Ahmed Kuddûsî Divanı

23 Kasım 2016
Sayı 24 - Mayıs 2012

Ârif olamaz her hoca ilmi kesîr olsa dahi

Kâmil olamaz her hoca şeyh-i kebîr olsa dahi

Işksız gidilmez bu yola giden ulaşmaz menzile

Gelmez hulûs bî-ışk dile âbid fakîr olsa dahi

Kal ehli olmaz ehl-i hâl bilmez nedir râh-ı visâl

Var pendi sen âriften al merd-i fakîr olsa dahi

Zâhid heman sûret bezer virmez kemâl tac u kemer

Her kim ki ışkdan bî-haber kördür basîr olsa dahi

Âşık olan nâsdan kaçar çün bilmez ol bir gayrı kâr

Işk oduna dâ’im yanar emr-i asîr olsa dahi

Işksız kişide yok safâ kalbinde yerleşmiş riyâ

Sevmez o gümrâhı Hudâ kûtlı şa’îr olsa dahi

Ârif ili a’lâ bilür özini pek ednâ bilür

Her gördiğin etkâ bilür şâh u vezîr olsa dahi

Yirmez Hudânın kulların ta’mîr ider gönüllerin

Tutar düşicek ellerin bekler hakîr olsa dahi

Sâlikleri irşâd ider vîrânları âbâd ider

Nâçârlara imdâd ider cemm-i gafir olsa dahi

Ey zâhid-i bî-hüzn-ü gam verme Kuddûsîye elem

Çünki anı itmiş hakem âşık sagîr olsa dahi

 

Sözlük:

Kesîr: Bol, Türlü

Kebîr: Büyük

Hulûs: Saf, Arı

Bî-Işk: Aşksız

Râh: Yol

Visâl: Kavuşma

Pend: Nasihat, Öğüt

Zâhid: Din için dünyayı önemseyen

Asîr: Ağır, Güç

Gümrâh: Yoldan çıkmış

Ednâ: Pek aşağı

Etkâ: Takva sahibi

Yirmez: Yermez

Hakîr: Aşağı, Önemsiz

Âbâd: Şen, Mamur

Cemm-i Gafir: Büyük çoğunluk

Sagîr: Küçük

Kaynakça:

Kuddûsî Divanı

Doç. Dr. Ahmet Doğan / Akçağ Yayınları