Can Gülüm (Hampartsum)

Sayı 74 – Mayıs-Haziran 2017

Paskalya’nın (Surp Zadik’in 40. Günü) Kristos’un Göğe Yükseliş (İsa’nın Göğe yükselişi) olarak geçer. Bu tarihlere denk düşen ilk Pazar gününe kadar yapılan kutlamaya “Can Gülüm” denilmektedir. Ermeni kültüründe Vicag (niyet) ismi ile de anılan bu geleneğin eski zamanlarda nasıl karşılandığı ve kutlandığına dair Sarkis Seropyan şöyle diyor;

O dönemlerde bahara giriş bir başka neşe, bir başka coşku ile kutlanırdı. Hampartsum’da dağ taş, yayla vadi, her yer coşkulu gençlerle şenlenir, ışıldardı. Kızlar kır çiçekleri, özellikle kardelen ve papatyalar derleyip birbirlerini süsler, güzelleştirirlerdi. Çeşitli maniler, dörtlükler, niyetler söylenir, oyunlar, barlar oynanırdı.

 

Köye bezirgân gelmiş,

Harman yerine inmiş,

Altun kazığın çakmış,

Kısmetimi getirmiş.

 

Bugün Harpartsum gelmiş,

Kızlara soru sormuş,

Her kız bir buse vermiş,

Hoş dünya mı yıkılmış.

O gün akarsulara, derelere, cennetin ölümsüz nektarından damlalar karıştığına inanılır; bu nedenle gecenin bir yarısında insanlar bu sulara atlamaya gider, böylece çeşitli hastalık ve rahatsızlıklardan arınacaklarına inanırlar.

Kutsal Haçkarlara, Tukh-Manuk adı verilen adak yerlerine ve ulu çınarların dallarına genç kız ve erkekler çiçekler ve giysi parçaları bırakır, bu adakların onları bazı dertlerinden arındırdığı gibi, ileride evlenecekleri eşlerini seçmelerine de yararı olacağına inanırlardı.

Hampartsum’um geleneksel yemeği samir’dir (Pancar ya da pazı yaprakları –ağtzan-, bulgur, tereyağı ve sütle hazırlanmış bir aş). Kırlarda ve yaylalarda ise dabgotz (tavada kızartılmış) en gözde yiyecek sayılırdı.

Hampartsum sabahı, güneş doğarken yedi kız, yedi avuç dolusu su doldurdukları testilerine yedi çeşit çiçek ve yedi değişik yaprak katar, daha sonra evden eve dolaşarak kızlara ait yüksük, küpe, düğme gibi ufak tefek eşyaları atarlardı içine. Bu desti daha sonra çekilecek niyetlerin temeli olur, şarkılara her ara verildiğinde rasgele bir mani söylenir ve bir niyet çekilirdi. Daha sonra niyet sahibi bir diğer arkadaşı için manisini okur niyet çekerdi. Gençlerin yemeği ise, bir birlerine atıp kırdıkları yumurtalardan arta kalanlara sebze ve yeşillikler katarak tereyağında kızarttıkları dabgotz denen bir çeşit omlet olurdu.

Kızların oyunlarını delikanlıların dostça güreşleri izlerdi. Gelenek, birbirinin sırtını yere getirmek olmayıp genelde güreşin dostça, berabere sonuçlanmasıydı.”

Anadolu’da Türkmenler arasında halen devam eden Hıdırellez geleneklerini andıran Anadolu Ermenilerinin Hampartsum (Can Gülüm) geleneğini anlatan Hovannes Tumanyan’a ait ve ilk Ermeni operası olarak bilinen “Anuş” şiirinin bir bölümünde şöyle deniyor;

“Bu niyet çarkıdır, hep böyle döner.

Kızlar, başlarında çiçekten taçlar,

Genç yüreklerde can gülüm başlar,

Yeşil dağlar da birlikte söyler…”

 

Kaynak: Can Gülüm Anahit ve Kazben, Sarkis Seropyan, Belge Yayınları, İstanbul, 2003