Atatürk Üzerine…

3 Eylül 2016

Muhabbetullah çiği pişirir. Hak dostları böyledir. Anadolumuz ve Türk toplumu, tarih boyunca bu büyük insanları çok fazla doğuran bir annedir. Hiçbir ülkede ve toplumda bizim kadar Allah dostu çok olmamıştır ve olmayacaktır. Onun için Türk kelimesi büyük, yüksek, âli ve güzel bir kelimedir.

Türk’ün karakteri yüksektir. Atatürk bu gerçeği görmüş, “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır; zekidir,” diye övgüyle hitap etmiştir. Sonunda bir mutluluktan söz ederek, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” demiştir.

Bunu neden görmüyorlar ve onu suçluyorlar? Atatürk kimseye “Ben peygamberim,” demedi. “Sen peygambersin,” diyenler oldu. Ama o, elinin tersiyle bunları ittirdi: “Hayır! Ben askerim. Komutanım,” dedi.

Kütahya istasyonundan tren geçerken Atatürk, trenin kompartımanında biraz eğlenir. Halk Atatürk geçiyor diye istasyona hücum eder. O günün Maarif Müdürü:

“Hey Kütahyalılar! Şehrimize peygamber geldi,” diye karşıdan bağırır. Atatürk, kompartımanda bu sözü duyunca:

“Defedin şu mürâîyi! Sokmayın şuraya. Ben peygamber değilim; ben askerim. Komutanım,” der.

Bu sözü, Atatürk’ün iki metre kadar yakınında bulunan babam Lütfi Bey duyar. Ben de ondan dinledim.

Bütün kötülükleri ona çıkarmamak ve mal etmemek lâzım. Elbette onun da eksiği, kusuru vardır. Nihayet beşerdir; peygamber değildir. Ama yaptığı büyük hizmetler vardır. Öne düşmüştür.

Anadolu’nun o günkü manevî ricali, onu bu işe münasip görmüştür ve seçmiştir. O, arkasında binlerce Mehmetçik ile yüzlerce komutanla rahmet-i ilâhî, şefâat-i peygamberi ve himmet-i pirânla bu vatanı düşmanlardan kurtarmıştır.

Azizim Hoca Mustafa Efendi (k.s.), bir gün bu büyük Türk kumandanı ile ilgili şu gerçeği ifade buyurdular:

“Oğlum, Atatürk’ün kaputunu örtünerek Kocatepe’de kayaların üstünde uyurken çekilmiş bir fotoğrafı vardır. Sen, onu gördün mü?”

“Evet azizim, gördüm.”

“İşte oğlum, o taşların üzerinde uyumadan önceki Mustafa Kemal’ le uyandıktan sonraki Mustafa Kemal farklıdır. O uyku anında iken Anadolu’nun erenleri ve erbâb-ı kemâl teveccühte bulundular. Uyandığı zaman ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!’ sözünü söyledi.

Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Niye Atatürk, başka paşalar yok muydu? Azizim Hoca Mustafa Efendi’nin (k.s.) ifadesiyle bu sorunun cevabını verecek olursam:

Mustafa Kemal, yapısı itibariyle şecaat ve metanet sahibi bir kişiliğe sahipti. Bunun böyle oluşunu da teğmen rütbesini taktığı andan itibaren birçok savaşların içine girip hepsinden muzaffer olarak çıkmasıyla göstermiştir.

www.halveti.net