Büyük Taarruz

25 Ocak 2017
Sayı 39 - Ağustos 2013

30 Ağustos zaferine çok az kalmıştır. Düşmanın 4 yandan kuşatıldığı haberini alır almaz Mustafa Kemal Afyon’dan Dumlupınar’a Birinci Ordu Komutanlığı’na gelir ve eşyaları Afyon’da kalmasına rağmen bir geceliğine bile geri dönmez. Geceyi harap bir kulübede geçirir. Kulübede ne bir yatak ne de bir örtü vardır. Yanında iki yaveri vardır: Salih Bozok ve Muzaffer Kılıç. Kaputlarını Paşa’nın altına ve üstüne sererler ki yatıp da biraz dinlenebilsin diye…

Ertesi sabah eşyalar gelir ama Başkomutan’a uygun bir ev olmadığı için bir evin toprak damı üstüne bir çadır kurulur. Başkomutanlık Karargâhı bu çadırdadır artık. Mustafa Kemal Paşa muharebeyi bizzat yönetir. Düşman iyice çözülür, saat başı telefon ve telgraf hatlarından ordunun zafer haberleri gelmektedir. Derken tutsaklar akını başlar. İlk önemli tutsaklar düşman ordusunun “Dört Fırka Komutanı”dır. Kazım Orbay söz konusu dört Yunan Generalini Mustafa Kemal Paşa’ya getirir. Paşa, generalleri ayakta ve güler yüzle karşılar, hal hatır sorar. Bir ihtiyaçları olursa kendisine bildirmelerini de hatırlattıktan sonra tutsak generaller Paşa’nın yanından ayrılırlar. İçlerinden biri temiz bir Türkçe ile sorar:

– Bizimle konuşan General kimdir?… 

– Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’dır.

Bu cevap düşman Generalini çok şaşırtır. Ve sorar: 

– Ne zaman geldi cepheye? 

– Cepheden hiç ayrılmadı ki… Savaşı kendisi idare etti…

Tutsak General üzgün ama açık yürekle şöyle der: 

– Zafer elbette sizin hakkınız!.. Başkomutanınız ateş hattında muharebe idare ediyor. Bizim Başkomutanımız Hacianesti İzmir Koyu’nda bir kotrada safa sürerek savaşı yönetebileceğini sanıyor… Siz yenmeyeceksiniz de kim yenecek!.. 

(Salih Bozok’un anlatımı)

Not: Meydan savaşından sonra, çevreyi gezen Mustafa Kemal Paşa, düşmanın ağır yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane ve savaş malzemesini, ölülerini, sürü sürü esirin kafilelerle geriye götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere, “Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir,” demiştir.