Aydınlanma

22 Ekim 2016
Sayı 03 - Ağustos 2010

Karanlığa götüren yolu bırakıp “Işığa Götüren Yol”u takip eden bilge kişi, kendi evindeki yaşamı terkedip “Özgürlük Yaşamı”na girer. Tek başınalık içinde en üst sevince ulaşır. Sahip olma duygusundan, arzulardan, zihnini karartan her şeyden özgürleşir. Işığa götüren yolda zihnini iyi eğitmiş, bağlılıkların zincirinden kurtuluşta sevinç bulmuş, tutkuların karanlığından özgürleşmiş olan kişi, Işığın Yayılımında saf bir nur gibi parlar. Bu ölümlü yaşamda dahi ölümsüz Nirvana’yı zevk eder. 

Birçok dinsel gelenekte geçen “aydınlanma” sözü, genel bir kavramdır: Cehalet ve farkında olmama hâlinin ardından “hakikatin gerçekleştirilmesi” ve “farkındalık”tır. 

Budist gelenekte özel bir önem taşıyan Aydınlanma kavramı için, İsa’dan önce altıncı yüzyılda Hindistan’da Budha Gaya’da Bo ağacının altında Buda’nın yaşadığı aydınlanma deneyimi model alınmıştır. Budist gelenek, Buda’nın nasıl sistematik olarak meditasyon yaptığını hatırlar. Buda’nın “tinsel gözüyle” varoluş tabakalarını nasıl deldiğini hatırlar. Geçmiş doğumlarını anımsamasını, yeniden doğmaya yol açan kanunların örtüsünü kaldırmasını hatırlar. Dört soylu hakikati gerçekleştirmesini hatırlar:

1) Yaşam acı çekmektir,

2) Acı çekmenin nedenleri arzu ve tutkulardır,

3) Arzu ve tutkular gidince acı duygusu kalkar,

4) Buna sekiz katlı yolu uygulayarak ulaşılır. 

Bu aydınlanma deneyimiyle o bir Buda, “Aydınlanmış Olan” olmuştur. Onda bilgi ve deneyim kristalize olmuştur. Yaşamın varoluşsal ve kuramsal anlamı ona açılmıştır. Aydınlanma yoluyla Buda, yaşarken geçici Nirvanasına ulaşmıştır, ölümüyle de nihaî Nirvanasına erişmiştir. 

Erken dönem Budistleri Buda örneğini izlemişler ve “arhatlar” olmuşlardı. 

“Mahayana geleneğinin aydınlanmayla ilgili görüşleri çok farklıdır. Mahayana geleneğinde “hikmet” (prajna), aydınlanma için, “dört soylu hakikat” ve “arhat olmak”tan daha önemli bir anahtar kavramdır. Aydınlanma yavaş yavaş ya da birdenbire bir insanın “kendi Buda doğasına” uyanması; kutsama, özgürlük ve safiyet duygularını deneyimlemesidir. Mahayana bodhisatvası aydınlanmaya erişmeyi amaçlasa bile, aydınlanmanın nihai ürünlerini elde etmeyi (ölümden sonraki son Nirvana) sonraya bırakmış, insanların aydınlanmaya erişmelerine yardımcı olmak için bu dünyada yeniden doğmayı göze almıştır. Ya da bütün varlıklara aktif olarak yardım eden bir “aşkın bodhisatva” olarak yaşamayı göze almıştır.” (Rosemary Goring, Dictionary of Beliefs and Religions, s. 160) 

Bodhi, özellikle Budizm içinde kullanılan bir Hint terimidir. Aydınlanma ve uyanma anlamlarına gelir. Sanskrit dilindeki kökü “budh”, uyanmak anlamındadır. Üç çeşit aydınlanma vardır: 1) Buda’yı dinleyen bir öğrencinin aydınlanması,

2) Bağımsız ve ayrı bir insanın aydınlanması;

3) Evrensel bir Buda’nın bağımsız olarak aydınlanması ve sonra başkalarına aydınlanmayı iletmesi. 

“Theravada Budizmi’nde, Gotama Buda’nın aydınlanması ölçüt alınır. Bu olayın gecesinde Gotama Buda derin meditasyona oturduğunda, önce geçmiş bütün yaşantılarını hatırlamıştır. Sonra bu dünyadaki yaşamın temel anlamının “acı” olduğunu kavramıştır. Sonra acı duyma sorununun çözümü olarak dört soylu hakikati bulmuş ve bunlar Budizm’in temeli olmuştur. Onun aydınlanması, tatminkârlık ve memnuniyet duygusu içeren bir deneyimdi. Burada vurgu, bu aydınlanma deneyiminin arkasındaki doktrinel inançtan çok deneyimin kendisindedir. Ve bu vurgu, Budizm’deki tipik ortodoks inançtan çok, araştırma ve deneyimleme üzerindedir. 

Buda’nın altında otururken aydınlanma deneyimi yaşadığı ağaca Aydınlanma Ağacı, ağacın bulunduğu yere de Bodhgaya, Aydınlanma Yeri adı verilmiştir.” (Rosemary Goring, s. 70-71) 

Aydınlanmanın yedi unsuru (bojjhanga) şunlardır: (Bunlar üzerine de meditasyon uygulaması yapılır. 

1. Farkındalık (Sati, Smriti): Bedensel davranışlar, düşünceler ve konuşmaların farkında olmak.

2. Dharma’yı Tefekkür Etmek (Dharma vicaya): Doktrinin sorunları üzerinde tefekkür etmek.

3. Manevi Enerji (Viriya): Yolun sonuna kadar kararlılıkla yürüyebilmek için gerekli enerjiyi meditasyonla kazanmak.

4. Sevinç (Piti): Neşe ve sevinç dolu bir zihinsel tutum kazanmak; kötümser, kasvetli, melânkolik zihinsel tutumların tam karşıtıdır.

5. Sakinleşmek (Passadhi): Bedensel ve zihinsel olarak rahatlayıp sakinleşmek.

6. Uyanıklık (Samadhi): Konsantrasyonla ikilikten kurtulup bütünlüğe ulaşmak. Sonra sezgilerin açılması.

7. Yaşamı Bütünüyle Kabul Etmek (Upekha): Yaşamda karşılaşılan her durumu kabul etmek, sıkıntı ve rahatsızlık duymamak. 

“Aydınlanma deneyimi olmayan insanlar için aydınlanma, gizem dolu, harikulâde bir şeydir. Fakat aydınlanmaya ulaştıklarında, bu, onlar için bir şeydir. Aynı zamanda hiçbir şey değildir. Anlıyor musunuz? Çocukları olan bir ana için, çocuk sahibi olmak özel bir şey değildir. İşte bu, ‘zazen’dir. Bu nedenle, eğer bu uygulamayı sürdürürseniz, gittikçe bir şeyler elde edeceksiniz. Özel bir şeyler değil, ama gene de bir şeyler elde edeceksiniz. Onu pek çok isimle anabilirsiniz, fakat onu elde eden bir insan için o hiçbir şeydir ve aynı zamanda bir şeydir. Gerçek doğamızı ifade ettiğimizde birer insanızdır. Gerçek doğamızı ifade etmediğimizde ise insan değilizdir ve ne olduğumuzu da bilemeyiz.” (Shunryu Suzuki, Zen Zihni Başlangıç Zihnidir, s. 51).