Fantastik Realizm

Sayı 23 - Nisan 2012

Günümüzde plastik sanatlardan sinemaya kadar neredeyse tüm sanat dallarını etkileyen ve 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra ortaya çıkan Fantastik Realizm akımını ele alabilmek için kısaca Dadaizm ve Sürrealizm akımlarından bahsetmek faydalı olacaktır.

Dada, Dadaizm veya Dadacılık1. Dünya Savaşı yıllarında başlamış, kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada 1. Dünya Savaşı’nın barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa ve erotizme karşı bir protesto olarak gelişmiştir. Mantıksızlık ve var olan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir.

Jean ArpRichard HülsenbeckTristan TzaraJacques MagnificoMarcel Janco ve Emmy Hennings’in de aralarında bulunduğu bir grup savaş karşıtı genç sanatçı, 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı kafede toplanmış ve Dada bildirisi burada açıklanmıştır.

Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bir bilgi olmamakla beraber Fransızca’da oyuncak tahta at anlamına gelen ‘Dada’ kelimesinin, bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır.

Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Bu nedenle yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkarak, burjuva değerlerinin tiksinçliğini, pisliğini, iğrençliğini, berbatlığını, rezaletini vurguluyorlardı.

Bu akımın takipçileri toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919–1924 yılları arasında yayınlanan ve André BretonLouis AragonPhilippe SoupaultPaul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes gibi dönemin öne çıkan sanatçılarının yazılarının da yer aldığı de Litterature (dö Literatür) adlı yayındı. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.

Sürrealizm ya da Gerçeküstücülük, Avrupa’da Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır.

1924’te “Manifeste du Surrealisme”i (Sürrealizm Manifestosu) hazırlayan şair André Breton’a göre Gerçeküstücülük, “İster söz, ister yazı, isterse başka bir yolla olsun, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak için başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın (rüyada olduğu gibi) her türlü estetik ve ahlâk kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır.”

Gerçeküstücülük, bilinç ile bilinçdışını birleştiren bir yoldur. Gerçeküstücülük akımı, gerçek dışı anlamında değil, aksine gerçeğin insandaki izdüşümü şeklinde bir yaklaşımdır.

Sigmund Freud’un teorilerinden etkilenen André Breton için bilinçdışılık, düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneğiydi.

Breton’un yanı sıra Louis AragonBenjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi söylemleriyle, “Gerçeküstü dünyanın düşsel, cinsel, sapkın imgelerini geliştirmeye” başladılar. Bu şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine, bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu.

Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor, insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu.

1925’ten sonra Gerçeküstücüler dağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladılar. Ancak bu akım, resimden sinemaya, tiyatroya kadar birçok sanat dalını derinden etkiledi. Sürrealizm akımının en önemli temsilcisi olan Salvador Dali’nin yanı sıra, André Breton, P. J. JouvePierre ReverdyRobert DesnosLouis AragonPaul Eluard, Antonin ArnaudRaymond QueneauPhilippe SoupaultArthur CravanRené Char ve Federico Garcia Lorca bu akımın önemli isimleridir.

Fantastik Realizm, 2. Dünya Savaşı sonrası 1945 yazında Rudolf Hausner, Ernst Fuchs, Wolfgang Hutter, Anton Lehmden ve Arik Brauer tarafından kurulan Viyana Fantastik Realizm okulu ile başlar.

Viyana’da 1950’lerde Ernst Fuchs ve Rudolf Hausner’in öncülüğünde Erich Brauer, Volfgang Hutter ve Anton Lehmden’in katıldığı bir grup önceleri Sürrealistlerle müşterek sergilere katıldı. Prof. Johann Muschik bu çekirdek grubu; ‘Fantastik Realistler’ olarak tanıttı, isim beğenildi. Takiben bir dizi sergi açtılar.

1950’li yıllarda sanat ortamını belirleyen akımlar Taşizm, Art Informel, Action Painting, Dada vb. idi. Dolayısıyla Fantastik Realizm’in ve bu grubun gereken ilgiyi görmesi biraz daha zaman alacaktı.

60’lı yıllardan sonra tanıtıcı kitaplar, Avrupa ve Amerika’nın en seçkin galerilerinde açtıkları sergiler, Prof. Johann Muschik, Schmeller gibi ünlü eleştirmenlerin desteği ile Fantastik Realizm’in gördüğü ilgi gitgide arttı. Münih’te Galeri Hartman, Frankfurt’ta Galeri Sydow gibi önemli sanat merkezlerinde fantastikleri heyecanla destekleyen, sergileyen galeriler açıldı. Bu sürenin sonucunda Fantastik Realistler uluslararası bir üne kavuştular.

Akımın en önde gelen ismi Ernst Fuchs, “Sanatçının amacı hayal dünyasını resme dökebilmek ve sanat aracılığıyla içinde yaşadığımız dünyayı daha hoş ve insancıl hale getirmektir,” der. Fantastik Realizm sanatçılarına göre, sanatçı madde ötesi boyutun cazibesine sarhoşça kapılmıştır. Öyle bir seyahattir ki bu, ona dünya dar gelir ve fantezinin kanatlarıyla mikro kozmosa girer, hayretler içinde kalır, oradan evrene yayılır, ardından kendi gönül âlemine derinlemesine iner, sürüklenir. Sonsuz bir seyahattir bu… Gördüklerini, fırçasıyla, çizgiyle anlatmaya çalışır. Sürrealizm yahut Fantastik Realizm aslında birbirinden ayrı şeyler değil, aynı ağacın biri çiçeği, diğeri meyvesidir, çünkü tekâmül evrenin, yaşamın kaidesi gereğidir.

Bu akımın Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan ve Ernst Fuchs’un davetiyle Viyana’ya giden Erol Deneç’e göre Fantastik Realizm, sürekli gelişen bir akım olarak önemini asla yitirmeyecek ve gelecekte de bu başarısını aynen koruyacaktır.

Günümüzde hâsılat rekorları kıran Alien, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve Avatar gibi filmlerle daha da öne çıkmaya başlayan Fantastik Realizm, görünüşe göre hayal sınırlarımızı daha epey zorlayacağa benziyor.

Kaynaklar:

• Vikipedi – Sürrealizm, Dadaizm, Fantastik Realizm maddeleri

• Ernst Fuchs resmi web sitesi