Hüseyin Topuz

10 Ocak 2020

Burası Benim…

Tarihi boyunca değişmekte ve dönüşmekte olan insanın, davranışlarına eşlik eden, eylemlerine dayanak olan düşünsel gelişimi, hak ve haklılık kavramlarının oluşumuyla başlamış olabilir. Kabileden topluma, krallıklardan demokratik parlamenter yönetimlere kadar gelinen süreçte insanların bir arada yaşaması bir düzeni gerektirmiştir. Düzen, töre ve kurallar, yasa ve hukukla sağlandı. Hepsinde en temel kavram hak oldu. Hem büyük özgürlük hareketleri ve devrimler, hem de savaşlar ve katliamlar arka planlarında hep bir hak iddiası ile […]
15 Mart 2019

Ütopya ve Hayal, Vadedilmiş Ülke ve Öte

Ütopya, Thomas More’un 500 yıl kadar önce aynı isimle yayınladığı kitabıyla birlikte kullanmaya başladığımız ve birçok dilde de aynı isimle anılan bir kavram. Grek kökenlerine dayanılarak çevrildiğinde “Olmayan Ülke” veya “Hiçbir Yer” anlamına gelen bu kavramla, kitapta anlatıldığı şekliyle gerçekte olmayan kurgusal bir ada ülkesi tanımlanıyor. Günümüzde ise hayali ve kurgusal bir yer veya fikri tanımlamada kullandığımız Ütopya, anlamı gerçeklik ve sıradanlıkla zıtlaştıkça kuvvetlenen bir kavram. Belki bu yüzden genelde […]
11 Şubat 2018

Umudun Acı Veren Kökeni

Frankfurt’un merkezi konumundaki Opera binasının ön yüzünde meydandan geçen hemen herkesin dikkatini çekecek büyüklükte kabartma bir yazı göze çarpar,” Dem Wahren, Schönen, Guten”, Gerçeğe, Güzele, İyiye. Kökleri Platon’a kadar giden bu üçlü dize, binanın Rönesans etkili mimarisine ve burada sergilenen sanatsal, görsel ve estetik temsillere uygun bir etki uyandırır. “Gerçek, Güzel, İyi “dizesinin Sanat ve estetikle bir soru işareti uyandırmayacak netlikteki uyum ve açıklığı Felsefe temelinde alındığında ise bulanıklaşır. Yüzyıllardır […]
2 Ekim 2017

Astroloji, Bilim Ve Astro Kültür

Bir ada etrafındaki denizden, bir balık ve yosun içinde yaşadığı sudan ayrı düşünülemez. Hepsi birbirleri ile türlü biçimlerde etkileşerek bir bütünselliği oluşturur. Deniz, saf bir su parçasını değil, içindeki tüm oluşum ve yaşamların tümü ile birlikte bir bütünselliği ifade eden bir kavramdır. Benzer şekilde, Evren, Gökyüzü ve Dünya’da birbirinden kopuk ve ayrışmış değildir. Yeryüzündeki canlıların ve insanların, bir parçası oldukları Gökyüzü ve Evrenle ilişkilendirilmesi çok doğaldır. Hal böyle iken, insan […]
1 Ekim 2017

“Astroloji Ve Vahdet-i Vücûd” Yazısı Üzerine Bir Eleştiri

* İzzet Erş’in Düşün-ü-yorum Bülteni 71. sayısında yayımlanan “Astroloji ve Vahdet-i Vücûd” başlıklı yazısına istinaden. “Yazılarını büyük zevkle okuduğum ve faydalandığım İzzet ERŞ’in Düşünüyorum dergisinin 2016-Kasım sayısında yer alan “Astroloji ve Vahdeti Vücud“ başlıklı yazısını okudum. Astrolojinin hayli tartışmalı olan yerini konu alan bu yazıda katılmadığım bazı hususları paylaşmak isterim. Yapıcı bir katkısı olması dileği ve sevgili İzzet’e en derin sevgilerimle..”   Astroloji ve Astronomi ayrımı ve Astrolojinin bir bilim olup […]
5 Şubat 2017

Vazgeçilemeyenlerin ve Erişilemeyenlerin Kavşağında Kaygı

Kaygı hemen herkesçe anlam birliğine varılan net bir kavram değil. Çoğu kaynak kaygı kavramını “kaynağı belirsiz korku” olarak niteliyor. Ancak bu nitelendirmenin yeterince açık olduğu söylenemez. Zihin kökeninde yerleşik korkular, kaynağı belli olsa bile çoğunlukla örtülmüş veya bilinçli olarak belirsizleştirilmiş durumda gizil kalmış olabilir. Zihnin karmakarışıklığı içinde korkuların birbirine eklenerek tanımlama ve ifade edilme güçlüğü yaratacak kadar çetrefilli hale gelmesi korkunun tanımlanmasında ayrı bir sorun. Korkuların din, inanç ve geleneklerle […]
20 Kasım 2016

Evren ve Düşünsel Boyutlarımızda Sınır Kavramı

Genel anlamı ile sınır, “ötesine” geçilebilen bir alan veya hacmin başlangıcı veya sonuysa, bu boyuttan farklı olanla belirgin bir ayrımı ifade eder. Bu durumda sınır bir ayraçtır. Ancak “ötesi olanın sınırı yoktur” gibi bir önerme ile başlangıç, bitiş ve ayracı olmayan sınırsız bir kesintisizlik veya “sınırlı olanın ötesi yoktur” önermesi ile mutlak ama kesintili (başlangıç ve bitişli) bir bütünlük iddiasında bulunabiliriz. Sınır, muğlak olmayan ve mutlak bir karşılığı olan bir […]
20 Kasım 2016

Olmakta Olanın Anlaşılan Kadarında

Sabit, durağan ve değişmediği varsayılan bir değerden veya aidiyet içeren bir kümeden ayrılma, uzaklaşma ve kopma bir tür vefasızlık ve ihanet sayılabilir mi? Hücreleşmiş aidiyetlerde tıkanıp kalmak, mevcuda tâbi olup dışarıya kapanmak tutuculuk olarak görülebilir mi? Bilineni terk etmek ve içeriye yabancılaşmak veya bilinende demir atıp dışarıdan ayrışmak ve yalıtılmak… İnsan ve toplum her iki durumda da bağlanıp kopamamak ve ayrışıp bütünleşememek arasında kendisi ve doğası ile ilişkili olmayan, olduğundan farklı […]