Kavramsal

9 Mayıs 2023

Bilincin Deneyiminin Bilimi ya da Tinin Fenomenolojisi Üzerine – 1

“Tinin Fenomenolojisi”nin ilk bölümü “bilinç” ile başlar. Fakat Hegel, bilinci koyutlayarak işe girişmez. Zemin olarak sırasıyla bilinci ve bilincin duyumsadığı şeyi gösterir. Ardından adeta bir tenis maçı gibi sırayla “başlangıç” için geçiş yapmaya başlar ve esasında başlangıcın tek yanlı bir belirlenime yüklenemeyeceğini teşhir eder. Okuyucu için bu eser, hiç de alışageldik felsefe kitaplarına benzememektedir. Olması gereken, ilk bölümde tüm kitabın temelleneceği bir iddiayı ya da iddiaları varsayımsal olarak kabul ederek […]
21 Eylül 2022

Eğlence Kültürü ve Boş Zaman Etkinlikleri

“Kaderimin efendisi ruhumun kaptanıyım.” William Ernst Henley 1.  yüzyılda kapitalist sistem insanoğlunun işten arta kalan “boş zamanı”nı satın alarak, bu zamanı dünyanın neredeyse en büyük endüstrisi haline getirmiş olan “eğlence” araçları ve eylemleri yoluyla ortak (evrensel) bir “Eğlence Kültürü” oluşturacak şekilde tanımlamakta ve sunmaktadır. Bu tanımlama kapitalizmin dinamikleri, eğlencenin her deneyimlendiğinde tekrar tekrar tüketilmesine yöneliktir. Sistemin tanımladığı boş zaman etkinliği olan eğlence, işe geri dönmek için gereken ruhsal arınmayı, bedensel […]
21 Eylül 2022

Kanılarla Hesaplaşmak ve Kendine Eğilerek Kendini Bilmek

İtalyanlar boşuna “traduttore traditore (çevirmen haindir)” dememiş. Herhangi bir yapıt bir dilden, bir başka dile motamot[1] aynı anlamlar korunarak çevrilebilir mi? Sonuç her zaman nitelik kaybı değildir kuşkusuz, hatta çevirmenin maharetine bağlı olarak eserin kimi parçaları daha şairane bile çıkabilir… Fakat “aynı” olamaz. Sonuçta her dilin tarihsel olarak taşıdığı bir miras vardır ve sözcüklerin kültürel referansları, ilişki ağları biriciktir. Öyleyse ister istemez orijinal yapıt okunamıyorsa, her zaman bir çevirmen müdahalesi […]
1 Temmuz 2022

Adalet ve Yasa

Adaletin ne olduğunu sormak ve onu gerçekleştirmeye yönelmek, bir dünya içinde ve başkalarıyla kopartılmaz ilişkiler ağında olan her var oluş için zorunludur. Her ilişkide, her olay düğümünde, her karşılaşmada bu soru kendini duyurur ve yanıtlanmayı talep eder. Birlikte yaşayanların ilişkisel ağı kararlar ve eylemlerle örülür. Kararların ve eylemlerin hakkaniyete uygunluğu bu ağ içindeki her tekin değerinin korunması demektir ki iyi yaşam ancak böyle ortaya çıkabilir. Toplumsal yapılar fikirleri, fikirler de […]
1 Temmuz 2022

Hirst’ün Verity’si ve Görsel Sanatlarda Adalet Serüveni

Özet: Adalet kavramı insanlık tarihi boyunca üzerinde en fazla durulan, hakkında sayısız teoriler üretilen ve aynı zamanda ahlaksal, sosyal ve politik anlamda insanlığın ulaşacağı ideal bir durumu imleyen ve tanımlanması en güç olan kavramların başında gelmektedir. Bu kavram aynı zamanda felsefe tarihinin önemli kavramlarındandır ve oldukça zengin bir tarihsel gelişim sürecine sahiptir. Bu makalenin konusu birbirinden ayrı disiplinler olarak hukuk ve sanatın buluştuğu yerlere ve daha çok Damien Hirst’ün Verity […]
24 Kasım 2021

John Roger Searle’de Mana Kavramı

Searle, sırasıyla dil felsefesi, zihin felsefesi ve sosyal kuramların doğası üzerine yoğunlaşarak, bunları birbiriyle ilişkilendirip aynı potada eriterek bir sistem kurmaya çalışmıştır. Örneğin dilin sadece yapısını inceleyerek veya mantıksal analize tabi tutarak anlaşılamayacağını düşünmüş ve söz edimlerini sosyal bağlamda ele almıştır. Bir başka açıdan da dili, zihin kavramı olan mananın (intentionality) temel formlarının bir uzantısı olarak ele almıştır. Ona göre felsefedeki “nereden biliyorsun?” sorusu yerini “ne anlatmak istiyorsun?”a bırakmış ve […]
24 Kasım 2021

Marx’ın “Yabancılaşma” Kavramı Üzerine

“Nesneleşmiş emek, canlı emek tarafından kendi ruhu ile donatılmıştır ve onun karşısında yabancı bir güç olarak yerleşmiştir” (Marx, 2018, s. 120). Karl Marx’ın yabancılaşma kavramını nasıl kullandığını incelemeden önce, tarihsel olarak miras aldığı düşüncenin izini sürmek; G. W. F. Hegel ve Ludwig Feuerbach’a kısaca değinerek başlamak isabetli olacaktır. Gordon Marshall’ın Sosyoloji Sözlüğü de başta Hegel’in Marx’a bıraktığı felsefi araçları vurgulamaktadır: “Hegel, Marx’a, Kantçı ikiciliği (düalizmi)[1] aşması için gerekli olan felsefi […]
18 Eylül 2020

Aristoteles’in, Platon Reddiyesi Olarak Doksolojik Olanda Etik İnşa Etme Çabası

Özet: Hesaplanabilir, ölçülebilir bir şema olarak içinde bulunduğumuz yaşam kendini mutlak bir gerçeklik olarak dayatsa da ya da gerçekliğimizin bütünüyle bundan ibaret olduğunu kabul ediyor olsak da, Platon bize bıraktığı diyaloglarla gerçeğe benzeyenin bir mimesis (taklit) olduğunu söylemeye hala devam ediyor. Bu makale Aristoteles’in “Nikomakhos’a Etik” eserinde inşa etmeye çalıştığı etik teorinin nasıl ve ne amaçla inşa edildiğine dikkat çekerken Platon’un insanlık durumuna (doxa) dair yaptığı eleştirileri anlamayı amaçlamaktadır. Platon’da […]
13 Temmuz 2020

Bir Kavram Olarak Yol ve Felsefede ‘Yolda Olmak’

İnsanlık tarihinin hemen her döneminde yol teması etrafında pek çok düşünce ve inanç şekillenmiş, hatta milletlerin ve medeniyetlerin kuruluşunda da yol ve yolda olmak en önemli etken olmuştur. “Yol nedir?” sorusu hep sorulmuştur.  Yol kelimesi ana Türkçede yazılı örneği bulunmayan *yo- “yürümek” fiilinden türetilmiştir. Tarihte en eski kaynaklarda, “yol, sefer, yolculuk” (Orhun Yazıtları (735) : altun yışıg yolsuzun aşdım [altun ormanı yol aramadan aştım), yolak  “1. kırlardaki küçük yol, patika, […]