Ebru

31 Ağustos 2016
Sayı 03 - Ağustos 2010

Ebru, birbiri içine geçmiş, ancak karışmamış, bakışla ayırt edilebilecek şekilde duran renk ve şekillere denir. Sanat olarak ebru, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rastgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahale edilmesiyle meydana gelen figürlerin kâğıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru, “renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir” aslında. Bir başka tanımlamaya göre ise “suyun gökkuşağına aşkına ebru denir”.

Bazı kaynaklar Ebrunun, yüzsuyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kâğıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de, en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça, bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri”den gelmekte olduğudur.

Her ne şekilde isimlendirilirse isimlendirilsin, insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor. Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır. Ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenilmeye başlamış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermiştir. Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, günümüzde daha çok çerçevelenip duvar süsü olarak kullanılmaktadır.

Kâğıt üzerine yapılan resimden farklı olarak, ebru sanatında aynı resmi ikinci kez yapmak mümkün değildir. Çünkü bu kez renkleri şekillendiren tek unsur insan eli değil; su da ortaya çıkacak desen konusunda kendi sözünü söylüyor. Suyun kıvamı, kitre ya da benzeri bir madde ile koyulaştırılıyor. Bu yoğunlaştırılmış suyun üzerine, sığır ödü karıştırılmış ve suda erimemesi sağlanmış boyalar serpiliyor.

Boyaların suyun üzerinde nerelere düşeceğini, ebru sanatçısının ustalığı kadar, rastlantı da belirliyor. Daha sonra özel fırçaları ile boyalara şekil veriyor sanatçı; ama bunu tek başına yapamıyor.

Fırçayla boyaya vurduğu her darbeye su bir yanıt veriyor. Sanatçının çizdiği şekli kendince düzeltiyor; kısaltıyor, kalınlaştırıyor, uzatıyor, inceltiyor, güçlendiriyor, hafifletiyor. Su, fırça darbelerinin yarattığı müzik eşliğinde, renklerle dans ediyor. Suyun renklere aşkının yarattığı resmi gelecek kuşaklara taşıyan ise kâğıt oluyor. Üzerine konan kâğıt kaldırıldığında, su rengârenk desenlerini saklaması için ona armağan etmiş oluyor.