Bir Kavram Olarak Yol ve Felsefede ‘Yolda Olmak’

Sayı 93 Temmuz – Ağustos 2020

İnsanlık tarihinin hemen her
döneminde yol teması etrafında pek çok düşünce ve inanç şekillenmiş, hatta
milletlerin ve medeniyetlerin kuruluşunda da yol ve yolda olmak en önemli etken
olmuştur. “Yol nedir?” sorusu hep sorulmuştur.  Yol kelimesi ana Türkçede yazılı örneği
bulunmayan *yo- “yürümek” fiilinden türetilmiştir. Tarihte en eski kaynaklarda,
“yol, sefer, yolculuk” (Orhun Yazıtları (735) : altun yışıg
yolsuzun aşdım [altun ormanı yol aramadan aştım), yolak  “1. kırlardaki küçük yol,
patika, 2. yol yol çizgili olan şey”
(Divan-ı
Lugat-it Türk, 1070 ) yoldaş “yol
arkadaşı”
(Tezkiret-ül Evliya
(1341) : Zekeriyya’nıŋ üstadımış ve Tirmidi’nüŋ yoldaşımış)[1] şeklinde kendini gösterir. Yol,“Karada, havada, suda bir yerden bir yere
gitmek için aşılan uzaklık, kendi kendine oluşmuş yürümeye uygun yer”
[2]anlamına gelir. Yol genel anlamı ile
kişiyi olduğu yerden alan ve onu ötelere taşıyan, kişiye farklı bir yerde
bulunma ve her şeye başka bir noktadan bakabilme fırsatı tanıyan temel figür
vazifesi ile öne çıkmaktadır. Bu bağlamda yol metaforu, insanın yeryüzündeki
yürüyüşünü ve onu diğerlerinden ayıran yaşama biçiminin bir ifadesidir. Özetle“Yol, etkin ve çeşitliliklerle dolu yaşamın
simgesi ve imgesidir.”
[3]
Birey çeşitlilikle dolu yaşamın simgesinde ilerlemek zorundadır.

Hançerlioğlu, yol kavramını şu
şekilde izah eder: “Davranış biçimidir.
Yöntem ve biçimden farklı olarak özgül bir tutumu dile getirir. Başka bir
biçimiyle de üretim tarzı, yeni varışlar anlamındadır.”[4]
Felsefede, yol nedir, yolda olmak nedir gibi sorularını bitirebilecek bir
yanıt yoktur. Çünkü her yanıt yeni sorulara çıkar. Velâkin yolda olma varoluşu
sürdürmeyi, yeni arayışlara yeni yanıtlar aramaya yönlendirir. Düşünce tarihimizde
bir kök metafor olan yolda olmak kavramı, hakikatin peşinde hakikati
bilmek için çabalayarak, arayarak huzuru bulmak anlamındadır. Yolda olmak maddi
ve manevi bir dönüşümdür.

Yolda olmak, pozitif bir
değişimdir. Hem ruhî hem fikrî hem de fizikî değişimdir, gelişimdir,
yenilenmedir. Şurası bir gerçek ki insan, hayatı boyunca bir yerlere doğru
hareket etmektedir. Hareket etmek de, yaşamak da yolda olmak demektir. Ancak
önemli olan, hakikate giden yolda olmaktır. 
Karl Jaspers’ın da belirttiği gibi hakikate giden yolda, en yüksek
iyinin bilgisine ulaşılabilecek yolda, özgürce olabilmektir. Çünkü felsefe
yapmak aklın bilgisinin sınırlarından başlayıp en yüksek iyinin, Tanrı’nın
bilgisine, insanın özgürlüğüne ulaşabilmesidir. Yani esas olan, insanın hangi
yaşamın yolcusu olduğudur, nereye doğru yürüdüğüdür. Ya da yürünen yolun
farkında olabilmektir. Yolu, bindiği taşıtın yolu olarak anlayan çağdaş insana
yürüdüğü yollar anımsatılmalıdır. Yolunu tanıyıp yürüyebilmek, yürümeyi göze
alabilmektir. Bilgece yaşamanın yükselişi, o yolda olan insan içindir.[5]

İnsanın, yolda olması ve yolculuk
serüvenine girmesinin çeşitli sebepleri vardır. Yolculuk bir yere varmak, bir
şeyleri aramak ya da kaçmak için yapılabildiği gibi bir serüven de olabilir.
Bazen sebeptir, bazen de sonuçtur. Doğunun yolculuklarında yolculuğun temel sebebi
arayıştır. Aramak aktif, beklemek pasiftir. Godot beklenir, Simurg aranır. Hal
bu olunca da arayış yolculuğun bir parçası hâline gelir. Çünkü klasik kültürün
yolculuğu aktif bir arayıştır. Batınınki ise daha çok buluş, yüzleşme veya
kaçmadır. Bilinene özlem, bilinmeyene hayal ve sezgi yöneltir. Bu anlamda kaçış
da Batılı bir metafordur. Doğu düşüncesi, yol felsefesini kaçmak üzerine
kurmaz. Bu anlamda daha çok mücadele ya da tevekkülle kabulleniş içerir.

Felsefede yolda olmak demek,
herkesin bu yolda yolcu olması demektir. Bu yol daha farklı bir yoldur.
Bahsedilen yol uçsuz bucaksız bir yoldur. Hiçbir zaman elinde haritanın
bulunmaması demektir. Daha da önemlisi yolun sonunun olmamasıdır. Felsefe
yolunun hiçbir türlü sonu yoktur, sonsuzluğa uzanır. Sorular hiç bitmez, yollar
hiç tükenmez. Felsefede yolda olmak bir maceradır. Sadece aramaktır, aradığını
bulamayacağını bile bile aramaktır. Jaspers, “Felsefe, yolda olmaktır; hiçbir yere yerleşmemektir, sürekli bir
maceradır. Felsefe yersizlik ve yurtsuzluktur; amansız bir göçebeliktir.
Felsefe, evine hiçbir zaman ulaşamaz. Felsefe sadece aramaktır; aradığını
bulamayacağını bile bile aramaktır. Felsefe, hakikate varamaz; o hep eksik
olmakla yazgılıdır,”[6]
  diyerek yol felsefesini özetler.


[1]
https://www.etimolojiturkce.com/kelime/yol.

[2] Türkçe Sözlük,
Hazırlayan: Şükrü Akalın, Türk Dil Kurumu, Ankara,2009, s.2188-2190.

[3], Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası,(Çev: Aykut Derman),
Kesit Yayıncılık, İstanbul, 1996, s.39.

[4] Orhan
Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi
7.Cilt,
Remzi Kitapevi, İstanbul, 1978, s.334.

[5] İbrahim Hakkı
Aydın, Bir Felsefi Metafor ‘Yolda Olmak’, Din Bilimleri Akademik
Araştırma Dergisi, S.6/4,  2006 s.16.

[6] http://www.sozkimin.com/a/345-karl-jaspers-kimdir-sozleri-ve-hayati.html#ixzz5Ao39z7X8.