Sadık Acar

1 Kasım 2023

Atatürk, Anadolu İrfanı ve Aydınlanma

Giriş Nedir bu Anadolu irfanı? Son günlerde farklı kesimler tarafından dillendirilen “Anadolu İrfanı” kavramının gündelik siyasi retoriğin kullanışlı argümanları arasında yerini aldığı gözlenmektedir. “Gerçek İslam bu değil!” karşı çıkışıyla özellikle radikalleşen İslam savunularıyla aralarına fark koymak, Daeş, Hizbullah vb. terör örgütlerinin yarattığı İslam algısının oluşturduğu intibayı ortadan kaldırmak isteyen yeni söylem pratikleri arasında Anadolu İrfanı vurgularına daha çok rastlanmaktadır. Tarih yazıcılığı ve retroaktif çaba yeni mitleri ve tarihi kişilikleri yeniden […]
14 Mart 2019

Komünist Manifesto

Karl Marx – Friedrich Engels Alıntılayan: Sadık Acar Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – komünizm hayaleti. Eski Avrupa’nın bütün güçleri bu hayalete karşı bir sürek avında birleşmiş durumdalar, Papa da Çar da, Metternich ve Guizot da, Fransız radikaller de Alman polisleri de… Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf mücadelelerinin tarihidir. Özgür insanlarla köleler, patrisyenlerle plebler, baronlarla serfler, lonca mensubu yurttaşlarla kalfalar, kısacası ezenlerle ezilenler arasında her zaman çelişki vardı, bunlar birbirilerine […]
14 Mart 2019

El-Medinetü’l Fâzıla

“Mükemmel Toplumlar ve Mükemmel Yönetici”[1] Fârâbî Alıntılayan: Sadık Acar Her insan kendini devam ettirmek ve en üstün mükemmelliği elde etmek için birçok şeye muhtaç olan bir yaratılışta varlığa gelmiştir. Onun bu şeyleri tek başına sağlaması mümkün değildir. Tersine bunun için o, her biri kendisinin özel bir ihtiyacını karşılayacak birçok insana muhtaçtır. Her insan bir başka insanla ilgili olarak aynı durumdadır. Bundan dolayı insan, sahip olduğu tabii yaratılışının kendisine verilmesinin gayesi […]
14 Mart 2019

İdeal Toplum

İnsan, tarihin hemen hemen her döneminde topluluk olarak, becerebildiği ölçüde de toplum halinde yaşama gereksinimi duymuştur. Bununla birlikte insanın müşterek olarak yürüttüğü her yaşam formunda, gerek iş bölümü gerekse işbirliğinde olsun, tarihin her döneminde bir rıza ve itaat probleminin ortaya çıktığı sosyolojik bir vakıadır. Yönetim şekillerinin dönüşmesi, sınıfsal farklılıkların oluşması, iç ve dış alanlarda yürütülen savaşlara kadar aynı problemin varlığından kaynaklı birçok tarihsel fenomenin tespitini yapmak mümkündür. İtaat ve rıza […]
11 Şubat 2018

Umudumuz Var…

İnsan, güzeldir; güzeli ister. Kötüye isyanı, iyiye olan umudu da bundandır. Max Scheler, insan için “Çıplak gerçeklik karşısında ebedî isyankârdır” der. Belki de bu, sanattan dine kadar, insan tininin, tüm tarihsel süreçlerde değişmez tavrıdır. Tarihi olduran, onu var kılan da bu insanî tavırdır. Sartre’ın “Özgürlüğe mahkûmdur” diye işaret ettiği İnsanın bitimsiz varlığı, tam da olması gerektiği gibi kendini zorunlu olarak hep yeni bir istemenin, boşluğun içinde bulur. Kedi kediliğiyle muhkem […]
5 Şubat 2017

Giriş

Farklı disiplinlerde ele alıp işlenen “Kaygı Kavramı” bir anksiyete bozukluğu olarak geçiştirilemeyecek ve yalnızca buna indirgenemeyecek kadar derinliklidir. İnsanın kaygısı, gündeliğin sıkıntılarından varoluş kaygısına kadar uzanan geniş bir hatta farklı renklerde ve farklı derinliklerde karşılıklarını bulur. Eğer bir psikoloğun dilinde karşılığını aramak zorunda kalmış olsaydık belki de onun için “Güçlü bir isteğin amacıyla buluşamayacak gibi gözüktüğü durumlarda ortaya çıkan bir duygu” olduğunu diyebilecektik; veyahut toplumbilimleri sözlüğünde bir karşılık arasaydık kaygının […]
25 Ocak 2017

Dünya’yı Tahrif Etmek

“Dünyamın benim dünyam olduğu, kendini şurada gösterir ki, dilin (yalnızca benim anladığım dilin) sınırları, benim dünyamın sınırlarıdır.” Ludwig Wittgenstein Her insan varlığa sorulmuş bir soru olarak varlığın kipidir. İnsan soru varlığıdır çünkü ve kendi cevabı onun dünyasını inşa eder. Emmanuel Levinas “Soru, evrenin gönderme yaptığı inancın (doxa) kökten dönüşüm tarzıdır”[1] derken bizâtihi insan varlığını kast eder. İnsanın bir soru olarak orta yerde durması ve kendi olumsallığı ile doxa’nın duvarında yaratabileceği […]
23 Kasım 2016

Kemter Dede’nin Sohbetinden Alıntı

Akıl ilimdir, akıl deryadır, akıl arş-ı âlâdır, akıl sidret’ül müntehadır, aklın ne kadar tarifini versek imkânını bulamazdık. Akıldır insanları her türlü varlığa vasıl eden. Aklın karşısında da bir düşman var nefs-i emmare. İşte mürşid-i kâmilden, anadan değil, mürşid-i kâmilin kelâmından doğduğu zaman, işte o evlâ, o aklın aşinası oluyor. Aklın mertebesine eriyor. Çünkü Âdem’in bedeni nun harfi, şu göbek nun harfidir. Buradan aşağı yedi kat yer… Buradan buraya kadar (göbekle […]
20 Kasım 2016

Apollon Tapınağında Bir Yabancı: Friedrich Wilhelm Nietzsche

W. Kaufmann, kendi dönemlerine yabancı öznelerden bahsederken Nietzsche’den ödünç aldığı: “Derin Tin”[1]* ifadesini kullanır. Bu itibarla Kafka’yı, Kierkegaard’ı, Euripides’i, Shakespeare ve Sofokles’i örnek göstererek “Eğer çağdaşlarını doyurmakla yetinmiş olsalardı, yapıtlarına çağdaşlarının almaları olanaklı olmayan öylesine çok şeyi koymaları için bir neden olmazdı,” diye ekler.[2] Elbette bu yabancılardan biri, belki de döneminin en büyüğü F. Nietzsche’dir. Nietzsche 1900’de öldüğünde modernizmin mutlak anlam kurgusuna saplanmış eski bir balta gibi duran birçok eseri […]