Altın Şiir

Sayı 49 - Haziran 2014

Fena ihtiraslarına hakim olmayı öğren

Doğru ol, unutma ki ölüm var

Hayatta kolayca kazanılan mal

Ve saire kolayca mahvolabilir

Haydan gelen huya gider

Talihin getirdiği felâketlere gelince,

Bunlara çaresiz boyun eğ,

Dayan ve onları mülayimleştirmeğe çalış

Kadere keder olmaz

Ma’budlar, hükmü en zalimlere bırakmaz

Hatanın da -gurur gibi- âşıkları vardır

Filozofun, tasdiki de reddi de ihtiyatlıdır

Eğer bir hataya düşerse bir daha düşmez.

Sözlerimi dinle ve kalbine nakş et!

Gerçekleşmemiş şeylere göz ve kulaklarını kapa

Başkasını taklid etme, kendin düşün.

Kendin karar ver, hür bir surette,

Bırak, sebepsiz ve gayesiz olarak deliler hareket etsin

Sen, Hal’de istikbali görebilmelisin

Bilmediğin şeyi yapacağını iddia etme

Öğren! her şeyi zamanla başarırsın

Sıhhatini gözet! her şeyde i’tidali unutma,

Beden için gıdada, ruh için dinlenmede,

Sabah gözlerini açınca, o gün yapacağın işleri düşün.

Ne yaptığını, ne unuttuğunu düşünmeden asla yatma.

Eğer iyilik ettinse, her gün onda ısrar et!

Öğütlerimi düşün, sev, izle,

Bunlar seni ilâhi fazilete götürür.

Öyle ki hakiki doğruluklar üzerine aydınlanan

Kalbin boş arzularla çarpmaz,

Göreceksin ki insanları hırslandıran fenalıklar,

Kendi seçmeleridir, ve bu bedbahtlar, saadetin kaynağını

Kendilerinden uzak yerlerde aramaktadırlar.

Mutlu olmayı pek az insan bilir,

Çoğu ihtiraslarının oyuncağıdır,

Uçsuz bucaksız bir deniz üstünde, zıt dalgalar arasında

Körleşmiş bir halde yuvarlanırlar ve fırtınaya,

Ne mukavemet edebilirler ne de bir kenara çekilebilirler.

Onlar bunu, “Allah’tan” derler.

Fakat hayır: Hakikati görmek,

Doğruyu, eğriyi ayırd etmek,

Soyu ilâhi olan insanlara özgedir.

Tabiat onlara koldaştır

Sen ki bu hakikati biliyorsun ey hâkim ve mutlu insan!

İyilik limanında kal.

Benim kanunlarımı işle: Yaşının sürükleyeceği fenalıklardan çekin,

Aklın daima “Ben”ine hâkim olsun,

Ancak bu suretle yüksek aydınlıklarda

Ölümsüzlerin arasında, sen de bir Ma’bud olursun!”