uluslararası bir belgesini hazırlamak ve geliştirmek anlamına geliyordu. 1946 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB) olarak adlandırılacak olan, temel yurttaşlık ve politik, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel hakları da içeren bir belge düzenlemek için İnsan Hakları Komisyonunu kurdu. 10 Aralık 1948’de, beklenildiği üzere, Birleşmiş Milletler (BM), çekimser 8 ülkeye karşılık 48 üyesinin oybirliğiyle İHEB’i kabul etti.

Kabul edilmelidir ki uluslararası belgelerin ve ulusal anayasaların insan haklarından oluşmasından çok önce, insanoğlu, kültürleri ve gelenekleri üzerinden adalete ve desteğe olan ihtiyacını göstermiştir.[1] İnsanlar, kendi aileleri, toplulukları, devletleri ya da dinleri içinde iletişim kurarak, yaşam hakkı, yasalar önünde eşitlik ve ifade özgürlüğü gibi temel hak ve sorumlulukları oluşturdular.[2] Sonuç olarak, daha yakından bakınca, birisi, İnsan Hakları Komisyonu’nun önceki temel hak ve sorumlulukları kültürlerden, geleneklerden aldığını –ki bunlardan biri de Hristiyanlıktır, ve bunları, tüm bireylerin sahiplenmesi için yazıyla uluslararası bir belgeye, İHEB’e döktüğünü ileri sürebilir. Komisyon, iki dünya savaşı ve Nazi soykırımı göz önüne alındığında insan haklarının varolmak için özel bir dini gerekçeye ihtiyaç duymadığını öne sürse de[3] ve İHEB Tanrı’ya ya da belirli bir dine atıfta bulunmasa da,[4] kişi kesinlikle belgede açıkça değil ama üstü kapalı olarak Hristiyan değerlerin olduğunu görebilir.

İHEB’de bulunan insan haklarının Hristiyan geleneğine belli bir yaklaşımı olduğunu tartışırken, bu deneme yazısı, Hristiyan kutsal kitabı, yazı ve yazıtlarından alınan değerleri – sadece Nasıra’lı İsa’nın yaşamı, öğretileri ve havariler dönemi ile ilgili Yeni Ahit değil, aynı zamanda Tanrı’ya ve Yahudi halkına[5] atıfla Eski Ahit’e ait olanları da – ayrıntılı olarak inceliyor. Ancak, insan hakları gelişimine yol açan her Hristiyan değerini ayrıntılı olarak incelemek zaman alan ve çok geniş kapsamlı bir iş olacağından, bu deneme yazısı Schweiker’in beş uluslararası insan hakları kategorisini kullanarak araştırma ve incelemesini yapacaktır: “Kişi hakları, hukukun üstünlüğü ile ilişkilendirilmiş haklar, siyasal haklar, ekonomik ve sosyal haklar ve topluluk hakları.”[6]  Bunu yaparken, bu yazı sadece yurttaşlık, siyasal, ekonomik ve sosyal hakları değil, grup haklarını da dikkate alacaktır.

Ancak, şunu açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Birincisi, insan haklarının sınıflandırılması için evrensel bir format bulunmadığından, bu deneme yazısının Schweiker’in sınıflandırmasını kullanması, insan haklarının bir hiyerarşiye sahip olduğu veya nihayetinde ayrılabilir olacağı anlamına gelmez; insan haklarının hiyerarşisi yoktur ve tam etkililiklerine ulaşmak için birbirlerine bağımlı olmalıdırlar.[7] İkincisi, Uluslararası Haklar Bildirgesi yalnızca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi – İHEB (Universal Declaration of Human Rights – UDHR – 1948) değil, aynı zamanda Uluslararası Sivil ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (Universal Covenant on Civil and Political Rights – ICCPR – 1966) ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights – ICESCR – 1966)’den de oluşmasına karşın, bu yazı sadece İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi –İHEB’e odaklanmaktadır, çünkü İHEB, tüm insanların doğası gereği kazandığı hakların ilk küresel ifadesini temsil etmektedir– sonraki her sözleşmenin temeli budur. Son olarak, bu deneme yazısı Hristiyan Kutsal Metinleri insan haklarıyla çelişen bazı belirli değerlerden oluştuğunu kabul eder – kadın hakları ve eşcinseller gibi. Yine de, Latince ‘religare’den gelen din sözcüğü “bir zamanlar bağlı iken sonradan kırılan ve parçalara ayrılanı tekrar kaynaştırmak”[8] anlamına geldiği için, Hristiyan değerleri kutsal hikâyeler üzerinden, kişinin nasıl “anlamlı bir dünya”ya[9], insanın acı çekmediği, insana layık olan haysiyet ve değer üzerine kurulu bir dünyaya bağlı olabileceği bir insan hakları vizyonu getirmektedir.

Bu yazı, ilk olarak kişi hakları – her şeyden önce yaşam – ile başlamaktadır. İkinci olarak hukukun üstünlüğü ile ilişkilendirilmiş haklar, özellikle de devletin rolü ve yasal işlemler araştırılmakta, üçüncü sırada ifade özgürlüğü gibi siyasal haklar incelenmektedir. Dördüncü olarak sosyal refah, çalışma hakkı, aile gibi ekonomik ve sosyal haklar, beşinci olarak da grup, çevre ve çocukları içeren bazı topluluk hakları yer almaktadır. Son olarak, yazı nihai mütalaa ve son sözleri bulundurmaktadır.

Kişi Hakları: Bir Hediye Olarak Yaşam

Herhangi bir insan hakkına ilişkin Hristiyan anlayışı, Tanrı’nın yaratması ile başlar.[10] Tanrı, “Olsun…”[11] diyerek gün ve gece, su ve toprak, bitkiler ve hayvanlar gibi daha önce yarattıklarından farklı olarak, erkeği ve kadını yaratırken gökyüzünü ona katılması için davet eder ve “insanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım”[12] der, ki bu da özel bir şeyin varolmaya başladığına işaret eder. Aslında Tanrı insanı yaratmasına “iyi” demek yerine, geri kalanında olduğu gibi, bunu “çok iyi”[13] olarak adlandırmaktadır.

Hristiyanlar bu hikâyeden iki anlam çıkarır. Birincisi ve en önemlisi, insan yaşamı Tanrı’nın zarif bir armağanıdır ve dolayısıyla kutsaldır[14] – bu İHEB’in yaşam hakkı ile ilgili 3. maddesini şekillendirmiştir.[15] Bu nedenle, Tanrı’nın suretiyle yaratılan insanın, dünya üzerinde özenle ve şefkatle hareket eden “Tanrı’nın temsilcisi” olduğu anlatılmak istenmektedir.[16] Tanrı’nın gözünde doğuştan haysiyetiyle varolan insan (İHEB önsözündeki sözler)[17], sadece ötekine saygı duymakla kalmamalı, aynı zamanda insan yaşamının kutsallığına da saygı duymalıdır;[18] aksi halde bir insana eksik olarak davranan “Tanrı’nın suratına tükürüyor”[19] gibidir. Buna göre, kişi, Hristiyan değerleri üzerinden yaşamın Tanrı’nın korunmaya değer bir armağanı olduğunu, “öldürmeyeceksin”[20] emri kadar modern hukukun belirlediği ve çocuk, yetişkin ve yaşlıların hak ve yaşamlarını koruduğunu da ileri sürebilir.

İkincisi, Hristiyanlar, insanların doğal düzenin parçası oldukları için değil, Tanrı tarafından yaratıldıkları için haklara sahip olduklarını savunur. [21] Dolayısıyla, Hristiyanlar insan haklarının doğal yasalar temelinde gerekçelendirilemeyeceğini, daha çok Tanrı’ya dayandırılması gerektiğini iddia ederler.[22] Bununla birlikte, Hristiyanlar, Tanrı’nın yaratılmış düzenine ek olarak, kişinin kendisinin ve diğerlerinin haysiyetini ve itibarını, tüm komşuları sevmeyi öğreten[23] İsa Mesih üzerinden Tanrı ile buluşma sayesinde tam olarak keşfettiğini de savunurlar. Başka bir ifadeyle, Eski Ahit yaşamın değerini savunur ve onaylarken Yeni Ahit İsa’nın yaşamı ve öğretileri üzerinden buna daha başka gerçeklikler katar.

Örneğin, dünyaya gelerek “(herkes)’in hayatı olabilir ve bunu doyasıya yaşayabilir.”[24] İsa, Büyük Emir’inde, kişilerin doğuştan olan değerini, kişinin komşusuna da geçirir: “Komşunu seveceksin ve düşmanından nefret edeceksin.”[25] Elbette, Tanrı’yı sevmek ve kişinin komşusunu sevmesi için Büyük Emir uygulanabilirlikte sınır tanımaz – Hristiyanlar, ötekinin sevgiye karşılık vermesine bakmaksızın herkesi sevmelidir.[26] Aynı şekilde, İsa “Altın Kural”ı da öğretir: “Her şeyde başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran.”[27] Kısacası, yaşam hakkı ile ilgili olarak, Tanrı’nın yaratımı ve İsa’nın öğretilerini temel alan İHEB’in 5. maddesinde[28] de bulunduğu gibi, Hristiyanlar herkesin işkenceye ve insanlık dışı muameleye karşı çıkması gerektiğine inanırlar.

Hukukun Üstünlüğü Önünde İlişkilendirilmiş Haklar

Din ve Devlet

İnsan haysiyeti ve insan hakları Tanrı’nın yaratısının parçaları olduğuna göre, Hristiyanlar devletin insan haklarını formüle ettiği ve koruduğu, onları yaratmadığı olgusuna bağlı kalır.[29] Lakin, Tanrı yetkili makam ve mercileri[30] tayin ettiği için, devlete karşı çıkan her kim ise Tanrı’nın yasasına da karşı çıkmış olur ve bu nedenle hakkıyla ve zorunlu olarak yasal işlemlere tâbidir. Devlet, Tanrı’nın da öyle yapacağı gibi, kötü hareketleri cezalandırma görevine sahip olduğundan, Hristiyanlar eğer kötüden kaçınmak istiyorlarsa – Tanrı’nın yasasının hüküm vermesine, mahkûm etmesine göre tanımlanmıştır – iyi hareket etmek zorundadırlar – Tanrı’nın takdirine göre tanımlanmıştır.[31]

Hristiyanlar bu sözlerden iki düşünce çıkarırlar:

1) Hükümet ancak devletin sürdürme ve koruma[32] sorumluluğunu üstlendiği kamu düzenine zarar veren kişilerin eylemlerini yargılayabilir ve

2) Devlet kendine ya da vatandaşlarına bir dini zorla kabul ettiremez, dayatamaz.[33] İsa, öğretilerinde bu ayrımı teyit ederek ve” Sezar’ın hakkını Sezar’a Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin”[34] diyerek hiçbir hükümdarın ya da yönetenin Tanrı’ya ait olanı sınırlama veya belirleme yetkisinin olmadığını kastetmiştir. Üstelik, kilise ve devletin bu ayrımı, ikisinin birbirine karşı mesafe koyması anlamına kesinlikle gelmez; bilakis, sadece ikisi de birbirine ihtiyaç duymakla kalmaz, çoğu zaman görevleri de örtüşür.[35]

Başka bir deyişle, İHEB’in 21. maddesiyle ilgili olarak[36], “iyi bir hükümet”[37], ancak devlet ile yurttaşları arasında bir bağ, bir ilişki varolduğunda oluşur. Bir taraftan, yurttaşların devlete bağlılığını ve sadakatini gösterme yükümlülüğü vardır.[38] Diğer taraftan da devlet, karşılık olarak, haksızlık edeni ve suç işleyeni cezalandırmak ve sadık yurttaşları övmek, methetmek[39] için ideal temsilciler atamanın yanı sıra yurttaşlarının tercihlerini ve vicdanlarını manipüle etmek için politik yapılarını ve güçlerini kullanmaktan kaçınmaya çalışır.[40] İlginç bir şekilde o zaman, 21. madde kadar bu Hristiyan değer de demokrasi fikrini tam anlamıyla destekler görünür.

Yargısal İşlemler

Hristiyan sosyal adalet inancı, Tanrı’nın manevi karakterinin onun için adil olanın toplum için de iyi olduğunu sağlayabileceği görüşünü savunan Eski Ahit’ten yansımaktadır.[41] Hristiyanlar, adil bir yargıç için Tanrı’nın en iyi model olduğuna inanırlar – O “tarafgir değildir ve rüşvet almaz”[42] ve her zaman masumun yanında olur.[43] Zaten, Hristiyanlar, devlet mahkemelerinin değil, Tanrı’nın, günün sonunda huzuruna çıkan kişiyi yargılayacağına inanır.[44] Aslında, İsa’nın kendisi, tek bir bölümünün bile başarısızlığa uğramaması gerektiğini ilan ederek, Tanrı’nın Yasası’nın kutsallığını yüceltir.[45] Bu nedenle, Hristiyanlar adil ve insancıl adli işlemler için aşağıdaki hususları gerekli sayarlar.

Birincisi, İHEB’in de 7. maddede[46] not ettiği gibi, insanlar yasa önünde eşittir.[47] İkincisi, dava ve kovuşturma için kanıtlanmak ve tanıklık etmek üzere en az iki tanık gerekir.[48] Üçüncüsü, Tanrı tarafsız olduğu için, yargıç tüm delilleri dikkatlice incelemiş olarak tam bir tarafsızlıkla, önyargısız ve rüşvet almadan[49] hüküm vermelidir[50], ki bunların tümü benzer şekilde İHEB’in 10. Ve 11. maddelerinde görülebilir.[51] Son olarak hem yurttaşlar hem yerleşik yabancılar aynı ceza infaz sistemine tâbi olmalıdır.[52] Esas itibariyle, bu yargısal talimatlar, bir kez daha, Tanrı’nın tüm insanların birbirlerine kendininkine benzer şekilde davranmalarını istediğini göstermektedir.[53]

Siyasi Haklar ve İfade Özgürlüğü

Hristiyanlar düşünce ve duygu özgürlüklerini kendilerinin Tanrı ve diğerleri arasındaki, onların esenliklerini ve kişilerarası ilişkilerini[54] etkileyen ve pekiştiren iletişim olarak görürler – ki bu 18. maddede de belirtilir.[55] Tanrı insanlara seçme özgürlüğü bahşetse de [56], Tanrı’nın kulları ve hizmetkârları olarak[57] ya da İsa tarafından özgür bırakılmış olarak[58], Hristiyanlardan özgürlüklerini “kötülük için bahane ya da mazeret” olarak kullanmamaları istenir.[59]

Mesela, İsa’nın öğretileri ya da müritlerinin davranışları, eylemleri, sosyal reformlara yönelik şiddet kullanımına destek vermez.[60] Örnek olarak, İsa havarilerini kılıç kullanmaktan caydırır[61], herkesle barış içinde yaşamaya yönlendirir; eğer insanlar bu temel ilkeyi görmezden gelirlerse, hiçbir zaman sosyal reformları başaramazlar.[62] Dönemin statükosuna karşı meydan okuduğu için İsa’nın devrimci bir karaktere sahip olduğu iddia edilebilirse de o görevini politik davranış ve eylem yoluyla değil, daha çok manevi değerler temelinde yerine getirir.[63] Aslına bakarsak, İsa kalabalıkların onu kral yapmasına izin vermez[64] ama onun yerine onların kurtuluşa kadar sadakayla ve dualarla izinden gelmeleri için çağrıda bulunur.

Ancak bu, İsa’nın, Hristiyanların sosyal özgürlüklere katılmalarını yasakladığı anlamına gelmez. İHEB’in 19. Ve 20. maddelerinde yansıtılan bir düşünce olarak[65], Hristiyan değer, erkek ya da kadın, kişiye tüm potansiyelini, ancak sadece barışçı yöntemlerle[66], geliştirme fırsatının verilmesi gerektiğini ifade eden değerdir. Örnek olarak, kişi bir başkasına karşı –“Göze göz ve dişe diş”–[67], bir şiddet kullanmamalı, onu yerine “öteki yanağını uzat”[68] veya “ikinci mili de yürü”[69] gibi, ayrılıkları, farklılıkları halletmek üzere barışçı yollar bulmalıdır. Böyle olmazsa, dinsel hakaret ya da milliyetçilik duygularıyla yapılan basın açıklamaları, kamuya açık ifadeler, kamu yararını oluşturan ve destekleyen ortamı başarısızlığa sürükleyen silahlı çatışma ve bölünmeyi tetikleyebilir.[70] Yine de, Tanrı insanları birbirleriyle ve yaratılışın geri kalanıyla bağımlı olmak[71] için yarattığından, ilk Hristiyanlar meclisler kurmuş ve Tanrı Kelâmı’nı vaaz etmek amacıyla Roma vatandaşları olarak haklarından yararlanmışlardır.[72] Burada, ilk Hristiyan topluluklarına, insan hakları savunma gruplarının yükselişi ve gelişmesi için mükemmel bir şekilde öncelik verildiği ve şimdi o grupların, Tanrı kelâmını vaaz etmek yerine, insan hakları sorunları üzerine eğilmek için evrilmiş oldukları iddia edilebilir.[73]

Dahası, ifade özgürlüğünün, bir kişinin yaratılan dünyadaki ruhsal gelişimine ve bilgisine yeni yollar açabileceğine inanan Hristiyanlar, yaratıcı işe, çalışmaya ve eğitime değer verirler.[74] Hristiyanlar, kendini ifade hakkını, mezarlıklar ve kültürel anıtlarda[75] bulunanlar gibi toplumun diğer üyelerinin inançlarına ve yaşam tarzlarına hakaret etmeyen bir edim olarak görürler – bu bakış kültürel yaşam hakkı ile ilgili 27. madde ile tutarlıdır.[76] Benzer şekilde, Hristiyanlar eğitim hakkını, kişinin dinini ve kültürünü öğrenmesi kadar, Tanrı’nın yaratısına uygun olarak kişiliğini biçimlendirmesi için de bir araç olarak görürler – eğitim hakkı konulu 26. madde de benzer dili kullanır.[77] Hal böyleyken, Tanrı’nın yarattıkları olarak ya da haysiyet sahibi insanlar olarak, herkes kendi ifade özgürlüğünü kendine, kendilerine ya da çevresindekilere zarar vermeyecek şekilde kullanmak için çaba göstermelidir.[78]

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar

Sosyal Refah

İsa’nın daha talihsiz ve bahtsız olanlara duyduğu değişmez şefkati örneklemelerinden sonra[79], Hristiyanlar iyi işler yaparlar, hayırlar işlerler, çok iş görürler.[80] İsa’nın “paylaşmak önemsemektir” düşüncesinin, ama daha çok özellikle de “Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır” sözünün peşinden giderler.[81] Hristiyanlar, ayrıca, onun öğretilerinin konuksever, ikramcı taraflarını da örnek alırlar. Örneğin, çoğu zaman, ekmeğini ve yiyeceğini paylaşmanın yanı sıra[82], ilk Hristiyanlar sahip olduklarını, mallarını, eşyalarını satarlar ve kazandıklarını ihtiyaç sahiplerine dağıtırlardı.[83] Karşılığında, havarilerin asla böyle talepleri ve beklentileri olmasa da, ötekiler içten gelerek, gönüllülükle havarilere konuksever davranırlardı.[84] Bu örnekler, sosyal güvenlik hakkı ile ilgili 22. maddeyi şekillendirir.[85]

İsa ve havarilerinin örneklerinden başka, Hristiyanlar, kendilerinde, günahları için tövbe etmek ya da Tanrı’ya ve başkalarına daha yakın olmak gibi iyi işler yapmanın yollarını da keşfederler.[86] Daha önceki Hristiyan topluluklardan günümüze dek örnekler olarak Hristiyanlar hayır kurumlarına para bağışlar, yiyecek dağıtımı yapar ya da sadece muhtaç olanlar ve acı çekenler için dua ederler. Bununla birlikte, Hristiyanlar, İsa sadakayı gizli vermeyi özendirdiği için[87], yapılan iyi işlerin filantropi (hayırseverlik) ya da isim tanıtmaya vardırılmaması gerektiğini, çünkü bunun iyi işler yapma amacını boşa çıkardığını ve onun yerine –deyim yerindeyse– kameralara ilgi odağı işler haline dönüştüğünü de not düşerler. Yine de, uluslararası bir topluluğun bir krize yardımının yolunun kurtarma, destek ve yardım[88] olduğu anlamına gelen “insancıllık/ yardımseverlik sözcüğünün İHEB’de yer almamasına karşın, tüm insanlığın iyiliği için, iyi işlerin Hristiyan değerinin, 1945’te BM kurumunun teşkilinden önce, herhangi bir resmî BM uluslararası yardımseverliğine kesinlikle yol gösterdiği iddia edilebilir.

Çalışma Koşulları

Yeni Ahit’in tanımladığı gibi, ilk Hristiyanlar, İHEB 25. maddede[89] listelenen –gıda, giyecek, barınma, tıbbi bakım, istihdam[90] gibi temel insan ihtiyaçları karşılanmadan yaşamayı neredeyse imkânsız bulurlar. Aslında –Yahudi geleneğinin her erkeğin zanaat/meslek/ticaret öğrenmesini gerektirmesi[91] uyarınca– İsa sadece marangozluğu öğrenmekle kalmaz, görevini, misyonunu da “iş” olarak tanımlar.[92] Bununla birlikte, Yeni Ahit, çoğu 23. maddede yer alan[93], insani çalışma koşullarına çeşitli yönlendirmelerde bulunur.

Birincisi, iş/emek üzerine genel bir yönelti olarak, “iş/emekçi ödenmeyi hak eder.”[94] İki, işverenler çalışanlarına karşı siyasi, ekonomik, sosyal ya da kültürel zeminde ayrımcılık yapamaz.[95] Üç, İsa, kişinin hayatını günahkâr-olmayan yollarla kazanması gerektiğini gösterdiğine göre[96], insanlar geçinmek için fuhuş, uyuşturucu kaçakçılığı, çocuk kaçakçılığı ya da mafya işleri ile iştigal edemezler – İHEB 4. madde bunların tümünü zımnen yasaklar.[97] Başka bir deyişle, Tanrı tüm insanları yarattığına ve onlardan, onun akla uygun dünyevi yaratımını daha da geliştirmelerini beklediğine göre[98], iş/emek “kutsal ve Tanrı için kabul edilebilir” bir edim olmalıdır.[99] Son olarak, işverenler çalışanlarına kendilerini Tanrı’ya vakfetmek ve/veya dinlenmek için bir ya da iki gün izin vermeli – bu günler de işverenler ve işçiler için yük değil, kazanç olmalıdır.[100] Dolayısıyla, bir işçi sürekli çalışamaz ve dinlenme ihtiyacı vardır ilkesi –dinlenme ve boş zaman hakkı ile ilgili 24. madde ile uyumlu olarak[101]– kişinin fiziksel ve zihinsel durumu için[102] gerekli ve esas olduğunu kanıtlamıştır.

Bununla birlikte, Hristiyanlar, ekonomik hakları kullanmanın, maddi servetin toplum varlığı için hükmedici ve baskın bir amaç olarak kullanımına yol açmaması gerektiğinin altını çizerler.[103] Böyle yapılırsa, o zaman bu tabakalara, sınıflara ayırma, komşunu sev emri ile çelişir, çünkü bireyin ve toplumun manevi, ahlaki bozulmasının koşullarını yaratmasının yanı sıra, insanlar arasında yabancılaşma duygusu da oluşturur.[104]

Aile

İsa, bir aile sorunu (tartışmalar ve kavgalar gibi) çözülene ya da düzeltilinceye kadar kişinin sunakta hediyesini veremeyeceğini vurgular.[105] Hristiyanlar bunu, ritüellerin önemli olmasına karşın, aile ilişkilerinin ilk sırada geldiği anlamını taşıması olarak yorumlamaktadır.[106] Zaten Hristiyanlar kişinin Tanrı ve komşu anlayışını dinsel gelenekler ve eskiden kalma, nesilden nesile geçmiş kültürler vasıtasıyla kazandığına inanır.[107] Aslında, Hristiyanlar, ebeveynleri çocuklarının eğitimine karar verirken, ki burada kastedilen devlet ya da kilise okullarıdır[108], hukuk sisteminin o ebeveynleri önemli bir rol almaktan mahrum etmemeleri gerektiğini ileri sürerler – 26. madde.[109] Dolayısıyla, Hristiyanlar hukuk sistemini – 16. maddede görüldüğü gibi[110] – kişinin gelişiminin ayrılmaz bir parçası olarak aileyi saymaya ve ahlaki aşınmaya karşı korumaya sevk ederler.[111] Herkesin kabul edeceği gibi, Hristiyanlar, bir aile fikrini “Kutsal Aile” üzerine dayandırsalar da –Bebek/Çocuk İsa, Meryem Ana, Aziz Joseph (Yusuf)–[112] eşcinsellerle bağdaşmayan, çocuklarını gözeten, seven, destekleyen ebeveynlerin olması, onlara sahip çıkılması fikri aynı değeri taşır.

Topluluk Hakları

Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.

Tıpkı ilk Hristiyanların bir bağın insandaki merhameti, şefkati güçlendirmesine yardımcı olduğuna ve toplumsal, sosyal ilgi ve kaygı[113] güdüsü sağladığına inanması gibi, Hristiyanlardan da, ırk, sınıf, cinsiyet vb.[114] temeline dayanan bölünme ve yabancılaşmaya yol açabilecek bireysel özgürlükler yerine gerçek özgürlüğü kuran ve yerleştiren yeni bir insan topluluğu örneği oluşturmaları istenmektedir. Başka bir deyişle, Hristiyanlar inancın insan hakları elde etmeyi sağladığına inandıklarına göre ve Tanrı da insanları kendi suretinde yarattığına göre, insanlar bireyler olarak kendiliğinden, kendi başlarına haklara sahip değildir, aksine onların kendi topluluklarında başkaları ile ilişkili olarak karşılıklı ve nihayetinde Tanrı’ya karşı görevleri vardır.[115] – 29. madde.[116]

Daha belirgin olarak, bireyselciliğin ve ortaklaşmacılığın (kolektivizmin) aşırı uçlarının bireyin kişiliğinin alçaltılmasına, suç artışına ve başkalarının yabancılaşmasına yol açabileceğine inanan Hristiyanlar, birey hakları ve insanların sorumluluğu arasında birbirini önceleyen bir dengenin varolması gerektiğini öne sürerler.[117] Bunu böyle yapabilmek için, Hristiyanlar, kişi çevresindeki komşularla ilgilenirken, onları gözetirken, sevginin bireye ve etrafındakilere tam özgürlüğün tadını çıkarmaları olanağı vereceğine inanırlar.[118] Bu, aslında 1. maddenin sosyal doğaya[119] yaptığı göndermede görülebilir, ki toplumun olmadığı sosyal doğada, insanlar fikirlerini ve kişiliklerini diğerleri arasındaki etkileşimden aldıklarından, bireyselcilik varolmayı kolaylaştırır.

Çevreyi Sevmek ve Önemsemek

Tanrı, erkeğe ve kadına, hayvanların ve bitkilerin yaşamı süresince sahiplik ve yönetme hakkı verdiğine göre, Hristiyanlar, herkesin, Tanrı’nın –sadece dünyada hüküm sürmek değil, onun dünyaya ait yaratımlarını da koruma– amacını yerine getirmesi gerektiğine inanır.[120] Bununla birlikte, Hristiyanlar, dünyanın kaynaklarının sadece insanlığın mülkiyetinde olmadığını, öncelikle, herkesin bencillik yapmadan kullanabileceği Tanrı yaratımı olduklarını kabullenirler.[121] Bu nedenle, fakirleşen ruhlara ve çevreye yol açacağından, Hristiyanların, maddi ihtiyaçlarını karşılayacak ve doyuracak sınırsız bir açlığa sahip olmaları yasaklanmıştır –Tanrı’ya karşı günaha girmekten bahsetmiyoruz bile.[122] Daha iyisi, Tanrı’nın doğasının güzelliğini ve zenginliğini korumaya yardımcı olmak için, insanların makul, ölçülü, ılımlı gereksinimleri olmalıdır.[123]

Üstelik bir ahırda doğan[124] ve çoğunlukla balık ve ekmekle[125] beslenen İsa, hayvan haklarının en iyi savunucusu olarak görülebilir. Öyle ki, ne zaman ne yerse yesin, gıdayı kutsal kabul ederek ve Tanrı’ya şükrederek, tüm yaşama olan saygısını gösterir.[126] Dahası, yemenin yanı sıra, “soyguncu yatağı” değil, “ibadethane” olması gereken tapınakta kafese kapatılmış satılık hayvanları gördüğünde deliye döner; alıcıları ve satıcıları kovmakla kalmaz, sarrafların ve güvercin satanların masalarını devirir.[127] Burada, İsa’nın öfkesi sadece hayvanların kötüye kullanılmasını, istismarını görmesinden değil, aynı zamanda Tanrı’ya kurban etmek değil de kâr sağlamak amacıyla hayvanların hayatını çalan insanları görmesinden de kaynaklanıyor olabilir. Çevreyi ve içindeki varlıkları sevme, önemseme, gözetme görevine sahip olmak, esasen, onlarsız yaşamak çok güç olduğu için sınırlamanın ya da fiyat etiketi koymanın zor olduğu su, güneş ışığı ve hava gibi kamusal mallar için önceden fikir verir ve onları tanımlar.

Çocuklara Saygı

Yeni Ahit’in başından sonuna kadar İsa çocuklara karşı olan sevgisinin işaretlerini açık bir şekilde gösterir. Birçok kez, İsa çocukların ortaya çıkıp kendisine gelmelerini ister ve toplanan kalabalığa masum ve alçakgönüllü çocuklar gibi olmalarını hatırlatır.[128] Aslında, İsa, kendisine inanan herhangi bir çocuğun önüne engel çıkaran, ona “ayak bağı” olan herkesin bunu yapmasını men eder, bunu yapan olursa boynuna büyük bir “değirmen taşı” bağlayıp denizin dibinde boğulmasının kendisi için daha iyi olacağını ima eder.[129] Diğer bir deyişle, Hristiyanlar “ayak bağı” terimini şu anlamda yorumlarlar: Çocuk tacizi, çocuk pornografisi ya da hatta çocuk işe alımı, sarsılmış çocukta psikolojik sıkıntılara neden olacağından, insanların bu gibi davranışlarda ve hareketlerde bulunmaları yasaklanmıştır –nokta. Çocukların Tanrı için ne kadar önemli olduğunu gösteren İsa, şöyle der: “Bırakın da küçük çocuklar bana gelsin; onları durdurmayın; çünkü Tanrı’nı krallığının içtenlikle karşıladıkları bunlar gibi olanlardır.”[130] Bu nedenle, insanlık, çocukları, barışın ve refahın örnekleri anlamında, “Tanrı’nın melekleri” olarak görmelidir.

Sonuç

Hristiyanlar, Tanrı’nın her insana, hiç kimsenin ihlal etmemesi, çiğnememesi gereken, kişiye özel bir haysiyet ve onur vermiş olduğuna ve herkese, insan haklarını korumanın yanı sıra insanlık onuru için gerekli sosyal koşulları da koruma sorumluluğu için çağrıda bulunmuş olduğuna inanır. Hristiyanlar İHEB’in ana ilkelerini genellikle kabul etseler de –gerçi hiç sınırlamasız değil, asla değil– bu evrensel belgeyi kendi kutsal metinlerinde bulunan manevi dünyanın değerlerine üstün tutmazlar. Bu nedenle, insan haklarını toplumsal yaşamın nihai kaynağı ve evrensel temeli olarak yorumlamak kabul edilemez ve tehlikelidir.[131] Aslında, dünyanın çeşitli bölgelerinde birçok insan sosyal yaşamlarında ve kişilerarası ilişkilerinde, insan haklarının laikleştirilmiş standartlarından ziyade, geleneklerinin nihai otoriteye, nüfuza sahip olduğunu kabullenir.[132]

Yine de dünya halklarının en derin özlemlerini, isteklerini yansıtan bir özet bildirim olsa da, İHEB, dinî ve laik liderlerin insan haklarını tanıtmasına, desteklemesine, saygı duymasına ve uygulamasına yardımcı olacak bir hukuk sistemi inşa etmelerinin mihenk taşıdır. Sonuçta, insan haklarının veya dinî değerlerin ne olduğuna bakılmaksızın, sivil ve politik, ekonomik ve sosyal, bireysel ve kolektif insan haklarının birleştirilmesi ve birbirine bağlanması, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde uyumlu bir sosyal yaşam sağlayabilir. Daha basit bir deyişle, insan yaşamını ve güvenliğini korumaya yarayan her ne varsa, uluslararası insan hakları sisteminin ihtiyaç duyduğu da odur.

Kaynaklar:

Barnett, Michael. Empire of Humanity: A History of Humanitarianism. Ithaca, NY: Cornell University Press, 2011.

Brackney, William H. Human Rights and the World’s Major Religions: Condensed and Updated Edition. Santa Barbara, CA: ABC-CLIO, 2013.

Donnelly, Jack. Universal Human Rights in Theory & Practice. Ithaca, NY: Cornell University Press, 2003.

Giblet, Jean. “Human Rights and the Dignity of Man,” Convergence, No. 2 (1979): 2-19.

Gunthrie, Donald. “The New Testament Approach to Social Responsibility,” Vox Evangelica 8 (1973): 40-59.

Holy Bible: New Revised Standard Version with Apocrypha. Peabody, MA: Hendrickson Publishers Inc., 2008.

Lauren, Paul Gordon. The Evolution of Human Rights: Visions Seen. Philadelphia, PA: University of Pennsylvania Press, 2011.

Little, David. “Religion, Human Rights, and Public Reason.” From Religion and Human Rights: An Introduction. Edited by John Witte and M. Christian Green. New York, NY: Oxford University Press, 2012.

Perry, Michael. The Idea of Human Rights. New York, NY: Oxford University Press, 1998.

Pope John XXIII. “Pacem in Terris: Encyclical of Pope John XXIII on Establishing Universal Peace in Truth, Justice, Charity, and Liberty.” April 11, 1963. http://www.vatican.va/holy_father/john_xxiii/encyclicals/documents/hf_j-xxiii_enc_11041963_pacem_en.html.

Pope Paul VI. “Declaration on the Relation of the Church to Non-Christian Religions: Nostra Aetate.” October 28, 1965. http://www.vatican.va/archive/hist_councils/ii_vatican_council/documents/vat-ii_decl_19651028_nostra-aetate_en.html.

Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions. “The Russian Orthodox Church’s Basic Teaching on Human Dignity, Freedom, and Rights.” http://orthodoxru.eu/index.php?content=article&category=documents&id=2008-06-26_human_rights&lang=en.

Schirrmacher, Thomas P. “Human Rights and Christian Faith.” Global Journal of Classical Theology 3:2. Nov. 2002. http://www.phc.edu/gj_schirrmacherv3n2.php.

Schweiker, William. The Blackwell Companion to Religious Ethics. Malden, MA: Blackwell Publishing, 2005.

Traer, Robert. “World Council of Churches.” In Faith in Human Rights: Support in Religious

Tradition for a Global Struggle. Washington, DC: Georgetown University Press, 1991. http://religionhumanrights.com/Religion/Christian/Protestant/wcc.fhr.htm.

__. “Christian Support for Human Rights.” In Faith in Human Rights: Support in Religious

Tradition for a Global Struggle. Washington, DC: Georgetown Univ. Press, 1991. www.http://religionhumanrights.com/Religion/Christian/christian.fhr.htm.

Tutu, Desmond M. “The First Word: To Be Human is to Be Free.” In Christianity and Human Rights: An Introduction. Edited by John Witte, Jr. and Frank S. Alexander. New York, NY: Cambridge University Press, 2010.

United Nations. “The Universal Declaration of Human Rights.” 1948. http://www.un.org/en/documents/udhr/.

Walzer, Michael. “On Humanitarianism: Is Helping Others Charity, or Duty, or Both?.” Foreign Affairs (2011). http://www.foreignaffairs.com/articles/67931/michael-walzer/on-humanitarianism.


[1] Paul Gordon Lauren, The Evolution of Human Rights: Visions Seen (Philadelphia, PA: University of Pennsylvania Press, 2011), p. 6.

[2] A.g.e., s. 43.

[3] David Little, “Religion, Human Rights, and Public Reason,” from Religion and Human Rights: An Introduction, edited by John Witte and M. Christian Green (New York, NY: Oxford University Press, 2012), p. 146.

[4] A.g.e.

[5] William H. Brackney, Human Rights and the World’s Major Religions: Condensed and Updated Edition (Santa Barbara, CA: ABC-CLIO, 2013), p. 73.

[6] William Schweiker, The Blackwell Companion to Religious Ethics (Malden, MA: Blackwell Publishing, 2005), p. 507.

[7] Jack Donnelly, Universal Human Rights in Theory & Practice (Ithaca, NY: Cornell University, 2003), p. 23.

[8] Michael Perry, The Idea of Human Rights (New York, NY: Oxford University Press, 1998), p. 14.

[9] A.g.e., p. 16.

[10] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” in Christianity and Human Rights: An Introduction, edited by John Witte, Jr. and Frank S. Alexander (New York, NY: Cambridge University Press, 2010), p. 1.

[11] Tekvin 1:3, 6, 9, 14, Kutsal İncil: Apokrifal (Kutsal kitaba girmemiş, doğruluğundan şüphe duyulan yazılar) Gözden Geçirilmiş Yeni Standart Versiyon (Peabody, MA: Hendrickson Publishers Inc., 2008).

[12] Tekvin 1:26

[13] Tekvin 1:31

[14] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” supra note 10, p. 2.

[15] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” 1948, http://www.un.org/en/documents/udhr/ (accessed March 20, 2014).

[16] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” supra note 10, p. 3.

[17] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[18] Tekvin 9:6, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[19] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” supra note 10, p. 3.

[20] Matta 5:21, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[21] Robert Traer, “Christian Support for Human Rights,” in Faith in Human Rights: Support in Religious Tradition for a Global Struggle (Washington, DC: Georgetown Univ. Press, 1991), www.http://religionhumanrights.com/Religion/Christian/christian.fhr.htm (accessed March 18, 2014).

[22] A.g.e.

[23] Jean Giblet, “Human Rights and the Dignity of Man,” Convergence, No. 2 (1979): 2.

[24] YUhanna 10:10, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[25] Matta 7:20

[26] William H. Brackney, Human Rights and the World’s Major Religions, supra note 5, p. 76.

[27] A.g.e.

[28] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[29] Thomas P. Schirrmacher, “Human Rights and Christian Faith,” Global Journal of Classical Theology 03:2 (Nov. 2002), http://www.phc.edu/gj_schirrmacherv3n2.php (accessed March 18, 2014

[30] Romalılar 13:1, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[31] Romalılar 13:3

[32] Thomas P. Schirrmacher, “Human Rights and Christian Faith,” supra note 29.

[33] A.g.e.

[34] Markos – 12:17, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[35] Thomas P. Schirrmacher, “Human Rights and Christian Faith,” supra note 29.

[36] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[37] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” Vox Evangelica 8 (1973): 56.

[38] 1 Timoteos 2:2, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[39] 1 Petrus 2:13

[40] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, “The Russian Orthodox Church’s Basic Teaching on Human Dignity, Freedom, and Rights,” http://orthodoxru.eu/index.php?content=article&category=documents&id=2008-06-26_human_rights&lang=en (accessed March 23, 2014).

[41] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 55.

[42] Tesniye / Yasa Kitabı 10:17, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[43] Ağıtlar / Mersiyeler 3:36

[44] Esinlemeler (Vahiy) 20:12

[45] Matta 5:17-18

[46] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[47] Matta 5:45

[48] Matta 18:16, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[49] 1 Timoteos 5:21

[50] Özdeyişler 17:23

[51] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[52] Elçilerin İşleri 10:34, Mısır’dan Çıkış 12:49, – Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[53] Pope Paul VI, “Declaration on the Relation of the Church to Non-Christian Religions: Nostra Aetate,” October 28, 1965, http://www.vatican.va/archive/hist_councils/ii_vatican_council/documents/vat-ii_decl_19651028_nostra-aetate_en.html (accessed March 19, 2014).

[54] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[55] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[56] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” supra note 10, p. 3.

[57] 1 Petrus 2:16, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[58] Galatyalılar 5:1

[59] 1 Petrus 2:16

[60] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 57.

[61] Luka 23:36-38, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[62] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 55.

[63] A.g.e. s. 56

[64] Yuhanna 6:15, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[65] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[66] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 57.

[67] Matta 5:38, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[68] Matta 5:39

[69] Matta 5:41

[70] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[71] Desmond M. Tutu, “The First Word: To Be Human is to Be Free,” supra note 10, p. 4.

[72] İbraniler 10:25, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[73] Robert Traer, “World Council of Churches,” in Faith in Human Rights: Support in Religious Tradition for a Global Struggle (Washington, DC: Georgetown University Press, 1991), http://religionhumanrights.com/Religion/Christian/Protestant/wcc.fhr.htm (accessed March 20, 2014).

[74] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[75] A.g.e.

[76] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[77] A.g.e.

[78] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[79] Romalılar 13:13; Matta 7:8, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[80] A.g.e

[81] Matta 7:8

[82] Elçilerin İşleri 2:46

[83] Elçilerin İşleri 2:44-45

[84] Elçilerin İşleri 27:1-4, 28:2

[85] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[86] Matta 3:8; Yuhanna 8:11, Matta 5:16, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11; Michael Barnett, Empire of Humanity: A History of Humanitarianism (Ithaca, NY: Cornell University Press, 2011), pp. 53-54.

[87] Matta, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[88] Michael Walzer, “On Humanitarianism: Is Helping Others Charity, or Duty, or Both?,” Foreign Affairs (2011), http://www.foreignaffairs.com/articles/67931/michael-walzer/on-humanitarianism (accessed March 24, 2014).

[89] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[90] Elçilerin İşleri, 4:32-37; 6:1-6, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11; Pope John XXIII, “Pacem in Terris: Encyclical of Pope John XXIII on Establishing Universal Peace in Truth, Justice, Charity, and Liberty,” April 11, 1963, http://www.vatican.va/holy_father/john_xxiii/encyclicals/documents/hf_j-xxiii_enc_11041963_pacem_en.html (accessed March 21, 2014).

[91] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 49.

[92] Yuhanna 17:4, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[93] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[94] 1 Timoteos 5:18, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[95] Matta 5:3-10, James 2:1-4

[96] Luka, 4:3-7

[97] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[98] 1 Korintliler 6:19-20, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11.

[99] Romalılar 12:1-2

[100] Markos 2:27

[101] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[102] Donald Gunthrie, “The New Testament Approach to Social Responsibility,” supra note 37, p. 51.

[103] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[104] A.g.e.

[105] Matta 5:23-24, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[106] 1 Timoteos 5:8

[107] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[108] A.g.e.

[109] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[110] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[111] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[112] Luka 2, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[113] Romalılar 12:13

[114] Galatyalılar 3:28, 1 Korintliler 12:12-13; Koloseliler. 3:9-11

[115] Robert Traer, “Christian Support for Human Rights,” supra note 21.

[116] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[117] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[118] A.g.e.

[119] United Nations, “The Universal Declaration of Human Rights,” supra note 15.

[120] Tekvin 1, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[121] Mezmur 24:1

[122] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[123] A.g.e.

[124] Luka 2:7, Kutsal İncil – yuk. bkz. 11

[125] Luka 24:42-43

[126] A.g.e.

[127] Markos 11:15-17.

[128] Matta 18:2-4

[129] Matta 18:6

[130] Markos 10:13-14

[131] Representation of the Russian Orthodox Church to the European Institutions, supra note 40.

[132] A.g.e.