Caz Senfonisi

25 Ocak 2017
Sayı 07 - Aralık 2010

Bitmek, tükenmek,

durmak bilmeyen bir caz senfonisi hayat…

Her an bir soliste gebe ve çözülemez bir sıra ile alıyor yerini her biri,

orkestranın önünde.

 

Bir serçe sitem ediyor arkadaşına,

derken bir karga başlıyor konuşmaya.

Bir arabanın motoru telaşı anlatıyor,

sonra da kornasıyla kendini onaylıyor.

Tam o sırada bir uçak geçiyor.

Yerçekimini yenmenin gururu

içindeki insanların umut ve korkularıyla birlikte gökyüzünde süzülüyor.

Bir köpek yavrusu annesini özlüyor,

uzakta bir martı yavrusuna yemek arıyor.

Her biri sadece o anda, orada, solosunu yapıyor

ve müziğe damlıyor.

 

Farkında olanlar oluyor, olmayanlar oluyor.

Olanlar olmayanlara anlatıyor.

Elektrikli bir testere, yeniden yapmayı anlatmaya başlıyor.

Bir arabanın kolonları yalnızlığa duyulan öfkeyi anlatıyor.

Derken ağaçların yaprakları sevişmeye başlıyor.

Bir kadın balkonunu ferahlatıyor,

su parmaklarının arasında dolaşırken, kıyıya vuran dalgaların sesiyle buluşuyor.

Bir telefon çalıyor, hemen açılıyor.

Her an canlı,

her an ağlamaklı,

her an nefes nefese,

her an heyecanlı bir eser sahneye koyuluyor.

Ölüm şef kürsüsünde hayatı kutsuyor.

Duyan duyuyor,

dinliyor,

anlatamıyor.