Alevilik Üzerine Yapılan Çalışmalarda Tanım ve Yöntem Sorunu

Sayı 43 - Aralık 2013

Son yıllarda Alevilik ve Aleviler üzerine yapılan çalışmalardaki artış dikkat çekicidir; artışın yaşandığı alanlardan biri de akademik alandır. Ülkemizde “Alevilik” üzerine yapılan ilk tez çalışması 1994 yılına aittir ve 2011 yılına kadar bu konuda yayınlanan tez sayısı yılda bir iki tane iken, 2011 yılında bu sayı yediye çıkar.[1] Aleviliğe dair yakın zamanda yapılan akademik çalışmalardan biri de 3-5 Ekim 2013 tarihleri arasında Bingöl Üniversitesi’nin yürütücülüğünü ve ev sahipliğini üstlendiği “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu” olmuştur. Uluslararası olması bakımından önem taşıyan bu sempozyumdaki bildiri başlıklarının neler olduğunu merak edenler http://www.bingol.edu.tr/media/90638/alevilik-sempozyumu-programi-kitapcigi.pdf adresine başvurabilirler. Alevilik konusunda yapılan çalışmaların çoğunun yabancı bilim adamları tarafından yapılıyor olması[2] düşündürücü ve ülkemiz açısından üzücü olmakla birlikte son yıllarda Aleviliğe yönelik bilimsel merakımızın dozajındaki artış sevindiricidir. Fakat Aleviliğe dair yapılan çalışmalarda karşımıza iki sorun çıkar: Tanım ve yöntem sorunu.

Bilimsel bir araştırmacı çalışmasına, incelediği nesnesinin nesnel tanımını yaparak başlar; nesnesini neye göre tanımladığını belirterek referanslarını ortaya koyar. Ortaya konulan bu tanım da bilim otoriteleri tarafından kabul gören bir tanım olur. Post-modern sosyal araştırma yöntemlerinde dahi araştırılan şey’in tanımı –bu tanım o anki araştırma anına özgü kılınsa dahi– yapılır. Konu Alevilik olunca tanım konusunda yaşanan karmaşa araştırmacının da kafasını karıştırmaktadır. Çünkü “Alevi” olduklarını iddia edenler arasında dahi Aleviliğin ne olduğuna dair ortak bir tanıma varılamamıştır. Buna bir örnek teşkil etmesi açısından, Alevi olduklarını iddia eden Pir Sultan Abdal Dernekleri ile Cem Vakfı’na bağlı Cemevlerinin Aleviliği tanımlayışlarının birbirlerinden farklı olduğunu hatırlayabiliriz.[3] Bu durumda araştırmacı, Alevi örneklem grubunu tanıtırken, grubun adını yalnızca “Alevi” olarak belirtmemeli, mutlaka özel olarak o grubu betimleyen başka bir ön ad kullanmalıdır. Araştırmacılar, hangi Alevilik anlayışı ve hangi Aleviler ile çalıştıklarını mutlaka izah etmelidirler. Bu gereklilik, aklımızın bulanmaması içindir.

“Alevi” kelimesinin işaret ettiği zümrenin yüzyıllar içerisinde değişiklik geçirdiği, 13. yy.da Hz. Ali’nin soyundan gelenler için, 18. yy.da belli bir inanca sahip zümre için, günümüzde ise Alevi anne-babadan doğanlar için kullanılan bir kelime olduğu ifade edilir.[4] Aleviliğin kaynağına ve tanımına dair yine farklı açıklamalar yapılır; Aleviliğin, Türk Şamanizm’inden; Zerdüşt kökenli gayri İslami inançtan; Yaseviyye kökenli tasavvuf geleneğinden geldiği yönündeki iddialar, farklı açıklamalardan birkaçıdır.[5]

Yapılan bu farklı tanımlamalar karşısında şu soru sorulabilir: Tanımlama yapılırken, kimler ve hangi kaynaklar referans alınmıştır ve doğru referans noktası gerçekte kimdir/nedir ya da kim/ne olmalıdır? Alevilik, Alevi kültürünün içine doğmamış, yani bu kültürü deneyimlememiş ve deneyimlemeyen kişilerce tanımlanabilir mi? Alevilik, eğer “dışarıdan” olanlar tarafından tanımlanırsa o tanım ne kadar güvenilir olur?

Bu yazıda, Aleviliğin ne olduğunu tanımlama hakkının Alevi geleneğini “deneyimleyen”lere ait olduğu öne sürülmektedir. Çünkü Alevilik, bir “deneyimdir”; içine dâhil olmadan, dışarıdan incelenebilecek ve ne olduğu ilan edilebilecek bir “şey” değildir. “Alevi” olanlar da o geleneği deneyimleyenlerdir; bu deneyimi yaşamadan “Ben Aleviyim” demenin hiçbir geçerliliği yoktur.

Peki, günümüzdeki farklı Alevilik tanımları ortak bir ilke altında birliğe getirilebilir mi? Eğer öyleyse bu ilke nedir? Bu yazıda, Aleviliğe dair ileri sürülen tanımlamalardan, tarihsel gerçekliklere ve akli hakikatlere aykırı olanların kabul edilemez olduğu ve öne sürülen Alevilik anlayışlarından, kaynağa en yakın olanının, tarihsel gerçekliklere ve akla en uygun olanı olduğu ileri sürülür.

Alevilik araştırmalarında tanımsal sorunların yanında yöntemsel birtakım sorunlar da yaşanır. Abdülhakim, Alevilik üzerine Sünni mezhebinden olanların yaptıkları çalışmaların çoğunun Alevi kaynaklarına ve Alevi hocalarına dayanmadığını; Sünni araştırmacıların çalışmalarını kendi Sünni kaynaklarına dayanarak yaptıklarını söyler.[6] Yalnızca Sünni kaynaklardan ve Sünni hocalardan yararlanarak Aleviliğe dair çalışmalar yapmak yararsız ve gereksiz bir çalışmadır; bu tarzda bir yöntemin bize sağlayacağı tek yarar Sünni geleneğin Aleviliğe bakışının ne olduğunun bilgisi olur.

Başka bir yöntemsel sorun ise Alevilerden veri toplama konusunda yaşanabilmektedir. Alevi olmayan ve Alevilerle araştırmalar yapan araştırmacılardan bazıları, Alevilerin, Alevi olmayan araştırmacılarla konuşmada çekimser davrandıkları için veri toplamada sıkıntı yaşayabildiklerini ifade eder. Bu durum bize şu soruyu sordurur: “Alevilerle ilgili yürütülen bir araştırmada istenilen düzeyde ve kalitede veri toplamanın önkoşulu araştırmacının o kültürü bilen ve deneyimleyen biri olması, yani Alevi olması mıdır?” Alevi toplumu içine kapalı bir toplum olduğu için, Alevilerle yapılan bir çalışmada Alevi bir araştırmacının katılımcılara ulaşma şansı çok daha yüksektir. Bu durumu açıklamada sosyal psikoloji teorilerinden de faydalanılabilir. Bu yazıda, Alevilerle yapılan saha çalışmalarında veri toplamada sıkıntı yaşanmaması için yöntem olarak katılımcılarla Alevi araştırmacıların görüştürülmeleri önerilir.

Netice itibariyle, Aleviliğe dair bir çalışma yürütürken Aleviliğe dair var olan kavram karmaşası ve karşılaşılabilecek yöntemsel sorunlar göz önüne alınmalı; Aleviliğe dair sunulan çalışmaları okur/dinler iken de Aleviliğin kime göre, neye göre, nasıl ve dahi hangi amaçla tanımlandığı mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.


Referanslar:

[1]  (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/)

[2]Gülizar Cengiz, “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu”, Bingöl, 2013.

[3]  Abdülkadir Yeler, “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu”, Bingöl, 2013.

[4]  Dursun Gümüşoğlu, “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu”, Bingöl, 2013.

[5]  Hiroki Wakamatsu, “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu”, Bingöl, 2013.

[6]  Ferhat Abdülhakım, “Geçmişten Günümüze Alevilik: 1. Uluslararası Sempozyumu”, Bingöl, 2013.