Tanrıbilim

22 Ekim 2016

Sohbet ve İlahi Söylem

Bir metni tarihsel herhangi bir metin olmaktan ayırıp onu kutsal kılan nedir? Klasik bir tarih metni kendisine zemin olarak zamanı alır. İnsanın zaman içindeki ve giderek tarih içindeki rolünü yorumlar. Oysa kutsal metinlerin savı, tam da bunların aksine, kendi kutsallıklarını tarihe (zamana) aşkınlıkta, insanın ebedi tinselliğinde (ya da tinselliğin ebediliğinde) sergilediği yönündedir. Bir metni kutsal kılan süphesiz birçok unsur vardır. Eskatolojik yani kehanet ve peygamberlikler içeriyor olması, kendisini İlahi yani […]
20 Eylül 2016

Süreçte Olmak

İnsanın kendine yabancılaşmasını kendine uzaklaşması olarak da algılayabiliriz. İnsanın doğduğu andan itibaren olay ve olguların akışının doğrusal olması, onun kendinden, daha doğrusu geldiği yerden uzaklaştıran en temel neden olarak ortaya çıkar. Bu çıkarsama ile insanla kendisi arasındaki tek engel zamandır. Asr Sûresi 1. âyette geçtiği gibi “Ömrüne and olsun ki insan hüsrandadır(hasrettedir).”[1] Âyetin devamında “Ancak iman edip sâlih âmel işleyenler, Hakk’ı ve sabrı tavsiye edenler müstesna”[2] diyerek bu hasretten-ayrılıktan-uzaklıktan kurtuluşa […]
7 Ağustos 2016

Origen’e Göre Kutsal Metnin Mistik Anlamı

Clement ve Plotinus’un oluşturdukları atmosferde eğitim alan Origen (MS 185 – 254)Hıristiyan maneviyatı ve mistik davranışlar üzerinde büyük bir etki sahibi olmuştur. İlk dönem kilisesinin en önemli isimlerinden olan Origen’e göre, en büyük mistik tecrübe şehitliktir ( martyrdom). Bu, mistik yolculuğun nihâî ve en son makamı olarak görülmektedir. Mistik efendi olarak adlandırılan Origen’in mistisizmi büyük oranda Kitab-ı Mukaddes düşüncesine dayanmakla birlikte eserlerinin çoğu kutsal metinlerin ruhsal/manevi ve alegorik anlamları üzerine […]
7 Ağustos 2016

Konuşmada Gerçek ve Yalan

Kutsal Yazılar konuşma dilini çok iyi bir biçimde kullanarak mesajını vermektedir.[1] Örneğin bazen sözcükler mızrak, ok ve kılıçlara benzemektedir.[2] Bu örneklerde de verilmek istenilen aynı şeydir; boyutunun küçüklüğüne karşın dilin yapabileceği birçok şey vardır. Bedenin en küçük parçası olmasına karşın, düşünüldüğünden çok daha fazla zararlar verebildiği gibi bazen çok yapıcı olabilir. Yakup’un dediği gibi dil gerçekten bir transatlantiği yöneten dümen gibidir. Bu nedenle özellikle Tanrı’ya ait kişilerin bu dili çok […]
7 Ağustos 2016

Thomas Aquinas’da Akıl ve İman

“Patristik felsefenin ünlü babaları Clemens(150-215), Tertulian(160-22), Origenes(185-254) ve Augustinus(354-430)’tur. Bu dönem felsefesi, Hıristiyanlığa yapılan saldırılara karşı koymaya çalışan bir savunma felsefesi olarak, bir apologia’dır” [1] Edouard Jeauneau, Patristik dönemde kilise babaları içerisinde “Augustinus’un üstün kişiliğinin tüm Ortaçağ felsefesinde egemen olduğunu söylemenin, durumu abartmak olmayacağını” [2] belirtir. Gerçekten de Augustinus’un fikriyatı tüm ortaçağ boyunca etkisini sürdürür. Pagan kültürün düşünsel birikimini Hıristiyanlık için kılma girişimi Augustinus’da açıkça izlenir. Augustinus özellikle Yeniplatoncuların düşüncelerini […]
7 Ağustos 2016

Duyumsal Yoksunluk, Çilecilik ve Dinsel Deneyim

* Türker Alkan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi. Özetleyen: Selin Erş   Tarihi inceleyen kişi, bugünü anlamayı ve yarını kestirmeyi amaçlar. Tarihsel deneyimler, bugünü ve yarını yorumlamamıza elverdikleri ölçüde anlamlıdır, önemlidir. Dün, bugün ve yarın arasında hiç bitmeyen bir karşılıklı etkileşim söz konusudur. Konuya böyle bakınca, tarih, durağan bir olaylar yığını olmaktan çıkar, değişen toplumsal koşul ve beklentilerle birlikte yeni görünümler kazanmaya başlar. Ekonomide, sosyolojide, siyaset biliminde, psikolojide ortaya […]
7 Ağustos 2016

Kilise Babaları

Felsefe tarihi, Batının genel düsturuyla Antik Yunanda ve ilk isim olarak Thales’le başlatılır. Bu, Thales’ten önce kimsenin düşünmediği iddiasıyla değil, ama bütünsel bir felsefe tarihi kurgulayabilmek adına yapılan bir tercihtir. Batı dinî, siyasî vs. tercihlerin yanında, kendi içinde bu bütünlüğü sağlayan bir düşünce tarihi oluşturmayı da başarmıştır. Yine de buna bütün bir düşünce tarihi demek yerine “Batı düşünce tarihi” adını vermek daha yerinde olacaktır. Aristoteles’i batıya yeniden kazandıran Farabî, İbn-i […]
7 Ağustos 2016

Rab Korkusu, Rab Sevgisi ve Tanrının Vaadi Üzerine

Soru: İslâm’daki Esma kavramı Batı’da Jung’un arketipleri ve Grek’deki Tanrı ve Tanrıçalar gibi görülüyor. Hıristiyanlıktaki tecelliler de çok etkin. Metin Bobaroğlu: burada tecelli yönünden bakıyoruz yani Tanrı’nın tecelli etmesi epifani, hiyerofani, teofani dedikleri. Bir zuhur var, bir tecelli var biliyorsunuz. Doğa zuhur kaydındadır, bir nev’i ontoloji ama epistemoloji tecelli kaydıdır. Tecellide daha çok epistem, bilgi irfan bilgisine doğru gidiş var. O zaman zuhurun olduğu yerde tecelliden söz edeceğiz. Antik Yunan tanrılarına, […]