Ahasuerus

Sayı 93 Temmuz – Ağustos 2020

kurgu türü birtakım hikâyeler’ deyazdığım seha ver adlı kurgu türü bir öyküde, ahasver ‘e göndermeler yapmıştım. hikâyedeki kahraman (seha ver) tarihte sözü edilen, isa’yı kışkırtan antagonist bir tipten ziyade bedduaya uğramış bir zavallının ve yine analojik olarak, onun kadar uzun sefil ve sefih bir yaşamı bir türlü ölemeden sürdürmesinin hikâyesiydi..

ebediyen yaşamaya mahkûm edilen tarihteki ilk kardeş katili kain, sonsuza dek sürse de, ümit burnu’nu geçmeye and içen uçan hollandalı gibi işte bu ahasver’in ebedi yaşama mahkûm esrarengiz hikâyesini, bildiğim halde, hikâyemi yazdıktan sonra yine de tamamını merak ettim.. 

ahasver ya da ahasuerus ya da cartaphilus; sırtında koca tahta haçla yokuşu çıkarken bir lahza durup dinlenen isa’ya “daha çabuk isa, daha çabuk. sallanıp durma!” sözleri ile kışkırtması üzerine isa’nın ona sert bir yüz ifadesi ile şu cevabı verdiği söylenir: “ben durup dinleneceğim, ama sen son günlerine kadar yürüyeceksin.”

ve ahasver, gezgin yahudi, ya da cartaphilus her yüz sene sonunda yeniden otuz yaşına geri döner ve cebindeki elli kuruşla eziyetli ölümsüzlüğü böylece sonsuza kadar devam eder..

ahasver’e gezgin yahudi, ebedi yahudi de denebilir.. diğer isimleri: eternal jew, der ewige jude, juif errant.. vs..

1228’lerde ingiltere adasını ziyaret eden ermeni bir başpiskoposa aziz albans manastırı mensupları, isa ile konuşan aramithea’lı yusuf’un el’an hayatta olup olmadığını sorarlar. ermeni başpiskopos böyle bir ermeniyi tanıdığını, isminin cartaphilus ve aslında yahudi bir ayakkabı tamircisi olduğunu ve yukarıda da yazdığım konuşmanın bu yahudi ile isa arasında geçtiğine tanıklık eder.

aşağıdaki kutsal kitaptan alınan birkaç ayette ise ahasver’e, on üçüncü asırdan çok önce isa tarafından, işaret edildiği varsayılabilir..

1. yuhanna’nın kitabında (21:20-23) isa’nın “ben gelene kadar kalmasını istersem, senin için ne önemi var.” [1]

2. jehoshua gilboa’ya göre hoşea 9:17’deki: “tanrım onları reddedecek çünkü ona itaat etmediler; uluslar arasında gezgin olacaklar.”

3. matta 16:28’de ise “gerçekten size söylüyorum, burada duran bazı insanlar, krallığın oğlu’nun krallığında geldiğini görmeden ölümü tatmayacaklar.”

başpiskopos ayrıca bu cartaphilus’un o zamandan beri iseviliği kabul edip devamlı dualar edip münzevi bir hayat sürdüğünü de anlatır. 1252’de benedikt keşişi parisli matta (matteu) bir kez daha roger of wendover’in tarihine atıfta bulunarak, olayı doğrular. daha sonraları ise guido bonatti gezgin yahudinin forli, italya’da ve daha sonraları da viyana ve diğer yerlerde görüldüğüne şahadet edilir.

isa tarafından lanetlenmiş ve günlerin sonuna kadar oradan oraya durmadan gezmeye mahkûm edilmiş böyle fiktif  bir şahsın, yeni ahitte, ismen bahsi geçmez. ahasver efsanesi ya da söylencesi ilk olarak yukarda da bahsedildiği gibi on üçüncü asırda ortaya çıkar.

gezgin yahudi – gustave dore

söylenceye göre ahasver, daha o zamanlar isa’nın bir kâfir olduğuna inanarak onu sanhedrin’ e, leviler’ e ve kohanim ‘e şikâyet ve ihbar ederek ve böylece pontus pilatus tarafından da çarmıha gerilmesine ön ayak olduğudur. isa’nın, ahasver’in kapısı önünde bir an tevakkuf eylemesi esnasında onu kışkırtarak yürümesini söylemesi, herhalde isa namına sırtına yüklendiği bu günahların sonuncusu olsa gerek..

diğer taraftan daha sonraları vaftiz olup pişmanlık duyduğu söylenir. ve gittiği her yerde başından geçenleri (para mukabili olmadan!) hikâye eder. pişmanlığı ve dine dönüşünün bir işareti olarak da kendisine atfedilen birçok isimlerden biri olan cartaphilus ise (sevgili-sevilen) anlamına geliyor..

prusya’da 1843’lerde tartışma konusu olan ve bruno bauers tarafındankaleme alınan yahudi meselesi başlığı altındaki mütaalalara constantin frantz ‘ın yaklaşımı, ahasver olayına ya da söylencesine daha başka bir açıdan bakmamıza neden oluyor..

frantz:

“yahudi halkının kendisi ebedi yahudi’dir. kurtarıcıyı reddetti.. ve bu yüzden tüm dünyaya dağıldı ve hiçbir yerde dinlenemiyor; diğer halklarla kaynaşmak ve böylece geçmişini silmek istiyor.. ve fakat yapamıyor.”

her ne kadar ikinci dünya savaşından sonra katolik kilisesi, tanrının oğlu isa’ya karşı yahudilerin işlemiş oldukları günahı (!) affederek bir antlaşma yapmış olsa dahi, constantin frantz’ın bu konudaki saptaması halen geçerli..

hiçbir yerde dinlenemiyorlar..

protogonistleri (ya da antagonistleri) ahasver bile..

bir başka husus…

gezgin yahudinin isa’yı kışkırtması ya da alay etmesi her ne kadar bir efsaneyse de, yeni ahitte isa ile üç kez alay edildiğini apostollar teyit ederler.

birincisi san hedrin’deki suçlanması esnasında olur. gözleri bağlı isa’ya vururlar ve madem kehanetlerde bulunuyorsun, söyle bakalım kim vurdu sana” diyerek alay ederler. (lukas 22:63)

ikinci kez pilatus tarafından mahkûm edilen isa’nın omuzlarına, bir asalet, bir kraliyet nişanesi olarak (mark 15:17) ve eline de asaleti temsilen bir asa, bir sopa verir askerler. ve seslenirler “yaşasın yahudilerin kıralı!” (matta 27:29). daha sonra tükürüp kafasına vururlar..

üçüncü olay isa omuzlarında haç yukarı kranion’a (calvarie) doğru çıkmaya başlarken etraftakiler seslenirler “başkalarını kurtardı. ama kendisini kurtaramadı. israel’in kıralı.. mesih.. in bakalın o haçtan aşağı. in aşağıya ki biz de sana inanalım.”

yeni ahitte, havarilerin aktardıkları bu üç olayın, daha sonraları gezgin yahudi efsanesinin doğmasında, anlatılmasında bir etkisi ya da bir ilgisi, esinlenme bir bağlantısı var mıdır yok mudur acaba.

şunu düşündüm; isa ile çeşitli yerlerde onca alay edenlerin ilahi bir gazaba uğramadan kurtulmaları.. ve zamanlar nihayetinde; zaten unutulan bütün bu alayların altına, koyu bir çizgi çekilerek hesabın bir şekilde böylece kapatılıp, topyekûn bütün günahların bir ayakkabıcı yahudinin ve onun ırkının sırtına yüklenmesi…


the wandering jew (1983), painting by michael sgan-cohen

isa  pilatus’un önünde, mihály von munkácsy, 1881



[1] ayet, daha çok isa’ya gönülden bağlı olanların, havarilerin ebedi hayatları olacağı şeklinde de tefsir edilebilir.