Mustafa Alagöz

6 Şubat 2024

Süreç ve Tarihsel Özne

Tarihi özneler yaratır ama özneler de tarihe ve tarihten doğarlar. Öznelerin belirleyici olduğu bir süreç yani tarih, aynı olgunun basit tekrarı olamaz. Öznelerin tutkuları, amaçları ve karakterleri tarihsel sürecin ruhu ve yaratıcı enerjisi olarak görülmelidir. Her şeyin bir geçmişi vardır, ancak tarihi yoktur: Doğada sadece görünüşlerin akışı ve bu sürecin ürünü olarak ortaya çıkan olgu ve olaylar vardır. Ancak bunlar Varlığın bir süre görünüşte parlayıp yerini bir başkasına bırakarak sönümlenmesi […]
1 Temmuz 2022

Seni Kaldır Beni Kaldır…

İletişim verili beşerî durumdan insani varoluşa giden yaşamsal bir macera, tinsel bir yolculuktur. Yolculuktan kasıt bireyin değişik yönler, araçlar ve düzeylerde ilişkiler yaşamak zorunda kalıyor olmasıdır, bir arayıştır. Anlamanın ve anlaşılmanın güvenli, özgür ve üretken bir sürecidir. “İnsan iletişim varlığıdır” demek bir abartı olmaz elbette. Her insan, genel bir ayrım yaparsak, üç türlü ilişki alanında kendini deneyimler; kendi kendisiyle, diğer insanlarla ve doğayla. Bu alanlar farklı nitelikler taşıdıkları için ilişkinin […]
22 Eylül 2021

Kaygıda Hüzün, Hüzünde Kaygı

Varoluş bize bilmeceler, sırlarla dolu görünüş ve olgular evreni verir. Bilmeceler ve sırlar, bilme yetisi olan insan dışında kimsenin derdi değil.  İnsan, kâinatın özeti ve onu “kendi içinde dürülü bükülü saklayan olarak” bu derdi hep taşıyacaktır. Öyle ki tüm kâinat kendi özünü, varoluşunun tüm süreçlerini insanda toplamış ve onun üzerinden kendini bilen, bilincin aynasında seyreden ve bütünlüğe gelmiş olarak sonsuz devinimini sürdürmektedir. Bu devinim aslında evrenin enerji akışlarının görünüş kazanıp […]
10 Mart 2021

Değerler Rabbi

İnsan doğayla ayrımını algıladığı andan itibaren “algısı ile algıladığı arasında” bir bağın olduğunu sezer. İlk elden duyusal bilinç düzeyinde de olsa bunun nedenlerini, gördüklerinin gerisinde neyin var olduğunun arayışına da başlamış olur. Algının kendisi bir üçlemenin birliğidir; algılanan, algılayan ve algı. Algı, şiddeti ve biçimi ne olursa olsun daha ilkel düzeyde de olsa akla bir uyarı, baskı yapar. Ayrı ayrı görülen nesne, olay ve olgular hep göz önünde olup biter. […]
11 Mayıs 2020

Korona’nın Sopası

Doğa kuvveti kuvvet olarak durağan bir enerji deposu değildir. Onun kuvvetini enerji akışları olarak gözlemler ve deneyimleriz. Enerji akışları kaotik değil, kendince ritmik ve yasalıdır. Mekanik düzeyde etki-tepki bağlamında formlar, doğal oluşumlar gerçekleşir. Sonunda organik aşamaya geçerek çeşitli yaşam formları ortaya çıkar ve çıkmaya devam eder. Etki-tepki aslında bir peş peşe sıralanma değil, eşzamanlıdır. Her etkiyi, varlığına gerçeklik kazandıran, neredeyse kendinden kendini doğuruyor olarak beliren tepkiden anlarız. Tepki aynı zamanda […]
10 Ocak 2020

İnsan; Kıyısı Olmayan Derya

l. İnsana dair ne kadar tanım yapsak onu tüketemeyiz, çünkü hep kendisinin ötesine geçen, varlığını gerçekleştirdiği her sınırda yeni sınırlara itilen; yetinmeyen, merak eden, bilmek isteyen, huzursuz ve kaygılı bir doğaya sahip. Doğa dediğimizde belirli yetilerle yüklü ve bu yetileri gerçeğe dönüştürmeye yazgılı, hem yapıcı hem de yıkıcı olan bir “yaşayan” özgür iradeli bir varlığı anlıyoruz. Biyolojik evrim sonucu ortaya çıkan ve bilimce “homo sapiens” olarak tanımlanan bir canlı varlık; […]
3 Mayıs 2019

Algı Çok Tanık Tek

İnsan tek doğar sonra yalnızlaşır, eğer becerebilirse tekrar kendi tekliğini bilir-bulur-olur. Bu süreç insanın başlangıçta sadece sonsuz bir potansiyel, her türlü insani olanak ve yetenekle donanımlı, kendiyle özdeş saflık aşamasıyla yol alır. Başlangıçta ‘tek’lik bebeklik aşamasıdır: biyolojik olarak tam, ancak bilinç olarak bir ‘tabula rasa’, boş levhadır. Bu anlamda doğan her bebek ‘insan’ kavramının evrensel bir sureti, insanlığın bütün hallerini içinde barındıran “kadiri mutlak” olarak dünyaya gelmiş olur. Tanrı’nın Musa’ya “ben benim”, […]
15 Mart 2019

Ütopya: Ayakları Yerde, Başı Gökte

 Bu yazı 26.09.2018 tarihinde Gazete Duvar’da yayımlanmıştır Kelime anlamı “hiçbir yer” anlamına gelen ütopya gelecekle bağlantılı, varolan gerçekliği aşma tutkusudur. Özlemi duyulan bir yaşam biçimi hayalidir; dilenilen ve özlenen yaşam kurgusu, içinde bulunulan koşulların istenmeyen yanlarının, hatta tam tersinin talep edilmesidir. Ütopya, tasarımlarının ve içerdiği hayali düşüncelerin gerçekte karşılığını bulunması talebidir. Ayakları yerde, başı göklerde, gözü ufuklarda olan bir tutkudur: Ayaklarıyla yerden beslenir, göklerden enerjisini, ufuklardan umudunu alır. Ütopyada özlenen […]
6 Aralık 2018

Bir Süreç Olarak İnsan

İnsan pek çok nitelikle yüklü karmaşık bir varlıktır. Karmaşıklık onun zihnindeki tortulardan, geçici duygusal dalgalanmalarından, inançlarından ve kişiliğindeki iniş çıkışlarından kaynaklanmaz. Bunlar karmaşıklığın sebebi değil, varoluşundaki farklı yaşamsal enerji kaynaklarının uyumsuzluğunun ürünleridir. İnsan son satırı yazılmamış ve yazılamaz olan kitap gibi bitimsiz bir süreçtir. O, sürekli kendini aşma yolunda içten içe uyarılması ile bulunduğu duruma tutunma isteği arasındaki karşıtlığın bitmeyen gerilimiyle yaşar. Onun bitimsiz bir süreç oluşunun temelini bu gerilim […]