Vatan Özgül

24 Kasım 2021

Onomastik Çerçevede Osmanlı Kuruluş Dönemi Tarihi

Bu yazı Vatan Özgül’ün “Onomastik Çerçevede Osmanlı Kuruluş Dönemi Tarihi” kitabının önsözüdür… Konuya; ömrünün büyük bir bölümünü Osmanlı’nın kuruluş dönemini araştırmaya adamış, ancak ölmeden evvel son 5 sene içinde, Fuad Köprülü merkezli “Kayı Boyu faraziyesini bırakıp”, bir nevi öz eleştiri yapmaya başlayarak, Osman Bey ve Osmanlı kuruluş dönemiyle ilgili bilinenlerin/paradigmanın doğru olmadığını söyleyen Halil İnalcık’ın şu sözleriyle başlamak isteriz: “İlk Osmanlı devletini tamamıyla yeniden ele almak lazım.” “Şimdiye kadar yazılan […]
11 Şubat 2018

Elpis: Umut; Kurtulmak Yahut Kurtulamamak

“Umut” yahut “beklenti” olarak Türkçeye çevrilen Grekçe “Elpis” (ἐλπίς) kavramı Hesiodos’in Theogonia ile İşler ve Günler adlı eserlerinde de işlenen Pandora mitinde özel bir yer bulmaktadır. Pandora mitinde; kimilerine göre merakı, kimilerine göreyse salt kötülüğü nedeniyle Pandora, kutunun kapağını açar ve bütün fenalıklar, lanetler tüm dünyaya onun elinden yayılır. Bazı anlatılarda Pandora’nın kavanozu/kutuyu kendisinin açmadığı, Epimetheus’a açtırdığı söylenir. Zeus’un gönderdiği kutudaki tüm kötülükler arasında, sadece tek bir iyi şey vardır, […]
25 Ocak 2017

Sınır ve Sınırsızlık ya da Peras ve Apeiron

Sınır kavramı, doğrudan “sınırlı” olma durumunu, daha doğrusu “sınırlılık”ı ya da “sınırlı” olmayı akla getirir. Öte yandan bu kavram, yine doğal olarak kavramın duali olan, “sınırsız”lığın varlığını da ortaya koyar. Bu bakımdan “sınır ile sınırsızlığı”, bir arada değerlendirme gerekliliği ortaya çıkar. “Sınır ve sınırsızlık, mânevî gelenekte, kadim bilgelikte ne şekilde ele alınmıştır?” sorusuna cevap aramak, bir yöntem ya da tutum olarak ele alınabilir. Hermes’te Sınır ve Sınırsızlık Hermetika adlı eserde […]
30 Ekim 2016

Bilgeliğin Yüceliği ve Görkemi Karşısında Beşerin Durumu

Bilgeliğin yüceliği ve görkemi karşısında beşerin; yani zâtı, hakikati bilmeyenin durumu trajik bir görünüm verir. Bu görkem, büyük bir gökdelenin yanında insanın kendini ne denli küçük hissetmesi gibidir. Bilgeliğin, daha doğrusu bilgenin yüceliği ve bu yüceliğin doğal sonucu olan mutlak doğruluk, güzellik, iyilik, dürüstlük, adalet, hayır, rıza, sevgi, şefkat, merhamet üzere yaşama, her şeyi ve her yeri kaplayan yüce gönlü yani evrenselliği karşısında bir insanın, eksiklik–acz duygusuna kapılmaması, o ruhun […]