Bahar Ayları, Bayram Ayları

4 Kasım 2016
Sayı 24 - Mayıs 2012

Güneşin kendisini daha yakından hissettirdiği şu günlerde tabiatın neşesi insanoğluna da bayram  yaşatıyor. Doğanın neşesine tanık olan bizler bu coşkunun içinde kendimizi buluveriyoruz. Acaba bu durum insanın gerçekten de bayram eden bir varlık olduğuna bir işaret midir?

Aslında kadim gelenek, insanın sadece zahiri etkilerin neden olduğu bayramlarla değil, aynı zamanda kendisindeki zenginliğin farkındalığı ile de daimi bayram yaşayabileceğini bildiriyor.

Geleneğin en önemli kaynaklarından biri olan Tevrat’ta (Tora) Mısır’dan Çıkış sürecinin sonunda kutlanan Hamursuz Bayramı bize insanın ancak özgürleşince bayram edebileceğini anlatır. Bayram özgürler içindir ya da özgürlük bayramdır…

Tevrat’ta Mısır her dönem kıtlıktan kurtulmak için göç edilen memleket olarak anlatılmaktadır; yani bedensel ihtiyaçlarımızın karşılanmasıdır. Mısır’ın yöneticisi Firavun ise keyfî iradedir, ta ki Yusuf Peygamberle tanışıncaya dek… Yusuf, Firavun’un rüyasını tevil etmiş, yani kendindeki keyfî iradeyi ilkelere bağlayarak değer yaratmayı başarmıştır. Bunun sonucunda, kardeşleri olan tüm İsrailoğullarını Mısır’a yerleştirmiş ve Mısır’ı uzun süre yönetmiştir. Ancak Yusuf’un vefatından sonra Mısır’da çok zenginleşen İsrailoğulları, ‘Yusuf’u bilmeyen’1 bir Firavun’un yönetimi ele alması ile köleleştirilmeye başlar. Aslında İsrailoğullarının Mısır’da zenginleşmesi ihtiyaç sahibi oldukları yanları tarafından köleleştirildikleri anlamına da gelir.

İsrailoğullarının yaşadıkları ağır koşullar karşısında Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun, Rabbin desteğiyle Firavun’a karşı mücadele ederler. Burada Rab, Musa ve Harun’a kudret verirken Firavun’un da kalbini katılaştırandır; tesiri itibariyle herkestedir. Musa, Firavun’dan Rabbe ibadet etmek ve kurban kesmek için kavmin salıverilmesini talep eder. Bu talep karşılık buluncaya kadar Firavun on bela ile cezalandırılır. Bunlardan onuncu ve sonuncusu Firavun’un ve Mısır’ın tüm ilk doğanlarının helâk edilmesidir. İsrailoğulları belirli bir süre besledikleri ve evlerinde kurban ettikleri hayvanın kanını evlerinin sövelerine ve kirişine sürerek, yani Rabbe bir işaretle bu helâkten kurtulurlar. Aslında Firavun’un ilk oğlunun helâk edilmesi keyfî eylemlerin kendilerinde ortadan kalkması, yani insanın kendi emeği ile kendinden vazgeçişi (kurban) anlamına gelmektedir. Kapı sövelerindeki işaret de bu eylemin etkisi olan sâlih ameldir.

Bu bayram ile birlikte gelen ilk emir, “Yedi gün mayasız ekmek yiyeceksiniz; hatta birinci gün mayayı evinizden kaldıracaksınız, çünkü birinci günden yedinci güne kadar mayalı ekmek yiyen her can İsrail’den atılacaktır,2 şeklinde olmuştur. Mayasızlık İsrail için belirleyicidir. Bu emir hükmünce İsrail artık kan bağı kavmi değil, kendindeki ‘maya’yı ortadan kaldıran kavimdir.

Geleneğin bu mitinde, İsrail kavmi üzerinden anlatılan simgesellik bireysel olarak ele alındığında denebilir ki, bir yandan kendindeki olumsuzlukları ve kültürel etkileri ortadan kaldırarak Rabbine yaklaşan, öte yandan bu türden eylemlerinde kendine varlık vermeyen –kendinden dahi mayalanmayan– kişi bayram eder.

Dipnotlar:

1- Metin Bobaroğlu, Halis Kurtça Kültür Merkezi AAV Notları

2- Tevrat (Eski Ahit) Çıkış: Bap 1/8, Bap 12/15