Atatürk ve Geometri

25 Ocak 2017
Sayı 06 - Kasım 2010

Cumhuriyetin ilk yıllarında bilimin önemli bir alanı olan geometri, eski terimle Hendese, Arapça ve Farsça okul programlarından kaldırılmış olmasına rağmen, Arapça kök ve eklerle yapılmış bilim ve teknoloji terimleri geçerliliklerini korumuş, “zâviyatân-ı mütekabiletân-ı dâhiletân” (İçters Açılar) gibi tanımlamalar tekerleme olarak kalmıştı.

Örneğin, “Müselles-i mütesâviyül adlâ” tanımlamasını çözümlemeli olarak Cumhuriyetin ilk yıllarında kim anlayabilirdi? Anlayış yolunun açılması açısından kelimelerin kök anlamına gidilerek bu tanımlama Atatürk tarafından “eşkenar üçgen” olarak düşüncemize konu edilmiştir. 

Ulu Önder 1936 yılının sonbaharında Türk Dil Kurumu Başuzmanı Agop Dilaçar ile geometri çalışmaya başlar. Fransızca kaynakların da incelenmesinden sonra yazılacak geometri kitabının genel tasarısı çizilir.

Bir süre sonra Agop Bey ayrılır ve Atatürk aynı yılın kış aylarında çalışmaya devam eder. Bu emeğin sonunda geometrik tanımlamalar, teoremler ve varsayımlardan oluşan 142 maddelik bir geometri kitabı oluşur.

Bugün de kullandığımız birçok geometri terimi, işte bu kitabın inşası sırasında üretilmiştir. 

İşte sizlere birkaç örnek:

Açı, Açıortay, Alan, Artı, Beşgen, Boyut, Bölü, Çap, Çarpı, Çekül, Çember, Dışters açı, Dikey, Dörtgen, Düşey, Düzey, Eğik, Eksi, Eşit, Eşkenar, Gerekçe, İçters Açı, İkizkenar, Kesit, Konum, Köşegen, Oran, Orantı, Paralelkenar, Taban, Teğet, Toplam, Türev, Uzam, Uzay, Üçgen, Varsayım, Yamuk, Yatay, Yöndeş vb.