İdeal Toplumdan Önce İdeal Birey

Ütopya - 2018

Ütopya terimi ilk olarak Thomas More’un toplumdaki eşitsizlik ve mutsuzluğun kaynağının özel mülkiyet olduğunu eleştirmesiyle ortaya çıkmıştır. More’a göre ideal toplum sınıfsız, insanları ise eşit olmalıdır. Amaç insanlara mutluluk sağlamaktır. Felsefe tarihi boyunca birçok değişik ütopya fikri ortaya atılmış, üzerine tartışılmıştır.

Ütopya gerçekte olmayan ideal bir toplumu detaylı bir şekilde anlatır. Ütopyacılık ise bir nevi sosyal bir hayal kurma anlamına gelir. Ütopyanın tek amacı toplumun belirli bir yönünü dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda belli başlı insan ilişkilerini de dönüştürür. Psikiyatri tarihinin önde gelen isimlerinden biri olan Wilhelm Reich, insan ruhunun yeniden yapılandırılmasının kişilik dönüşümüne yol açarak bunun sonucunda toplumun dönüşmesini sağladığını savunur.

Reich’ın değindiği içsel dönüşümü daha basit bir dille yorumlamak gerekirse, insan kendi gerçeğini yaratır. İlk adım bilinçli olarak her duygunun farkında olmaktır. İyi veya kötü, ne hissediyorsak onu hissetmektir. Amaç ‘iyi’ hissetmek değil, sadece hissetmektir. Sonra kabul etmektir. Ne yaşıyor, hissediyorsak kabul etmek… Gerçekte var olmayan ideal dünyayı, kendi içimizde gerçekleştirmek o kadar da olanaksız olmasa gerek. Ütopya terimini sadece ideal toplumu ifade etmek için kullanmak yeterli olmayabilir, terime daha geniş anlamlar katılabilir. İnsanın iç dünyasını, psikolojisini ancak ve ancak bireyin kendisi dönüştürebilir. Eğer Reich haklıysa, içsel dönüşüm olmadan toplum da dönüşemez. İdeal toplumun hayalini kurmadan önce insan kendi yaşadıklarına yönelmeli, kendini keşfetmeli, ideal dünya hayalinin altında yatan psikolojik ihtiyaçları anlamalıdır.

“Psikolojik ütopyacılık” terimi işte bu tartışmalar arasında ortaya çıkıyor. İdeal bir bilinç durumunun elde edilmesine, insan kişiliğini dönüştürmede ve dolayısıyla toplum ve kültürün değişmesinde etkili olan psikolojik anlayışların ve yöntemlerin kullanılmasını gerektirdiği bir ütopik düşünceye gönderme yapar. Günümüzde kullanılan birçok yöntem herkes için ideal olmadığı gibi, toplumun geneli için ideal kelimesini kullanmak da biraz tehlikeli. Her insan biricik olduğu kadar ideal anlayışı da değişken. Gerçekte olan, insanoğlunun temel istek ve ihtiyaçları genellikle birbirine benzer, ancak herkes farklı yollar aracılığı ile ona ulaşmaya çalışır. Bu demek oluyor ki, psikolojik ideal dünya her bireyde farklı bir form bulabilir.

Psikolojik ideal dünyada tamamen stresten arındırılmış, her zaman mutlu, hastalığın, ölümlerin olmadığı, zorlukların yaşanmadığı, depresyonun, kaygının hissedilmediği, geçmiş, şimdi ve geleceğin hep parlak olduğu ideal dünya nasıl olur? Gerçekten böyle bir dünya olsa ideal olan bu mu olurdu? Kierkegaard’ın çok sevdiğim bir sözü var; “Çektiğim acılar benim kalelerimdir”. Yaşanılan her şey yaşanmış ve bitmiştir. Önemli olan bize ne öğrettiği, hayatımıza neler kattığıdır. Acılar sonucunda oluşan kaleler, içsel dönüşümün bir parçasıdır. İnsanoğlu acıları ve mutlulukları ile bir bütün, birbirinden ayrı tutulamayacak kadar dengededir. Tıpkı her şeyin zıttı ile var olması gibi. Beyaz bir sayfanın gerçekten beyaz olduğunu ancak üzerine siyah bir nokta çizdiğimizde anlayabiliriz. Aynı şekilde karanlığın varlığını da ışığı görünce fark ederiz. Mutsuzluğu hissetmeseydik acaba mutlu olduğumuz anları ayırt edebilir miydik? Sevmeseydik, sevdiğimizi anlayabilir miydik? Tıpkı bir lotus çiçeği gibi çamurdan tertemiz çıkmalı insan. İdeal olan, içsel dengeyi kurabilmek ve bunu fark edebilmektir.

Hayat kaçınılmazdır. İyi ve ideal bir hayatın sırrı ise sevmediğin durumu değiştirmek, ancak ve ancak kendi sorunlarını kendi yöntemlerinle çözmekten geçiyor kanımca. İnsan ihtiyaçlarını belirlemeli ve mutlu olma yollarını kendi aramalıdır. Toplumun iyileşmesi gibi bireyin iyilik hali de bilinçli, anlamlı ve özgürce davranabilmesinden geçer.

Yaşadığınız hayatı kendi içinizde idealleştirme hayaliniz varsa, öncelikle kendiniz olmanız şart. Ne kadar kendiniz gibi, ne kadar başkasının istediği gibi davranıyoruz bu hayatta? Hayallerimizin peşinden ne kadar koşuyoruz? İnsan kendi olduğu sürece mutlu olabilir. İnsan başına gelenleri engelleyemez, ancak hayata karşı tutum, düşünce ve davranışlarını değiştirebilir.

“Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız”

Hannibal.


Kaynakça:

1. Pietikainen, P. (2002). Utopianism in psychology: The case of Wilhelm Reich. Journal of the

History of the Behavioral Sciences, 38(2), 157-175.

2. Altus, D. E., & Morris, E. K. (2009). BF Skinner’s utopian vision: Behind and beyond Walden Two. The Behavior Analyst, 32(2), 319-335.

3. Kabat-Zinn, J. (2018). Falling awake: How to practice mindfulness in everyday life. New York: Hachette Books.