İhtiyar Bilge…

Sayı 48 - Mayıs 2014

Bilen konuşmaz. Konuşan bilmez.[1]

Lao Tzu, ihtiyar bilge. Onu tanımıyorum. Yüzlerce yıl önce yaşadığı için tanımıyor değilim üstelik. Bugün, burada yanı başımda olmasına rağmen tanımıyorum onu. Sözlerini okuyorum, ancak sesini işitmiyorum. Tao’nun sesini işitebilmek için çok sessiz olmam gerektiğini söylüyor. Tao’nun sesi, sessiz bir mekanda değil, dingin bir zihinde duyulur çünkü. Diyor ki bana, Tao’ya tapınmak istiyorsan önce onu kalbinde keşfetmelisin.[2] Kalbimde hissedememenin derin hüznünü yaşıyorum. Çok güçlü bir hamleyle kurtulabilmeyi umuyorum yüklerimden. İstiyorum ki dilimle ikrar verdiğimi eylemlerimle, davranışlarımla inkar etmeyeyim. Böylece çabamın beni özgürleştireceğine güveniyor olsam da, çabanın bilgeliğe engel[3] olduğunu söylüyor.

Tao’yu anlamanın tek yolu onu doğrudan doğruya tecrübe etmektir.[4] Öyleyse soyunmalı her şeyden, dünyanın tüm gailesinden ve yükünden. Uzlete çekilmeli ve yalnız Tao’ya teslim olmalı sâlik, diye düşündüğümde de dünyadan uzak durarak kim saflığa ve basitliğe erişebilir, diyor. Tao temiz ve basittir ancak asla dünyadan uzak durmaz[5] diyerek uyarıyor ihtiyar bilge. Öyleyse ne yapmalı arzulu talip, anlamak için Tao’nun yolunu? Samimiyetten başka yok bir şeye ihtiyacın.[6] Eğer anlamak istiyorsan Tao’yu ve onun bilgelik yolunu, dikkatle izlemelisin. O zaman göreceksin ki, Tao bir şey yapmaz, onda her şey kendiliğinden olur. Bilgenin yaptığı sadece uyumdur[7].

Öyleyse, dedim, anlat bana bu bilgelik yolunu. Kimdir Tao, onu nasıl bulurum? Bu en yüksek hakikat, dedi; sığmaz kelimelere. Bu nedenle hakiki üstadın söyleyecek bir şeyi yoktur kimseye. O kendini hizmete verir sadece ve düşmez endişeye[8]. Hizmet ile bulunuyorsa eğer, terk ile inkar etmeli benliği. Ve yakalamak için ilahi benliğini, uğrunda harcamalı ömrünün günlerini. Yine de yapmak ama zorlamamaktır bilgelik yolu[9], hiç olmazsa anlamalısın ki, ruhsal bağımsızlık ve Tao ile birlik, rastgele verilen armağanlar olmayıp kişiye, verilen mükâfatlardır bilinçli bir öz-dönüşüm ve öz-gelişime.[10]

Sarsılmaz olana ulaşmak için Tao ile dost olmalıdır kişi. Bunun için sükût eyle düşüncene ve her şeyi ve insanı sınırsız bedeninin bir uzvu bil[11]Öğretimin ilk kuralı budur benim, ayırım yapmama erdemi. Hak edeni kolla mutlaka; ancak bir o kadar da hak etmediğini düşündüğünü…[12]

Başkalarını bilen bilgilidir, ancak, kendini bilen aydınlanmıştır. Başkalarını yenen kuvvetliyse de, kendini yenen kudretlidir. Sahip olunanla yetinmek zenginlik, güçlü davranış ise güçlü iradedir. Ondan uzaklaşmazsan yaşarsın. Ölümle ölmeyen hayat sahibi odur.[13]

Ele geçirmek istersen onu, bil ki ele geçen o değildir. Tao, her şeye şekil verir; ancak onun hiçbir şekli yoktur. Şayet zihninde resmetmeye kalkarsan kaybedersin Tao’yu. Bu, duvara tutturmaya benzer kelebeği bir iğne ile: Değersiz kısım kalır elde ve uçmak yoktur orada artık. [14] Anlıyorum ki akıllı olmalı ve aklın ışığında yürümeli insan. Tao’yu ele geçirmeye değil, varlığıyla uyum içinde yaşayarak ulaşır ona.

Hayatın yöneticisidir akıl elbette. Ancak unutma ki gereksiz hareketleri terk ettiğinde Mükemmel tabiatın çıkacaktır ortaya[15]Akıl, beden ve ruh eşit düzeyde gelişmemiş ve olgunlaşmamışsa, söz edilebilir mi manevi bir gelişim ya da aydınlanmadan?[16]

Tao’yu görmek mi istiyorsun? Peki İlahi Birlik nasıl görülebilir? Güzel şekiller, nefes kesen harikalar, ürkütücü mucizelerde mi? Tao kendini bu şekilde göstermek zorunda değildir. O her zaman vardır ve daima hazırdır. Saflık ve temizlik, işlendiği zaman kendini gösterir. Samimiyet kayıtsız şartsız olursa, Tao yüzündeki örtüyü açar.
Eğer onunla yaşamak istiyorsan onu her yerde, hatta en sıradan şeylerde bile göreceksin
[17]. Dikkatli bak!

Tao ile yekvücut olmak istersen yüzeysel maneviyata kapılma. Diğerlerine bencillik etmeden ve kimlik belirtmeden vererek, tüm dünyada ışık yayıp kendi karanlığını aydınlatarak, erdemini benliğin ve bütün varlıklar için bir tapınak haline getirebilirsin. Budur Tao ile yekvücut olmanın anlamı.[18] Tao’nun mabedi olduğunda insan, tapımın ayinleri kalbinde vukû bulur. Bir mabet ki, şekli kalp, ayini yürüten bilge, akıl ve yanan çerağ, nefs olur. Yandıkça nefs, aydınlanan akıl Tao’yu bulur. Öyleyse nasıl girilir Tao’nun mabedine. Mabedin yolu nerededir? Sevgiyle dolu olmak, azla yetinmek, başa güreşmemektir Tao’nun yolu.[19]

Yüce Yaratıcıyı aramak için yola çıkacak olursan, elin boş dönersin. Evrenin kaynağı mutlak anlamda bilinemez; büyük, verimli bir vadiye sonsuza dek akan görünmez bir nehirdir o[20]. Tanımış olmayı başarabilseydim eğer, himmetiyle sükûna erebilirdim.

Ve tüm sözlerini duydum, ama anlamadım. Bilmek anlamak olsaydı, arzular diner, çabalar huzur getiren eylemlere bırakırdı yerini. Yine de umutsuzluğa düşmemeli sâlik. Zira binlerce kilometrelik bir yolculuk dahi, tek bir adımla başlar. Önemli olan yola koyulmak…


Referanslar:

[1]  Lao Tzu, Tao Te Ching, Öğüt 56

[2]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 17

[3]  Lao Tzu, Tao Te Ching Öğüt 43. Bilge çaba göstermez, doğru eylemde bulunur. Doğru eylem eylemsizlik değil çabasızlıktır (Wu Wei). Bilge çabalamaz, öz doğasıyla akar.

[4]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 30

[5]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 52

[6]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 68

[7]  Lao Tzu, Tao Te Ching Öğüt 110

[8]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 23

[9]  Lao Tzu, Tao Te Ching Öğüt 81

[10]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 70

[11]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 42

[12]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 2

[13]  Lao Tzu, Tao Te Ching Öğüt 33

[14]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 6

[15]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 45 “Mükemmel Tabiat; fıtrat”

[16]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 58

[17]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 22

[18]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 47

[19]  Lao Tzu, Tao Te Ching Öğüt 67

[20]  Lao Tzu, Hua Hu King Öğüt 39