B Biledeğil

“Vakıf toplantılarımıza, 2001’den beri katılmaktadır, Us Düşün ve Ötesi Dergisi ve Düşünüyorum adlı yayınlarımıza verdiği katkıların yanı sıra, tüm bildiklerinin ve söyleyebileceklerinin bir özeti olarak ve kulağımıza küpe olmasını dilediği iki söz dışında, “Ne herhangi bir şey için, ne kişiler, ne de kendi için pek fazla sözü olamayacağı”nı belirten yazarımız B hakkında, “Ne Olmadıkları, Yapmadıkları, Düşünmedikleri ve Söylemedikleri” başlıkları üzerinden, hakkındaki bazı bilgileri ve vakfımızca gerçekleştirilen söyleşisini de günce(blog) sayfasından okuyabilirsiniz… Bbiledegil.com ”

Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA!

Bir şey ki, söylemesen de olur. SÖYLEME!

——————————————————————————————————

Söz(cük)leri(ni) değiştir, dünya(n) değişsin!

10 Ocak 2020

RIZÂ

Anlık(Zihin): ”İnsan Hakları” kavramı nereden başlar ya da başlatılmalıdır? B (bile değil): Tüm sözcükler ve kavramlar için geçerli olmak üzere bu kavramı da “İnsan” ve “hakkı / hakları[/hukuk]” sözcükleri olarak tek tek ve ayrı ayrı ele almamızı gerektirir. Herhangi bir nesneyi, duyu verileri olarak duyumsadıktan, durumu ya da olguyu algıladıktan sonra hem yalın, hem de karmaşık “görünümü” ile düşünsel bir seviyeye ve işleyişe çıkarmak durumundayız. Ancak bu süreçtekilere ve bazı “sonuçlarına”, -tanımlayarak ve sırasıyla- ”anlamak” ve “kavramak” diyebileceğiz. Anlık: O […]
15 Mart 2019

Bin / bir, Olmayan, Güzel Yer: “Ütopya”

Ütopya zırvasının, “bir”i de bir, “bin”i de bir! [“Binbir” sözü, “1001”, sayı/nicel ya da çeşitlilik olarak değil bin ile bir’in arasında herhangi bir ayrım/fark olmadığını anımsatmak üzeredir.] Birinin de, bininin de ol(a)madığı, “güzel yer”. “Ütopya”[< Yun. ou: olmayan | eu: güzel | topos: yer] Anlık(Zihin): Gelecekte de mi? B (bile değil): Evet! «Gelecekte» de! Anlık: Neden? B (bile değil): Bugün de geçmişteki olumlu/olumsuz hayallerin, gerçekleşmiş olduğu «gelecek» değil mi? Anlık: Evet. Dolayısıyla? B (bile değil): Bugün, ayakları/araçları […]
11 Şubat 2018

Ümit Yitimi

Ümit yitimi… İnsanın, içinden çıkamadığı, olumsuz yaşamsal koşullarında düştüğü durumun adı… Kişi, eğer doğa koşulları kadar baskın durumlarda, aklını nasıl yöneteceğini ve yeterince sakin kalmayı beceremezse ümit yitiminin sonucu olarak ve kendine yakıştır(a)madığı bu yetersizlik durumuna düşmenin düşüncesi ise utanç ve de bununla birlikte, tüm gücünü tükettiğine inanmaya başlamanın sonu ise yok oluştur yani ölümdür. Hayvan ve insanların, var olabilme temel aracı olan korku ile sadece insanın, usunu kullanabilmesiyle sahip olduğu ümit edebilme üst olanakları ve çeşitli olasılıklar, korku […]
3 Ağustos 2017

“YOK” değil/yerine “VAR DEĞİL”

Bazı kültürlerde, günlük dilde ve felsefede “Değil-leme” yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği’nde “YOK” sözünün kullanılmamasıdır. “Yok”, kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, “yok” sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir şekilde belirterek, uyarır o kişiyi. Yoksözünü kullanmak yerine “Var değil”, “Hak getire”, “Hak vere” sözleri kullanılır. Aynı şekilde “Bitti” yerine de “Bereketlendi” kullanılır. (aynı zamanda “Bitirmek” yerine “Tamamlamak” sözcüğünü kullanmak […]
3 Ağustos 2017

Kendinize Sorun!

Tüm ilişkilerde temel olan iki faktör, Paylaşım ve İletişim’dir. İster eş, ister ebeveyn-çocuk, ister işveren-işçi, isterse sosyal ilişkiler olsun, paylaşım ve iletişimin varolduğu derecede bir ilişkinin boyutundan bahsedilebilir. Kullandığımız sözcüklerin ses, nüans, vurgu, tonlama değerlerinin anlamsal önemi çok büyük olmasının yanı sıra, jest, mimik ve tutum gibi fiziksel belirtilerle bir anlam bütünlüğü oluşmaktadır. Ancak daha sonra sözcüğün kendi taşıdığı anlam, sadece %10’luk bir kısmını kapsamaktadır. Zihinde oluşan herhangi bir imgenin, […]
3 Ağustos 2017

Sizin De Misyonunuz Olsun “Misyonun Ne?”

Hayatımız bir çok kavramlar ve değerler örgüsü içinde devam ediyor. Özel, sosyal, ekonomik şartlar ve ilişkiler içinde farklı seviyelerde devam eden süreçler var. Bu şekilde, devam etmesi gereken yaşam ve koşullara ayak uydurmak üzere belirli roller ve sorumluluklar verilmiş/alınmış. Kendi yapımıza uyumlu veya uyumsuz şartlar içinde, ister kendimize uygun gördüğümüz ya da kendi tercihimiz olan, ister çevrenin etkisiyle yürütmek durumunda olduğumuz işlerimiz var. Öğrenim ve eğitim sürecimizi tamamlayarak yeterli ve içinde bulunulan […]
5 Şubat 2017

Kaygı değil/yerine Saygı

Yaşamımıza, varoluşta ve doğada, herhangi bir canlının, varoluşunun sürekliliğini sağlamak üzere, özünde işleyen ve gerekli olan KORKU ile ancak “insan”ın yaşam alanında bulunan, fakat tek bilgi, bilinç ve gücümüz olan, ne yapmayacağının bilgisi [direnç/ihtiyâr] ile gereksiz ve işletilmeyebilecek bir sürecin, yani “KAYGI”nın farkını, sürekli anımsayarak devam edebiliriz. Hepimizin, her zaman, zemin ve koşulda, herhangi bir konuda düşünebilmesi için, konunun ya da durumun kökenini, sürecini/tarihçesini, farklarını, terimlerini ve kavramsallığını bilerek ve de anımsayarak […]
25 Ocak 2017

Kendini (sınır[lar/ın]da) Tanı!

Sınır” sözcüğünü, şu dönemin, ancak kısa yazı “okuyucuları” için sınırlanmış olması gerektiğinin bilinci ve kabulüyle başlatayım fakat değinilmesi gereken başlıkların paylaşımı için “çerçeve”(lendirme) sözcüğünü kullanmayı yeğleyerek başlayalım, sınırlara olan yolculuğumuza. Varolan(lar)ın dikkate alınmasıyla başlamak durumundayız, herhangi bir sınırdan ve/veya “sınır” kavramından bahsedeceksek. Evrendekileri ve kendimizi, duyularımızla, daha çok da dokunabildiklerimiz, görebildiklerimiz üzerinden algılamaya başladığımızı ve düşünebilmeyi becerebildiğimizi göz önünde bulundurursak, bir şeyin varoluşunun dibinde ve/veya öteki ucunda, “yokluk” ile de en belirleyici olan ve olması gereken sınır(lar)ımızı da anımsamak zorundayızdır. Varoluşumuzun, kısa sürede yok […]