Form Yapısında Estetik

Sayı 9 - Estetik Sorunu

Form, bu nesnenin görme ya da dokunma organlarıyla algılanabilmesini sağlayan kendine özgü gerçekliğidir. Bu gerçeklik evrenin tüm oluşlarında kendini gösterir. Evrende oluşan tüm olay, olgu ve nesneler yasalıdırlar. Bunlar başka bir söylemle birer fizik yasalarıdır.

Evrendeki bütün gerçeklikler kendi içlerinde zıtların mücadelesi sonucu dönüşürler. Çünkü karşıtı olmayan hiçbir nesnel ve tinsel varlığın gerçekliği olamaz. Dolayısıyla hareket, süreç ve varlıktan söz edilemez.

Form görünüş anlamında her ne kadar durağanlığı çağrıştırıyor gibi olsa da o aslında hareketin gerçekleşmiş halidir. Varolan her şeyin bir başlangıç noktasal enerjisi vardır, en azından harekete geçebilmemiz için durum böyledir. Form yaşamın her alanında (doğada, bilimde, sosyal ve kültürel yaşamda) o alanın özelliklerine ve belirli nedenselliklere bağlı olarak ortaya çıkar; bunlar kendi işlevselliği ve çevresiyle olan ilişkilerdir.

Form kavramının ilk olgusallığını doğada görürüz. Bunlar böylece bilincin konusu olurlar. Her varlığı belirleyen kendi içsel yasası vardır, böylece bilinebilir hale gelirler. Doğada varolan bu gerçeklikleri insan, aklı aracılığıyla değişik yöntemlerle kendine katar. Bu kazanımlarını bilimsel bilgiler ışığında kendi tasarımlarını oluşturacak şekilde kullanır. Buna yapay form diyoruz ki, kendi içinde işlevsel form ve estetik form diye ayırım yapabiliriz.

BÜTÜN FORMALARIN KAYNAĞI OLARAK NOKTA

Bütün formalar “Enerji Merkez” noktasından dışa açılarak varolurlar ve bu kökensel kaynağından kopamazlar. Bununla şunu söylemek istiyoruz: Bütün formlar noktanın hareketiyle oluşabildiği gibi, bütün formlar da kaynağına doğru dönüştürüldüğünde, enerji merkez noktasına varırlar.

Enerji Merkezi Noktası, her türlü tasarımında ilk adımıdır. Tasarımın temel öğesi olan nokta, düzensizliğin içindeki ilk düzen elemanıdır; kaostan kozmosa geçişi sağlar. Her türlü kayıt ve tespit noktadan başlar. Kendisi durgundur; ancak bütün dinamik olanaklara da açıktır. Bundan dolayı Noktanın kendisi sonsuz güce sahiptir.

Noktanın merkezden dışa açılımı yüzeyde Daireyi, hacımda Küreyi oluşturur. Bu iki formun içe – merkeze – yoğunlaşması Noktaya varır.

Nokta hareketsiz, boyutsuz ve yönsüzdür; bir başka noktayla ilişkisi sonucu görsel hareket bağlamış olur.

Boyutsuz ve yönsüz olan nokta dışa yönlenip boyutlanarak çizgiyi oluşturur. Bu durumda noktaya AN, çizgiye ZAMAN diyebiliriz. Çizginin bir düzen içerisindeki ilişkilerinde, parçalanma, bölme, aynı zamanda bütünleştirme ve kendi üzerine kapanarak alan yaratma özelliği vardır.

Noktanın hareketi çizgiyi oluşturur.
Çizginin yön değiştirip kapalı alan yaratması yüzeysel formu oluşturur.

Çizgi bir yüzeyi ayıran, bölen, parçalayan ve taraf yaratan güçlü bir özelliğe sahiptir.

Aynı zamanda tarafları birleştiren, bütünleştiren, bağ kuran ve ilişkilendiren özelliğe de sahiptir.

EVRENDE HAREKET FORMLARI

Evrendeki temel hareket formu dairesel dönme hareketidir. Her şey hem kendi, hem de bağlı olduğu ilişkiler sisteminin merkezi çevresinde dönmektedir. Hareket ve zaman birbirini var eden temel değerlerdir. Hareket ve zaman birliği olan dönüşüm tekrar ritmiği ile sürekliliği sağlar.

Doğanın oluşumunda iki temel hareket biçimi vardır.

Birincisi; Küresel açılım yönlü (Noktasal Enerji), İkincisi; Eksen temelli formlar (çizgisel enerji). Bu her iki sistemde simetrik yapıdadır.

HAYATIN SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAYAN MERKEZ ENERJİ NOKTALARI

Formun temel kaynağı olan simgesel olan Enerji Noktaları gerçeklikte kendini şu biçimlerde olgusallaştırıyor.

Atom, Hücre, Yumurta, Sperm, Tohum, Çekirdek.

İlk hareket bu enerji noktalarıyla başlayarak kendi bütünlüklerine varırlar. Daha nokta halindeyken erek onda örtük olarak taşınır. Olgular yasallıklarına uygun olarak gerçekleştikçe form kazanırlar, bunun tekrar ritmik hareketiyle hayatın sürekliliği sağlanır.

GEOMETRİK FORMLARIN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Görsel temel grafik elemanları olan nokta ve çizgi tüm geometrik formların oluşumunu sağlar. Tek nokta yönsüz ve boyutsuzdur, iki nokta hem yön hem de aralık öğesi ile boyutu oluşturur; göz, iki nokta arasında sezgisel bağ kurar; üç nokta ise ilk yüzey elemanını oluşturur, ki bu her yönde ve her durumda dengelidir. Nokta ve çizginin bu genetik özelliklerinden hareket ederek yön, boyut ve kesiştirme ilişkileriyle tüm geometrik formaları elde edebiliriz. Bu genetik ilişkileri sonuna kadar götürdüğümüzde, ister noktadan isterse çizgi elemanından hareket edelim genetiğin bittiği yerde yüzeyde daireye, hacım olarak da küreye varılır. Bu durum; Tamamlanmış, Bitmiş, Bütünleşerek Bir olan mükemmel Formdur.

GEOMETRİK FORMLARIN YÜZEY ÖZELLİKLERİ VE İLİŞKİLERİ

Geometrik formlar temel dört gruba ayrılır: Prizmatik, konik, silindirik, küre. Prizmatik formların yüzeyi çizgiseldir. Çünkü düzlem karakterinde olduğu için her yönde çizgisel ilişki kurar. Bununla şunu anlatmak istiyoruz, eğer herhangi bir prizmatik formun her yüzeyine bir cetvel koyduğumuzda çizgisel ilişkiyi görürüz. Koni ve silindirik formlar hem çizgisel hem de noktasal ilişkiye sahiptirler. Eğer eksene paralel olarak cetveli yapıştırırsak çizgisel, eksene açılı koyarsak noktasal ilişki ortaya çıkar. Küre formu ise sadece noktasaldır. Çünkü yüzeyi sıfıra inerek noktaya varmıştır.

Prizmatik yapılı geometrik formlar yan yana geldiklerinde yüzeysel, çizgisel ve noktasal ilişki kurabilirler. Dolayısıyla bu formlar bir araya geldiklerinde bütünleşerek yüzeysel etki yaratırlar. Burada her birim kendi özelliğini birliğe devrederek bağımsız varlığı silikleşir, ama bütünsel varlığa katkısı devam eder. Bu açıdan bunlara simgesel anlamda sosyal formlar denebilir.

Dairesel formlar yan yana geldiklerinde noktasal ilişki kurarlar, aynı zamanda yüzeysel etki de yaratırlar ve her durumda kendi bağımsızlıkarını korurlar. Bunlara da simgesel olarak bireysel form diyebiliriz.

NOKTANIN BİLİM VE KÜLTÜR ALANLARINDA GÖRÜNÜMLERİ
Mükemmel hale gelmiş form olan dairenin simgesel gücü bütün düşnsel alanlarda işlev görebiliyor. Formunu kaybetmeden girdiği her alanda yeni bir anlam yüklenebiliyor.

BİLİMSEL TANIT

Formalar ve ilişkileri her ne kadar sezgisel ve tasarımsal nitelikli olsa da matematiksel olarak bir yasalılık içerdiklerini biliyoruz. Fibonacis dizilerinde bu kendini göstermektedir. Ayrıca doğada bu dizilerin gerçekliğini görüyoruz, örneğin; salyangoz kabuk yapısında, ayçiçeği dizisinde, vd. olduğu gibi.

SONUÇ

Buraya kadarki anlatımlarımızda görüldüğü gibi Simgesel Enerji Merkez Noktası evreninin tüm varoluşlarından hayatın sürekliliğine kadar gücünü gösterir. Formaların birbirlerine geçişleri bu Bir’in sonsuz gücünden kaynaklanır. Böylece ne kadar farklı görünüş ortaya çıkarsa çıksın, kendi içinde bir harmonisi ve dengesi vardır. Bu değerlerin kaynağı merkezi ve eksensel özelliklere dayanan simetriden kaynaklanır, öte yandan simetride bu değerleri var eder. Doğadaki simetrik yapı özünde karşıtların birliğinin bir somutlanışıdır, doğanın estetiği bu simetrik gerçekliğe dayanır.

Sanatsal estetik hem denge hem dengesizliği içerir. Bu, simetrik ve asimetriğin birlikte ele alınabileceğini gösterir. Sanat özgür yapısından ve ifade dilinden dolayı bu iki karşıtlığı kendi yaratıcı gücüyle birlikte kullanabilmektedir. Sanat sürekli yeni ve farklı olmak zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü kendinde taşımaktadır. Yaratıcı olarak asimetriğin zenginliğinde yararlanabildiği için her zaman kendini yenileyebilir.